Seferihisar Emlak

Başı ve sonu olan her olaydaki gibi belediye başkanlıklarında da bir dönemin sonuna gelindi. Kaçıncı kez olursa olsun 2014’te başkanlık koltuğuna oturanların görevi 31 Mart 2019’da sona erecek.

Yeniden aday olurlar mı partileri tarafından yeniden aday gösterilirler mi bilemem…

Ama bildiğim daha doğrusu herkesin bildiği bir konu var…

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, koltuğa bir kez daha talip olmadığını açıkladı.

Tunç Soyer de Seferihisar Belediye Başkanlığı defterini kapattı gibi gözüküyor.

Çünkü Seferihisar için yeniden adaylık için başvuru yapmadı.

BİRLİKTE HİZMET FIRSATI

Bu iki isim 2009-2019 arasında Seferihisar’a birlikte çok önemli hizmetler getirebilirdi…

Elbette bazı hizmetleri oldu ama aynı partinin uyumlu iki belediye başkanı gibi davranmadıklarını, bundan da Seferihisar’ın zarar gördüğünü cümle alem biliyor…

Daha önce kafasında Hamit Nişancı’yı CHP’den belediye başkanı olarak görmek istediği bilinen Kocaoğlu, Soyer’e hiçbir zaman kucaklayıcı yaklaşmadı…

Mütevazı kişiliğine rağmen hiç kimseye eyvallahı olmayan Tunç Soyer de Kocaoğlu’na hiçbir zaman ‘Ağamsın, paşamsın’’ demedi. Sonuçta araları ‘limoni’ geldi, limoni gidiyorlar…

Bu arada Kocaoğlu’nun benimle de pek yıldızı barışmadı. Bana göre bunun iki nedeni olmalı.

Birinci neden  galiba beni Tunç Soyer’in avukatı falan sandı.

İkinci neden 2013 yılıydı. Akkum’da Seferihisar’a verilmesi düşünülen jeotermal konusunda yapılan toplantıda  Vali Cahit Kıraç da vardı. Ben söz aldım ve, “ Sayın valim sonuçta siz İzmir’de misafirsiniz! Yarın bir başka ile vali olabilirsiniz. Benim seslenmek istediğim isim büyük başkan Kocaoğlu çünkü Kocaoğlu’nun başkanlığı sona erdiğinde kendisini Bornova sokaklarında görebilmem mümkün!  Sayın başkan 35 yıldır sürüncemede olan bu su Seferihisarlıların hizmetine verilecek mi”  sorum üzerine Kocaoğlu bana, “Karabulut iki yıl içerisinde o jeotermalin vanasını birlikte açacağız” demişti.

Daha sonra maliyetin yüksek olduğu gerekçeyle bu projeden vaz geçildiğini duydum.

Daha sonraki yıllarda bu sözü yerine getiremediğinden mi olacak bilinmez ama bakışları bana karşı hep çatık kaşlıydı, uzattığı eli de bana karşı hep soğuktu…

Nitekim zaman maalesef yine beni haklı çıkardı. Jeotermal konusu olduğu yerde kaldı.

Neyse, amacım bu konuda birilerinin ayıbını yüzüne vurmak değil…

İnşallah bundan sonraki başkanlar konuya el atar ve sonuçlandırır.

YALANCI DÜNYADAYIZ!

Sonuçta Aziz Kocaoğlu da Tunç Soyer de  görevleri sürecinde halk için çalışıp çaba gösterdiler.

Benim diyeceğim şu…

Hani kan davalı aşiretler, devlet büyüklerinin araya girmesi ile bir araya gelip barış yemeklerinde buluşurlar,

Kızılderililer, barış çubuğu tüttürüp savaş baltalarını toprağa gömerler ya!..

Ben de Aziz Kocaoğlu’nu Tunç Soyer ile ‘barış tavlası’ oynamaya davet ediyorum ki Kocaoğlu’nun çok iyi tavla oynadığını biliyorum.

Ayrıca her ikisi de tavlayı sever…

Seferihisar’da, Konak’ta veya tam orta yerdeki Bademler’de bir araya gelip zar atarak dosta düşmana, “Biz dönemimizi dostça tamamlıyoruz. Aramızda kırgınlık küskünlük yok’” mesajı versinler, ben de hakem olayım..

Sözüm söz…

Ne vanadan, ne jeotermalden, ne de  Kocaçay’dan hiç söz etmeyeceğim.

Kim kazanırsa kazansın çaylar benden.

Hatta tercihe göre Kocaoğlu’nun rakı, Soyer’in şarap kadehlerini de ben dolduracağım..

İşte size fırsat!

AKP’nin hatta İYİ Parti’nin bile geçimsizlikle suçladığı, ‘’Bunlardan bir halt olmaz. Birlerini yemekten başka iş yapmazlar’’ dediği bir dönemde birbirinize sımsıkı sarılıp kucaklaşın, dostlarınızı sevindirirken düşmanlarınızı çatlatın.…

Var mısınız?..