İdare mahkemesi, Seferihisarlıların sürdürdüğü çetin hukuk mücadelesi sonunda Ürkmez’in muhteşem sahiline yat limanı yapılmasını uygun gören ÇED raporunu iptal etti… Böylece o güzelim plajın betonlaşmasının, halka kapanmasının önüne geçildi…

İyi mi oldu?

İyi olmakla kalmadı kaymaklı ekmek kadayıfı oldu…

HALK İRADESİNİN ÖNÜNE GEÇİLMİŞTİ

Öncelikle plaja yat limanı yapılmasının yolunu açan ÇED raporu üzerinde duralım.

ÇED yani Çevre Etki Değerlendirmeraporu, liman, maden ocağı, taş ocağı, balık çiftliği, santral, fabrika veya benzeri bir yatırımın çevre üzerindeki etkisini değerlendiren ve sonucu Ankara’ya yansıtan bir rapordur. Daha önce yöre halkının katıldığı bir toplantı sonucunda belirlenir, burada alınan karar belirleyici olurdu.

Ancak birkaç yıl önce yöre halkının iradesi devre dışı bırakıldı, ÇED toplantısı sadece bilgilendirme toplantısına dönüştürüldü. Karar mercii olarak da yatırımın büyüklüğüne göre valilik veya ilgili bakanlık yetkili kılındı.

Malum, valiler devlet memuru ve hükümete bağlı…

Karar verici bakanlık bürokratları da emir kulu…

Bu durumda ÇED raporunun objektif çıkması mümkün mü?

Neyse ki böylesine hayati bir konuda halkın elini kolunu bağlarken yargı yolunu kapatamadılar… ‘’ÇED raporu konusu yargıya götürülemez’’  kararı alamadılar…

İdare mahkemesi de Seferihisarlıların veçevreci belediye başkanı Tunç Soyer’in çabaları sonucunda Ürkmez Plajı’na yat limanı yapılmasına izin vermedi…

BAŞKA YERLER KURTULUR MU

Ürkmez Plajı kurtuldu ama başka plajlar kurtulur mu?..

Aydın’ın dünya cenneti Ağaçlı ve Davutlar mahallelerine çevre katili jeotermal santralleri kurulmasının önüne geçilir mi emin değilim.

Çünkü ‘bürokrat’ olunca köyünü hatırlamayan, çocukluğunda kiraz, ceviz, vişne, dut, elma topladığı bahçeleri unutan, astronomik maaşların ve devlet imkanlarının esiri olarak halka tepeden bakan beyaz yakalıların, çevreyi katleden yatırımlara ‘dur’ diyebileceklerine hiç ihtimal vermiyor ve hiçbirine güvenmiyorum…

Halkı ‘böcek’ gören, ülke menfaati yutturmacası arkasına sığınarak ormanların, derelerin, meraların, kısaca doğanın tahribatına imza atan anlayış sahiplerinin bakış açılarını değiştireceklerine hiç inanmıyorum.

Yine de partiler üstü bir gazeteci olarak beklentim şudur…

Seçimin ardından Türkiye’nin yönetimini üstlenecek olan cumhurbaşkanı ve iktidar partisi kim olursa olsun yapılacak ilk iş, buÇED Etki Değerlendirme raporu konusundaki garabeti ortadan kaldırmak,karar hakkını yeniden yöre halkına vermektir.

Ankara’da kadife koltuklarda oturarak, cilalı masaları işgal ederek, ‘’Peki efendim’’ , ‘’Evet efendim’’ , ‘’Siz nasıl buyurursanız efendim’’ diyerek bakanların karşısında el pençe divan duran beyaz yakalıların iradesiyle Ürkmez’in, Sığacık’ın ve koylarını imara açtığınız Gökova’nın, Karadeniz’in muhteşem dere ve yaylalarının kaderine hükmedemezsiniz…

Doğduğu, doyduğu, yaşadığı topraklar hakkında tek karar verecek olanlar, orada yaşayanlardır…

Seçimde onların size verdiği oy; dereleri, nehirleri, plajları yok etmeniz için değil,huzurlu bir ülke ve adil bir yönetim göstermeniz içindir.

Milletvekili adayları da Ankara’ya gitmeyi düşlerken ve halktan oy isterken bir kez daha düşünmeli, ‘’Parlamentoya liderin iki dudağı arasından her çıkana ‘evet’ demek için mi gidiyorum yoksa halkın yaşamına olumlu katkıda bulunmak için mi’’ sorusunu kendilerine sormalıdırlar…

Son Güncelleme : 21 Mayıs 2018 12:53