Seferihisar Emlak

Seferihisar Cittaslow üyesi olarak bir sakin şehir.

Yani kapitalist tüketim ve yaşam tarzının karşısında doğal ve geleneksel yaşamı savunan bir felsefenin üyesi. Hatta Cittaslow’un Türkiye‘deki başkenti.

Belediye Başkanı Tunç Soyer açtığı bu çığıra uygun yaşam tarzını ilçesinde geliştirdi.

Kaleiçi ve üretici pazarları ile yerel üretimin önünü açtı.

Mandalina Birliği ile üreticilere destek verdi. Birlik her ne kadar sağlıklı yürümese de üye sayısı günden güne azalsa da birlik kuruluş amacı ile sakin şehir anlayışına uygundu.

Seferipazar, Sefertası türü çalışmalar da sakin şehir konseptine destek veren uygulamalardı.

Bu gelişmelerden fazlasıyla memnun olan Seferihisarlılar ilk yıllarda sakin şehir olayını benimsedi.

BİNALAR YÜKSELİYOR

Ancak…

Özellikle son aylarda birbiri ardına yükselen yapılarla şehir adeta beton yığınına dönünce isyan başladı.

Seferihisar.com haberlerindeki yorumlara yansıyan bu isyan, yüksek binalardan belediyeyi sorumlu tutuyor.

Oysa durum çok farklı… Seferihisar’da 4-5 katlı binaların yapımı çok daha eskiye dayanıyor… Çok katlı binaların önü Etem Çalış‘ın belediye başkanlı döneminde hazırlanan ve bakanlıkça da onaylanan imar planı ile açıldı.

Geçtiğimiz yıl İzmir Büyükşehir Belediyesi, 4-5 kat imarlı bazı bölgeleri 3 kata düşürmek istedi ama Etem Çalış döneminde hazırlanan ve bakanlıkça onaylanan imar planı bu isteğin gerçekleşmesini önledi.

Yani çok katlı binaların yapımı 15-20 yıl öncesine dayanıyor. Bu konuda başkanlık koltuğunda iki dönem oturan Hamit Nişancı ile başkanlıkta ikinci dönemini sürdüren Tunç Soyer‘in zerre kadar kusurları yok… Bu konuda belki Hamit Nişancı, ”Zamanında Seferihisar’ı niçin büyütmedin de bu binaların yapımı bu yıllara kaldı” diye, Tunç Soyer de, ”Kardeşim Seferihisar’ın marka değerini niye büyüttün de ilçeye bu kadar talep  oldu” diye eleştirilebilir… Bu da ne kadar hakkaniyetli olur, takdir sizin.

En çevreci hemşiremizin,  ”Mandalina bahçeleri konuta açılıyor. Bu ne biçim sakin şehir’‘ şeklindeki yakarışları da son derece doğru… Özellikle İzmir-Kuşadası karayolunun alt kısmı ile Sığacık yolunun iki yakasında yükselen beton yapılar kesinlikle sakin şehir anlayışı ile uyuşmuyor. Sığacık yolunda 100 metreye, İzmir-Kuşadası karayolunun alt kısmında ise 500-600 metreye kadar uzanan yapılaşma alanı mandalina bahçelerini yok ediyor. Açıkçası yeşil-turuncu bahçelerde katliam yapılıyor…

Ama söz konusu yapılaşmanın sebebi de yine Etem Çalış döneminde kabul edilen ve bakanlıkça onaylanan imar planı…

Yanlışım varsa siyasetçilerden, harita mühendislerinden, inşaat sektörü temsilcilerinden açıklama bekliyorum. Böylece okuyucularımız ile birlikte ben de aydınlanmış olayım.