Seferihisar Emlak

Başlığa bakınca siz de hemen anlayacaksınız ki yaşayacağımız çevreyi bize zindan eden, yargı kararlarını ve halkın iradesini hiçe sayan zihniyete göre bizler birer böceğiz…

Yaşama hakkımız kendi elimizde değil… Ülkeyi ahtapot gibi saran kalburüstü bir zihniyetin esiriyiz.

‘’Bu kanıya nereden varıyorsun’’ diye bir sorgulamaya gerek yok.

Sığacık’taki orkinos çiftliği girişiminde yargının iptal ettiği kararın arkasından dolanarak, aynı yerde, birkaç metre ileride kurulmak istenen orkinos çiftliği için ‘’ÇED gerekli değildir’’ kararı veren zihniyetten söz ediyorum.

Mendereste yine yargı kararına rağmen verilen ÇED olumlu raporu ile bir madeni işletmesinin kapasite artırmasının önünü açan karara imza atan zihniyeti eleştiriyorum.

Aliağa’da mahkemenin 3 kez iptal ettiği santrali genişletme çalışmalarına bir kez daha ‘’ÇED gerekli değildir’’ kararı ile 4. kez geçit veren anlayıştan bahsediyorum.

YARGI BOZUYOR, UMURLARINDA DEĞİL

İktidarda AK Parti yönetimi var. Mahkemelerde de bu yönetimin dizayn ettiği Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu’nun atadığı yargıçlar var… Bu yargıçlar, valilerin, vali yardımcılarının veya bakanlık bürokratlarının ‘oluru’ ile verilen ‘’ÇED gerekli değildir. Girişimciler yatırımlarını rahatlıkla gerçekleştirebilir’’ kararlarını, ‘’Durun bakalım, o kadar da değil. Halkın iradesi de önemli’’ diyerek bozuyorlar… Üstelik Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın değerli eşi Emine Erdoğan da çevreye son derece önem veriyor.

Hal böyle iken kimden ve nereden güç aldığı anlaşılamayan bir zihniyet, yeni bir orkinos çiftliği kurulmasına, halkın tepkisine rağmen maden sahalarının genişletilmesine, termik santrallere ilaveler yapılmasına onay veriyor.

Yöre halkının temiz bir çevrede yaşama isteğini dikkate almadan her başvuruyu karara bağlıyor…

ÇED KARARINDA YÖRE HALKININ GÖRÜŞÜ ÖNEMSİZ

Tamam, yatırımlar öncesinde halkın görüş beyan etme yetkisi AK Parti döneminde elinden alındı… Yatırımın çevreye etkisine karar verme mercii olarak valilikler ve bakanlık yetkili kılındı…

Ama bu yargı sistemi de FETÖ ve diğer siyasal oluşumların önü kesilerek AK Parti döneminde oluşturuldu.

O zaman bürokrasinin de bu yargının kararlarına uyması gerekmez mi?

Yoksa ‘Tavşana kaç, tazıya tut’ deniliyor da biz mi farkında değiliz.

Ülke ekonomisine katkıda bulanacak yatırımların ve girişimlerin elbette karşısında değiliz…

Ama bunlar, vahşi kapitalizmin halkı böcek gören zihniyeti doğrultusunda değil de halk-yatırımcı birlikteliği ile karara bağlansa, yatırımlar hayata geçirilirken yöre halkının iradesine saygı duyulsa daha demokratik, daha insancıl olmaz mı?

Yoksa siz uzaydan geldiniz de bizim mi haberimiz yok.

Bizler birer basımlık canı olan böcekler miyiz?