SON DAKİKA

Benim için olağan bir pazar günü

Bu haber 26 Mart 2014 - 10:36 'de eklendi.

Bana göre 2014 yılının olağan bir haftası, yani yılın 52 haftasının 12. sinin içindeyiz. Güneş, bu hafta da her gün aynı yerden doğuyor, aynı yerden batıyor.

Yerel yöneticilerin seçileceği pazar günü de aynı şey olacak. Dünya, Türkiye ve Seferihisar olağan günlerinden birisini yaşayacak.

Ben, her gün nasıl davranıyorsam, o gün de aynı şeyleri yapacağım. Bahardan da yararlanıp ailemle birlikte pikniğe, alışverişe çıkacağım, spor keyfi yaşayacağım. Arada da İzmir Karabağlar’da sandığa gidip vatandaşlık görevimi yerine getireceğim. ‘Kerhen’ de olsa içlerinden birisine oyumu atacağım.

Neden kerhen… Birkaç dürüst siyasetçi dışındakilerin samimiyetine inanmıyorum da ondan.

Vatandaş her gün geçim derdiyle çırpınırken; seçim sürecinde birbirleri aleyhine etmedik hakaret bırakmayan, erklerini milleti kamplara ayırmakta gören siyasetçilerin, milletvekili maaşlarının artırılması, milletvekillerinin sağlık harcamalarındaki katkı payından kurtulması ve özlük haklarının iyileştirilmesi gibi konularda can kardeş olmalarını ve çıkarları doğrultusunda hemen de birleşivermelerini hazmedemediğim için oyum ‘kerhen’ olacak.

Umarım, bu ‘üç maymun oyununu’ herkes görür, seçimin kör dövüşüne çevrilme gayretlerine prim vermez. Yerelde ise, oyunu kullanırken iyi düşünür.. Milleti, gençleri kim bölüyor, birbirine kim düşman ediyor, birliği beraberliği kim savunuyor? Ve samimi olan, yüreği gerçekten vatandaş için çarpan kim?…

Başkanlık makamına, ‘saltanat sürmek’ amacıyla talip olan kim? Bunlara bakar, oyunu sandığa ona göre atar.

AHTAPOT AVCISI

“Bağımsız koysaydı o zaman”

Ahtapot Avcısı, adaylardan birisinin, özellikle ev gezmelerinde ve gazetecilerin olmadığı ortamlarda seçmenle konuşurken, “Biz seni severiz ama partine asla oy vermeyiz” diyen kişilere, “Siz partiyi boş verin. Elinizle parti ambleminin üzerini kapatın, mührü bana basın” demesine çok bozulmuş.

Park Kafe’de karşılaştığımızda, “Madem o partiyi seçmen karşısında savunamıyor, o partide olmayı içine sindiremiyor, orada ne işi varmış be kardeşim. O zaman ortaya bağımsız olarak çıksaymış ya! ” diye eleştirdi partisine ‘kerhen’ oy isteyen adayı…

Sonra da, “Sana da katılmıyorum” dedi Ahtapot Avcısı… “Bu seçim sadece il veya ilçeleri yönetecek adayların seçimi değil, bal gibi parti seçimidir. Öyle devekuşu gibi başını kuma gömerek işin içinden sıyrılamazsın. Vatandaş ayakkabı kutularını, yolsuzlukları ortaya çıkaran savcıların, polis müdürlerinin darmadağın edilmesini, masum evlatlarının biber gaza kapsülleriyle katledilmesini asla unutmayacak. Sandıkta bunun hesabını soracak. Sen de ‘alt tarafı yerel seçim’ yaklaşımıyla milletin öfkesini yatıştırmaya kalkma. Sustukça sıra sana gelir” diye haykırdı. Çok öfkeliydi, yanından usulca kalkıp uzaklaştım.

Mitinglerdeki insan sayısı

Hemen her dönemde, genel veya yerel seçimlerde tartışma konularından birisi de mitinglerdeki insan sayısıdır.

Mitingi düzenleyen partinin yöneticileri rakamları ikiye, üçe, beşe katlamakta hiç sakınca görmezler. Özellikle İzmir mitingleri…

Çevre il ve ilçelerden, hatta Ankara, İstanbul’dan bile getirilen ‘yevmiyeli vatandaşlarla’ kalabalıklaşan mitinge katılanların sayısı yüz binler, milyonlar olarak gösterilir. Polis de genelde sayıyı iktidardaki parti lehine verir. Sıkıysa vermesin. Ertesi gün tayin kararnamesini önünde bulma ihtimali vardır çünkü.

