Üstelik bu iki olay da Türkiye’de medeniyetin en üst düzeyde yaşandığı Seferihisar gibi bir ilçede gerçekleşmişti. Bu yönü ile de düşündürücüydü…

Hiçbir zaman yerli yabancı ayrımı yapmadım ve bu ayrımı yapanlara hep karşı çıktım.

Ancak bölgemizdeki genel eğilim, ilçeye çalışmaya gelen insanların kültür düzeylerinin düşük olduğu, bu gibi olayları da bu insanların yapabileceği yönündedir.

Oysa iki vahşetin kahramanları da doğma büyüme Seferihisarlıdır. Demek ki bu tür uygunsuz davranışlar için illa dışarıdan gelmek gerekmiyor.

İnsanlar gibi bir dilleri olmayan, konuşamayan bu canlılardan ne istersiniz be yaratıklar!

Bu olayları gerçekleştirenlerin vahşi hayvanlardan ne farkı var” diyeceğim ama bu cümle de çok az, çünkü Allah insana akıl, fikir, düşünme yeteneği vermiş.

Belki aklımıza, “Bu iki olayı gerçekleştirenler niçin tutuklanmıyor” sorusu gelebilir. Ancak tutuklansalar ne olur tutuklanmasalar ne olur? Üzücü olan bu iki olayı gerçekleştiren insanların toplumumuzda var olmalarıdır.

Olayı nefretle karşılayanlar da ne çare ki; “YAZIKLAR OLSUN… “ cümlesini kullanmaktan başka bir şey yapamıyor…

Bu iki olay AB ülkelerinden birinde yaşansa ne olurdu?

Köpeği idam sehpasında cezalandıran ile sahibine kızdığı keçileri silahla öldüren yaratıkların canilikleri ulusal basında günlerce konu edilir, bunu yapanların cezalandırılması için insanlar ayağa kalkardı.

Ancak gelin görün ki köpeğin idam edilmesi olayında da tanık olduğumuz gibi sadece hayvan hakları koruyucusu Fevziye Özkan ve yardımcıları olayı gündeme taşıdı.

Sonunda icraatı gerçekleştiren kişinin az bir para cezasıyla cezalandırmanın ötesine geçilemedi.

Peki, diğer sivil toplum kuruluşları ve toplumun diğer kesimlerinden niçin tek bir cümlelik eleştiri açıklaması gelmedi?

Aslında toplumumuzun bu denli vurdum duymazlığı da ayrıca eleştiri konusu olmalı..

SIĞACIK GECE PAZARI

Halk, hizmette yetersiz kişi ve yöneticilerin beceriksizlikleri karşısında ‘İşi ehline vereceksin’ der.

Bu söz, bugünlerde de Sığacık’taki bazı görüntüler üzerine konuşuluyor.

Yıllardan sonra kurulan gece pazarı gerçekten Sığacık’a yakışır nitelikte organize edilmiş ve hizmete sunulmuş.

Gece pazarını yapan ismi yakından tanırım…

Yahya Koca isminde bir arkadaşımız…

Anne baba tarafı Kayserili…

İşini temiz ve özenerek yapmasının belgesi de bu olmalı…

Gece pazarı değil adeta konforlu bir alışveriş merkezi organize edilmiş…

GELELİM PAZAR ORTASINDAKİ UCUBEYE!

Birkaç arkadaşla pazarı geziyoruz! Yanımdaki Sığacıklı arkadaşa, “Bu çevrili alan neyin nesi?” diye sordum…

Arkadaşım cevap verdi, “Mustafa Abi, burada Sığacık’ın maketi yapılıyor ancak her ne hikmetse bu maket 5 yıldan bu yana bir türlü bitirilemedi!’’

Konunun derinliğine indiğimde söz konusu olan Sığacık Kaleiçi maketinin kaderine terk edildiğini, beş yıl önce yapılan işlerin de dökülmeye başladığını öğrendim.

Dahası son yıllarda bu maket için hiçbir çalışma yapılmıyormuş. Maketin yapımını üstlenen beyefendi, bazen arkadaşlarıyla alana gelip birkaç bardak şarapla sefasını sürdükten sonra kapıyı çekip gidiyormuş…

Belediye Başkanı Tunç Soyer’den, “ Sığacık maketini yapacağız” diye kişisel mekanı haline getiren vatandaşın yıllardır ne yapıp ne yapmadığını takip etmesi gerektiğine dikkat çekmesini bekliyorum..