Ben izni sevmiştim ama?

Ben izni sevmiştim ama?

1

Çoğu kez  anlatmaya çalıştığım gibi gazetecilik ve köşe yazarlığı zor bir zanaat. Hele bölgesel yazılarda daha da zor…

Çünkü muhakkak birilerinin yanlışına dokunacaksın, dokunmazsan zaten gazeteci veya yazar değilsindir. Bu izin 35 yıl aradan sonra çok yaradı. Bir aylık süre içerisinde pek çok insanla beraber olma fırsatım oldu ama yazmakta olduğum kitabıma da iyi bir zaman ayırmama rağmen hala Etem Çalış’lı yıllardan çıkıp Hamit Nişancının dönemine geçemedim…

Evet kitap yazmanın çok zor olduğunu biliyordum hele bölgende 35 yıldır olan biteni kaleme almak daha da zor…

Neyse…

Bir aylık süre içerisinde her oturduğum ortamda her ne kadar “Gazetecilik, yani habercilik üzerine laf yapmayalım! Konuyu kapatın” dedimse de o kadar malzeme kucağıma geldi toplandı ki, 13 kişilik bir yemekte duyduklarımı bir deve bile kaldıramazdı…

Bir laf vardır, “duyduklarının hiçbirisine gördüklerinin yarısına inanmayacaksın” diye…

Ben de konuşulanlara inanmayıp iddia edilen konuların belgeleriyle bana ulaştırılmasını istedim…

DELİKANLILIĞIN TARİFİ

Ancak bir yemekte bir dostum dedi ki  “Abi delikanlılığın tarifini yapar mısın?

Bu cümle benim hoşuma gitti sahi delikanlılığın tarifi nasıl?

Sırası geldiğinde ‘delikanlı kişidir..’ derler. Peki bana bir delikanlının tarifini yapabilir misiniz?

Ben ‘delikanlılığın’ tarifini dilimin döndüğünce anlatayım…

Delikanlı birlikte yürüdüğü arkadaşını satmaz. Delikanlı arkadaşının ufak tefek kusurlarını görmezden gelir ama bir yere kadar. Sırası geldiğinde cezasını bir başkasına havale etmez cezasını kendisi keser…

Eskilerde delikanlı iki muhitten çıkardı. Birisi İzmir Eşrefpaşa’dan diğeri İstanbul Kasımpaşa’dan.

İzmir Eşrefpaşa muhiti çok göç aldığından o delikanlılar şimdilerde pek göze çarpmıyor.

Kasımpaşa denince ilk akla Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan gelir.  Ben Sayın Erdoğan‘ın arkadaşlarını sattığını duymadım, görmedim.

Delikanlı adam yanlış yapmaz! Bilmeden yanlış yaptığında ekibini veya yakın arkadaşlarını toplar ve der ki “Arkadaşlar bu sizin yanlışınız değil, bu benim yanlışım. Bu konuyu hiçbirinizin sahiplenmesini istemiyorum. Bu konunun günahı da cezası da bana aittir”…

Delikanlı olabilmek yürek ister, delikanlı olabilmek cesur olmaktır, delikanlı olabilmek bağışlayıcı olmaktır ve incir çekirdeğini doldurmayan nedenlerle arkadaşını veya ekibini ittirmemek demektir.

BU YAZIYI OKUYANLAR ETRAFLARINA BAKSINLAR…

Bu yazımı okuyanlar önce sokaklarına sonra mahallelerine, ilçelerine daha sonra İzmir ve Türkiye’ye, yetmedi tüm dünyaya baksınlar ve delikanlı diye gördükleri veya tahmin ettikleri kişilerin ismini bildirsinler bu sayfalarda tamamının adına yer vereceğim…

1 Comment

  1. Sığacık Delikanlıları

    Delikanlılık denince insanın aklına şunlar gelir.Masaya vurduğu zaman herkesi susturan korkutan kendine saygı duyduran insan. Benim aklıma gelense en büyük delikanlılık “Efendiliktir”. Haklıyken bile susmak. Hakkını savunmamak değil demek istediğim. Haklıyken bile kendini haklı görmeyip karşısındaki insanın yerine kendisini koyup ona göre hareket etmek.
    Eğer kelime manasını soruyorsan;Deli-kanlı yani kanı delice, hızlı akandır. Yaptığı hareketlerin başını ve sonunu düşünmeden hareket edendir. İnsanların anladığı genelde budur

Cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu haber dikkatinizi çekebilir

Yozlaşma Göstergesi Olarak Kutlamalar

Bugün yılbaşı, çoğumuz sanal dünyadan ‘Hepinizin’ kelimesiyle başlayan