Bugünlerde buna en fazla ihtiyaç duyan parti ‘yolsuzluk’ ve ‘fezleke’ dosyaları ile tabanının morali bir hayli bozulan AK Parti olsa da genelde bütün partiler ‘taşımalı birliklerden’ medet umar.

Seferihisar’da da son günlerde parti mitingleri ve yürüyüşlere katılanların sayısı tartışılıyor. Küçücük meydanda 3-4 bin kişinin olduğu öne sürülüyor. Çanakkale yürüyüşüne 10 bin kişinin katıldığı belirtiliyor.

Oysa miting veya yürüyüşlerdeki kişi sayısını hesaplamak son derece basittir. Kalabalığın doldurduğu meydanın eni ile boyu çarpılarak kaç metrekare olduğu bulunur.

Sonra da çıkan rakam insanların sıkış tepiş olduğu toplantılarda 3’e, insanların seyrek olduğu toplantılarda 2’ye bölünür. Böylece de yaklaşık rakam ortaya çıkar.

Üç bindi, beş bindi, on bindi diye tartışmaya hiç gerek kalmaz. Kimse de kendisini ve partililerini kandıramaz.

Temiz havayı Seferihisar’da buldu

Sigaradan bir türlü vaz geçemeyen, ‘Bırakamıyorum kardeşim, ne yapayım’ diyenler, hemen her gün elindeki küçük radyosu ile Sığacık Parkı’nda dinlenen 84 yaşındaki emekli polis Remzi Yaman’a kulak versinler.

Yaman, emniyet mensubu olarak devlete 34 yıl 15 gün hizmet verdikten sonra emekli olmuş. Fakat 60 yıldan fazla da sigara içmesinin bir sonucu olarak ‘koah’ hastalığına yakalanmış. Hekimler 4 yıl önce, “Tedavi de görsen, ilaç da kullansan, senin asıl ihtiyacın temiz hava” demişler.

Remzi Yaman da sormuş, soruşturmuş, İzmir’e en yakın, havası en temiz yer olarak Seferihisar’a yerleşmeye karar kılmış. Akarca’da tek katlı bir konut alıp Seferihisar’a taşınmış. “Şimdi çok iyiyim. Seferihisar’ın bol oksijenli havası bana iyi geldi” diyor.

Küçük radyosundan bir yandan Emel Taşçıoğlu’nun şarkısını dinleyip bir yandan bize laf yetiştirirken, “Aman ha!” diyor, “Aman, sigara içiyorsanız bırakın. Çevrenizdekilerin de bırakmasını sağlayın. Sonra çok geç oluyor. Pişmanlık fayda etmiyor” diyor.

Telefon numaraları Nilgün Hanım’da

Belediyenin kilit isimlerinden Nilgün Hanım, Gaziantep’te Kültür Kentleri ile ilgili bir toplantıya katıldı. Orada Seferihisar’ı, Sakin Şehir’i anlattı. Kökü asırlar öncesine dayanan ve Kurtuluş Savaşı’nda ‘Karayılan Destanı’nı yazan kentten ayrılırken ise kara kara düşünmeye başladı.

Seferihisar’dan tam 8 kişi kendisine ‘isot’ pul biber siparişi vermiş, bir o kadar da ‘Gaziantep baklavası’ istenmişti.

Alışveriş için bir dükkana girdiğinde, işyerinin deneyimli işletmecisi, Nilgün Hanım’ın, “Bunca siparişi nasıl götüreceğim ki” sorusuna anında çare buldu.

“Buradan Seferihisar’a kadar isot pul biber veya Gaziantep baklavası götürmenize gerek yok”

diyerek kartını uzattı. “Alın bunları Seferihisar’daki, İzmir’deki dostlarınıza verin. Biz Türkiye’nin her yerine hatta yurtdışına da kargo ile sipariş gönderiyoruz. Buyurun, bu da komşumun kartı. Ondan da aynı yöntemle baklava siparişinde bulunabilirsiniz.”

Aklın yolu bir olunca Nilgün Hanım da esnafın kartlarını alıp çantasına yerleştirmiş, sadece dostlarına ikram edebileceği bir paket baklava ile Seferihisar’a dönmüş. İsot veya Gaziantep baklavası istiyorsanız Gaziantepli esnafın telefonları, e mail adresleri Nilgün Hanım’da var. Ondan alabilirsiniz.

Tevfik TORTAMIŞtevfik@seferihisar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.