SON DAKİKA

Bakın etrafınıza göreceksiniz

Bu haber 04 Mayıs 2016 - 20:01 'de eklendi.

Bizim Mustafa Karabulut arkadaşımız ne güzel yazmış…

9 Eylül vapurunu batırmadan önce bir gemiye aynı ismi verseydin” diyor Kocaoğlu‘na…

Ve İzmirliler‘in hassasiyetlerinden söz etmiş!

Kocaoğlu‘nun İzmirliler‘i bir türlü anlayamadığı tespitinde bulunmuş ki… Yerden göğe kadar haklı.

Ben de aynı fikirdeyim.

……………

Bir toplumu anlamak;

o toplumun hassasiyetlerini  bilmek, çok özel bir yetenek  gerektirir.

Belediye Başkanlığının en zor kısmı bence budur!

Siyasi fikri ne olursa olsun, toplumun tamamının güvenini kazanmak büyük bir beceridir.

Ve ben bu konuda gerçekten Aziz Kocaoğlu‘nu başarısız buluyorum…

…………………

Belediye Başkanlarının, halkın hassasiyetlerini anlayabilmesi için önemli faktör;

halkın içinde olmalarıdır!

Çünkü belediye başkanları “Bizim oğlan, bizim kız, bizim ağabey, bizim abla“dır!  Ya da öyle olmalıdır…

Mesela İzmir hala merhum Osman Kibar gibi, İhsan Alyanak gibi bir belediye başkanına sahip olamamıştır.  Onlar tam da halkın içindeydiler…

Küçük bir anımı anlatmak istiyorum…

İlkokul  son sınıftaydım… 

Okulum Kemal Reis, Halil Rıfat Paşa Caddesi’ndeydi…

Evimiz ise, Hatay Caddesinde Çeşme Durağında…

Her sabah, otobüse, troleybüse binip Üçyol’a gidiyor, oradan yürüyerek Halil Rİfat Paşa caddesine varıyordum… Uzun bir yol…

Bir sabah, iki arkadaş durakta beklerken siyah bir otomobil durdu önümüzde…

İhsan Alyanak indi…

-Çocuklar sizin durakta işiniz ne?

-Okula gideceğiz…

-Nerede okulunuz?

-Kemal Reis…

Halil Rifat Paşa Caddesinde…

-Neden o kadar uzak? Yakında okul mu yok?

-Biz buraya yeni taşındık da… Arkadaşım da öyle…

İnanmadı…

-Binin bakalım arabaya…

Ben sizi götüreyim okulunuza…

Hem bir göreyim sizin okulu…

Ben sizin belediye başkanınızım.

Tanıyorduk, gazetelerdeki resimlerinden…

Beyaza kaçmış briyantinli saçlarında kalın tarak izleri vardı…

Ve kaytan bıyıkları tabii…

Belli ki, iki ilkokul öğrencisinin durakta beklemesi garibine gitmişti…

Bizi aldı, okula götürdü… Bununla da kalmadı, bizle birlikte içeriye girdi…

Öğretmenimizle konuştu…

Şu sözlerini hiç unutmuyorum:

-Bu kadar uzak okula gideceklerine ihtimal vermedim. Okulu kırıp başka yerlere gidiyorlar sandım…

Sonra?

İkişer buçuk lira parayı ellerimize sıkıştırdı… Bizi yanaklarımızdan öptü…  Gitti.

…………………….

Osman Kibar da, halkın içinde bir belediye başkanı idi… Halkla cana yakın diyalogları hala daha anlatılır!

……………………

Kocaoğlu onlara yaklaşamaz bile… Kusura bakmasın.

 

İşte 9 Eylül vapurunun batırılışı…

Vapur köhne…

Ama her İzmirli onları seviyordu ve her İzmirli‘nin anıları vardı o vapurda… En azından Mustafa’nın dediği gibi;

Bir yeni vapura 9 Eylül İsmini verip, onu da o eski geminin batırılması törenine katmalıydı…

İzmirli işte o zaman onu alkışlardı…

………………….

Kocaoğlu’nun son dönemi…

Yerine kim geçecek?

Karizmatik, halkın sesini dinleyen…  İzmirlilerin hassasiyetlerini bilen…

Ufku geniş biri!

Olur mu?

Olur! Bence öyle birileri var!

Bakının etrafınıza… Mutlaka göreceksiniz.

Mutlu TUNCER
Mutlu TUNCERmutlu@seferihisar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

1 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
ÇERÇEVESİZ8 Mayıs 2016 / 22:46Cevapla

Özür dilerim, sponten yazdığımdan değinmem gereken birkaç konuyu atladım…Öncelikle adını verdiğiniz diye onların adını zikredeceğim. Rahmetli nam-ı diğer “asfalt Osman” tüm İzmirlinin sevdiği biriydi, bunu şahit oldum; Rahömetli İhsan Alyanak da öyle, mütevazi ve halkın içinde (poligonda sıklıkla karşılaşırdık) olan biriydi. Bu anlamda Kocaoğlu bu iki şahsiyet gibi olmadığı konusunda size hak veriyorum.Fakat bu örneklediğiniz belediye başkanlarını da anarken saygı ve sevgiyle andığımı da belirtirken hep aklımdan arabalı vapurla bostanlı-f.altay geçişimdeki panorama aklıma geliyor. Geçtiyseniz o panoramik görüntüyü kanıksamadan görürseniz “çin seddi”ni görürsünüz. Körfez kıyısının yağması bir set oluşturmuş ve o meşhur meltemden arka cadde ve sokakların payona düşeni alması engellenmiş ve şehircilik adına bir kıyım oluşmuş ve 12 eylül sonrasında sahil yolunun yapımı ile kıyı daki set, daha acımasız bir hal alarak 8-10 kata dönüşmüş hem görsel hem ekolojik hem şehircilik anlamında dibe vurulmuştur. Dediğim gibi birini eleştirirken veya överken bardağın diğer tarafını da görmezden gelmemek lazım.. Saygılar..