Seferihisar Emlak

Yeni seçilecek olanların, bir koltuğa oturduktan sonra ne yapacakları, nasıl değişimlere uğrayacakları ise; en büyük merakımdır!

Şimdi 24 Haziran 2018 Pazar günü genel seçimler yapılacak! Bu demektir ki tüm ülke genelinde şenlikler, etkinlikler, daha doğrusu bayram günlerini aratmayacak anlar yaşayacağız… Televizyonlar eğlenceli kapışmaları konu eden eğlenceli haberler sunacak. Belki Türkçemiz, yeni kelimeler kazanacak!

Aslında bu seçimler dediğim gibi basit değil…

Bu seçimlerin sonucunda ne olacağı çok önemli. Her zamanki seçimlerden, çok daha önemli…

Koskoca Türkiye Cumhuriyeti’ni tek adam mı yönetecek, yoksa Türk Halkı, sistemi parlamenter yönetime geçirme sözü veren muhalefeti mi işbaşına getirecek?

İşte asıl cevabını bulmak zorunda olduğumuz konu bu olmalı…

Diyelim ki tek adam rejimi iş başına geldi. Peki o zaman Milletvekillerinin TBBM’ deki görevleri neler olacak?

Bakan olmayacaklar.

Bakanlar tek adamın seçeceği insanlar olacak…

Parlamenter sistemde, ülkenin çeşitli yörelerinden insanlar bakan olurken, bu kez, halkın oylarıyla meclise seçilmiş milletvekilleri bakanlık koltuklarına oturamayacak. Daha doğrusu TEK adam kimi isterse, o gelip bakanlık makamına kurulacak!

Bakanların milletvekillerinden seçilmesi aslında çok önemli. En azından onlar bölgelerinde yaşanan sorunları bilirler, en azından o bölgenin biraz gelişmesini sağlarlardı…

HANİ BİZ YERELDEN YÖNETİLECEKTİK!

Oldum olası her siyasi parti genel seçimlerden önce, “Biz hükümete geldiğimizde yerel yönetimlere büyük yetkiler vereceğiz” açıklamasında bulunurlar, ancak hükümete geldiklerinde maalesef ellerinden geldiğince yerelden yetkileri Ankara’ya alırlar…

AK Parti kurmayları da ilk seçimlerden önce aynı cümleleri kullanmışlardı, ancak aradan 5 yıl geçtikten sonra bırakın yerele yetki devrini yereldeki belde belediyeleri kapattılar. Tekrar iş başına geldiklerinde ilçe belediyelerini de kapatmayacaklarını kim garanti edebilir?

Hatta vesveseyi biraz daha körüklersek şöyle bir soru sormak geliyor içimden…

Bakanları atayan tek adam, “Ben belediye başkanlarını da kendim atayacağım, yerel seçim filan istemiyorum” derse?

Ego bu…

Ben bakan atıyorum, belediye başkanları kim oluyor” düşüncesine kapılabilirler!

BENİM ŞEHRİN KENARINI ANKARA’DAKİ BAKAN NE BİLİR?

Her insan yaşadığı bölgesini görür ve sorunlarını da kendi yöneticileriyle daha iyi olması için tartışır. Onun için belediye meclisleri vardır! Onun için il genel meclisi üyeleri vardı…

Gelin görün ki bizim Turabiye mahallesinin kentsel dönüşümü gerektiğinde Şehircilik Bakanlığı konuyu nereden bilebilir?

Benim şehrim hangi yöne doğru büyümesi gerektiğine ve hangi bölgenin imara açılacağını Şehircilik Bakanlığı nereden bilebilir? Bu konuda nasıl karar verebilir?

Bunlar yetmezmiş gibi son yıllarda ülkemiz belediyelerine bir de kayyım geleneği oluştu.

