Ne güzeldi çocukluğumuzun bayramları…

Dönme dolaplar, üç tekerlekli bisikletler, elma şekerleri, rengarenk balonlar, gıcır ayakkabılar, terziden son arife günü alınan takım elbiseler, gerçek bayram sevinci yaşatırdı çocuklara…

Büyüklerimiz hep duyarlıydı…

Can sıkıcı olaylar karşısında bile, ‘’Durun bakalım, önce ağız tadıyla bir bayram geçirelim’’ derlerdi. Askıya alınan sorunlara da bayramın sonunda da öyle veya böyle akılcı çözümler bulurlardı.

SAKİN SAKİN SOHBET EDEMEDİK DUTLAR ALTINDA

Her günü, her sahuru, her iftarı siyaset ve seçim malzemesi yapılan bir Ramazan ayının ardından bu bayramı ağız tadıyla geçirebildik mi acaba?…

Hiç sanmam…

Çünkü ekranlar, gerilim filmi gibi gerdikçe gerdi insanlarımızı…

Dutlar altı kahvelerinde, ara sokaklarda, Sığacık restoranlarında oturup sakin sakin sohbet edemedik doğru düzgün…

Karşı partiyi destekleyen, bizim adayımıza veya partimize düşmanca bakan hemşerilerimize biz de öcü gibi baktık günlerce.

Özellikle ellerine tutuşturulan afişleri, pankartları asan gençleri yine düşman kamplara ayırdık.

MİLYONLARI PARÇA PİNCİK ETTİLER

Oysa aynı sokakta birlikte oynamıştık çocukluğumuzda…

Bayram sabahlarında daha namaz surelerini bile tam ezberleyemeden büyüklerimizle birlikte saf tutmuştuk camilerde…

Akkum Plajı’nda, Ürkmez’de birlikte denize girmiş, birlikte balığa çıkmıştık. Teknelerle Kokar’a kadar birlikte açılıp birlikte olta atmıştık derinliklere…

Sonrasında sağcı-solcu, sunni-alevi, Türk-Kürt, laik-dindar, yerli-yabancı, devrimci-revizyonist, başı açık-başı örtülü diye parça pincik ettiler bizi.

Bu bayramı da gerilim filmi senarist ve rejisörleri yüzünden ‘ağız tadıyla’ geçiremedik bir türlü…

AMAÇ KEMİKLEŞMİŞ TABAN YARATMAK

Sevgili arkadaşlarım,

Sevgili kardeşlerim,

Niyet belli.

İttifak partileri, kendilerine ‘kemikleşmiş taban yaratmanın’ derdinde… AK Parti bu konuda birkaç adım önde…

CHP, Saadet, HDP, Vatan Partisi ve MHP’nin belirli oranda kemik oyu var… Milliyetçi tabana dayanan ve merkez sağdaki boşluğa talip olan İYİ Parti ile yeniden ayağa kalkma çabasındaki DP’ye bu konuda biraz zaman gerekiyor.

Gelin; özgür düşünen, iradesi güçlü, sağduyulu kişiler olarak hiç kimsenin, hiçbir partinin kurşun askeri, tetikçisi, emir kulu olmayalım, sandıkla aramızdaki gönül bağını vicdanımıza danışarak kuralım…

KİMSEYE DÜŞMAN OLMAYIN

Hiçbir partiye veya parlamentere karşı ön yargılı, düşman olmayın ama şunları da kendinize mutlaka sorun?

‘’Çocuklarımız üç kuruşluk emekli maaşı almak için 65 yaşına kadar çalışmak zorunda bırakılırken, bizi siyaseten gerenler, sigortalılık süresi içinde sadece iki yıl milletvekilliği yapanlara kıyak emeklilik fırsatı tanıyan yasanın altına birlikte imza atmadılar mı?’’

‘’Vatandaş, hastaneye, reçeteye yığınla katkı payı öderken, milletvekillerine, milletvekili emeklilerine ve yakınlarına sağlık alanında sıfır katkı imkanını el birliği ile hayata geçirmediler mi?’’

’Vatandaş, vize için elçilikler önünde günlerce kuyrukta beklerken, kendilerine ömür boyu diplomatik pasaport ayrıcalığı için parlamentoda birlikte parmak kaldırmadılar mı?

Meydanlardaki kalabalıkların kolay kolay elde edemeyeceği yaşam standardına yönelik düzenlemeleri kendileri için bir çırpıda çıkarmadılar mı?..

‘’Evet çıkardılar’’ diyorsan, her konuda Anayasa Mahkemesi’nin kapısını çalan muhalefete de ‘’Bu konuları niye yüksek mahkemeye götürmedin’’ diyebiliyorsan biraz düşün.

Tamam, benim de her partiden sevdiğim, saygı duyduğum, bir kısmı ile görüştüğüm siyasetçiler de var. Sen de partine, milletvekillerine, yöneticilerine kin ve nefret duyma, asla düşmanlık besleme ama yukarıda bu menfaat birliği varken; tabanda, komşunu, kardeşini, arkadaşını, tanıdığın veya tanımadığın karşı görüş sahibini kendinden farklı görme…

Aynı coğrafyayı paylaşan, aynı dili konuşan, aynı Allah’a inanan, aynı havayı soluyan, aynı suyu içen, aynı pazardan alışveriş yapan kişiler olarak kaderinin bir olduğunu, sana dağıtılan veya vaat edilen zerreciklerin birer seçim ulufesi olduğunu düşün…

Olan biteni, siyaseti, sorgula ve düşün güzel kardeşim…

Düşün ve kamplaşma, her koşulda dostluğu, kardeşliği savun.