Seferihisar Emlak

Akkum’da lebi derya bir arazi… 14 bin metrekare bu kıymetli arazi, Belediyenin malıydı. Buranınöyküsü 20 yıl öncesine dayanıyor… Seferihisar gelişmekte olan bir ilçe… Otel yok, tesis yok… Birisi çıkıyor, bu alana otel kurmak istediğini söylüyor. Dönemin Belediye Başkanı bu teklifin üzerine atlıyor… Araziyi otel yapılması şartı ile şahsa hem de ihalesiz veriyor. Sonra mı? Sonrası malum… Rant alışıkları niyetlerini ortaya koyuveriyorlar…
Akkum’da lebi derya bir arazi. Değerini belirlemek bile mümkün değil. Pırıl pırıl denizi, plaja elverişli sahili ile, diyebiliriz ki Seferihisar’ın en kıymetli arazilerinden birisi…14 Dönümlük b.u arazi Seferihisar Belediyesi’nin malıydı…Ve tabii, rantçıların çok uzun yıllardır ucuza satın almak istedikleri, gözde bir alandı. Hikaye, uzun yıllar öncesine dayanıyor. Seferihisar o dönemler küçük bakir bir tatil kasabası… Belediye Başkanı ise Cumhur Gürüz. Birşeyler yapmak istiyor ama imkanlar kısıtlı. Belediye fakir. İlçeye gelenlerin kalacağı bir otel bile yok ve bu durum Belediye Başkanı’nı rahatsız ediyor. Mehmet Niyazoğlu ortaya çıkıyor ve buraya bir otel inşaatı yapmak istediğini söylüyor. Belediye Başkanı ise bu teklife atlıyor. Araziyi ihalesiz olarak Mehmet Niyazoğlu’na veriyor. Hem de 40 yıllığına. Ancak Belediye, Niyazoğlu ile bir de sözleşme imzalıyor. İki yıl içerisinde bu alana bir otel yapılmasını şart koşuyor. Niyazoğlu’na yer teslimi yapılıyor, ruhsatları hızla veriliyor. İnşaat da hızla başlıyor ama, bir süre sonra duruyor… Etrafa, Belediye’nin inşaatı engellediği yayılıyor. Oysa belediye bir an önce otele kavuşlmak istiyor… Niyazoğlu, otel yapım işini böylece bırakıyor. Ve yerel seçimlerde belediye Başkanı değişiyor. Ethem Çalış artık Sefearihisar’ın yeni şehr-i emin’i oluyor. Çalış, Niyazoğlu ile belediyenin yaptığı sözleşmeyi inceliyor ve otelin bir an önce bitirilmesi konusunda ikazda bulunuyor. Ancak Niyazoğlu, halk arasında otel inşaatının Cumhur Gürüz tarafından engellendiği algısını yaratıyor. Bu arada araziyi kiraya verip, para kazanmaya başlıyor. Araziyi Niyazoğlu’ndan kiralayanlar denize girmek isteyenlerden haraç gibi para topluyorlar. Özellikle yaz aylarında
büyük kazançlar elde ediyorlar. Ancak Ethem çalış da bir süre sonra bu arazinin peşini bırakıyor. Niyazoğlu, tek kuruş ödemeden ve ihalesiz olarak konduğu, sözleşme şartlarını yerine getirmeden sahiplendiği arazinin gelirini cebine indirirken, araziyi Niyazoğlu’ndan kiralayanlar denizin dibine kaçak tesisler kuruyorlar. Cumhur Gürüz’den sonra Seferihisar genç bir başkan seçiyorlar. Hamit Nişancı. Heyecanlı, atak bir genç… Böyle bir görevi sırtlamak için oldukça tecrübesiz. Ama eğitimli, donanımlı bir genç. Ve Seferihisarlılar tarafından seviliyor. Ama ne hikmetse. bu belediyeye atılan inanılmaz kazık, onun da gözünden kaçıyor. Ve yıllar sonra zaten diğer belediye başkanlarıyla birlikte bu konuda görevi ihmalden yargılanıp ceza alıyor. Gelelim bu güne… Hamit Nişancı’dan sonra Seferihisar’da Tunç Soyer dönemi başlıyor. Soyer olayları biliyor. Bu arazinin kıymetini de, nasıl alındığını da inceliyor. Bakıyor ki, bu iş mahkemelerde çözülecek, Radikal bir karar vererek araziyi satışa çıkarıyor. İhale elbette kiracısı olduğu
halde yapılıyor. Ancak içinde kiracı olan bir arazinin fiyatı da düşük oluyor! Ve tabii Niyazoğlu haksız işgalci konumunda…
Arazi belediyeden çıktıktan sonra, Niyazoğlu’nun haksız kiracılığı varisleri aracılığı ile sürüyor. Ve arazi şu anda yasal olmayan tesislerle dolu. Kıyı kenarı bir tarafa bırakın, ruhsatsız işletmeler denize girmek isteyenlerden
giriş parası, park ücreti alıyor, tesislerini göz göre göre yasalara uygun olmayan şekilde işletiyor… İşte bir kamu arazisinin hazin öyküsü kısaca, çok detaya girmeden böyle. Bu yaşananları yorumlama işini de siz değerli halkımıza bırakıyoruz!