Evet, konuya nereden bakarsak önce parlamenter rejiminden ayrılmamak ve yönetim yetkilerinin çoğunluğunu Ankara’dan yerele vermek gerektiğine inanıyor ve bu düşünceme karşı çıkan olabileceğini hiç zannetmiyorum…

Kısacası bir Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olarak 24 Temmuz 2018 Pazar günü yapılacak genel seçimlerde parlamenter, demokratik rejimin devam etmesini cani gönülden isteyenlerdenim… Ve oyumu kesinlikle bu yönde kullanacağım.

HAMİT NİŞANCI

Köşe yazımı yazdığım saatlerde Seferihisar AK Parti İlçe Başkanı Hamit Nişancı’nın Milletvekili aday adayı olabilmek için ilçe başkanlığından istifa ettiğini öğrendim. Yaklaşık 50 yıla yakın ilçemiz hiç bir ismi milletvekili olarak Ankara’ya gönderememişti. Nişancı’yı bu cesur kararından dolayı kutluyor Ankara’da Seferihisar ve bölgesine çok iyi hizmetlere imza atacağını ve tüm bölge insanlarının desteğini alacağını biliyor kendisine başarılar diliyorum.

TOHUM TAKAS ÜLKE GENELİNE YAYILIYOR!

Dünyanın süper devletleri geri kalmış toplumları bir yandan hibrit, bir yandan da GDO’lu tohumlarla zehirleyip kanser gibi hastalıklara neden olduktan sonra, tedavi için onlara ilaç satıp köşe dönmeye devam ediyor!

Bu güne kadar iktidarlar buna göz yumdular, hatta çanak tuttular! Oysa bu ülkenin tertemiz, şahane tohumları vardı… Şimdi şimdi ortaya çıkıyorlar. Seferihisar Belediyesi öncülüğünde başlatılan “Ata Tohumu” hareketi, Türkiye çapında yaygınlaştı. Derken tohum takası ile yerli ve sağlıklı tohumlarımız kullanılmaya başlandı.

Türkiye’nin pek çok il ve ilçelerinde yapılan ve yapılmakta olan etkinlikler çok önemli. Şimdi bunun bir hükümet politikası haline gelmesi için çalışmalar yapılmalı…

Bir kere hibrit veya GDO’lu tohumların kesinlikle yasaklanması, yerli tohumun artırılma çalışmaları hızlandırılmalı ve Türk tarımı desteklenmelidir.

Türkiye’nin dilerim yeni dönemde tarım politikaları da değişecek, çiftçimiz rahatlatılacak, her kalemi ithal etme alışkanlığından vazgeçilecektir. Burada bizim övünç duyduğumuz mesele, ata tohum akımının Seferihisar’dan yayılmış olmasıdır.

Bakın bugüne kadar hangi il ve ilçelerde tohum takas yapılmış?

Aydın Efeler, Bursa Nilüfer, Muğla Menteşe, Muğla Büyükşehir, Eskişehir Tepebaşı, İstanbul Çatalca, Çanakkale, Çorum Mecitözü, İzmir Bornova, Aydın İncirliova, İzmir Güzelbahçe, Aydın Çine, Samsun Bafra, Tekirdağ ve Tunceli Ovacık…

Seferihisar’da 2010 yılında kurulan ve Türkiye geneline yayılan Can Yücel Tohum merkezi 8 yıldır ve her yıl yapılan etkinliklerle şimdiye kadar 28 milyon yerli tohumu üreticilerle buluşturdu.

Seferihisar’dan başlatılan bu akımın hızla yayılıyor olması, toplum sağlığı açısından da çok önemli. Belediye Başkanı Tunç Soyer ve konusunda hayli başarılı Tarımsal Hizmetler Müdürü Şerafettin Budak ve ekibine çok büyük teşekkür borçluyuz!

Toplumsal sağlığımız için çok önemli olan yerli tohum meselesini asla küçümsemeyin. Geri kalmış toplumlara “Verim bolluğu” diye yutturulan bu tohumlar şüphesiz bugün artan kötü hastalıkların tek sebebi!

Son Güncelleme : 28 Nisan 2018 23:29