SON DAKİKA

Çantada bomba var

Bu haber 14 Kasım 2012 - 10:20 'de eklendi.

Yaşları yetmişi aştığı halde yaşamları boyunca bir kez bile İstanbul’a gitmemiş, bir kez olsun uçağa binmemişlerdi.

Kayseri’de devlet memuru olan kızları, geçtiğimiz mayıs ayında tayin oldukları Feriköy’de ikinci çocuğunu dünyaya getirmek için hastaneye kaldırılınca İzmir Adnan Menderes Havalimanı’ndan İstanbul’a uçtular.

Bir saatlik uçak yolculuğu çok hoşlarına gitti. Uçağın tekerleklerinin pistten ayrılışı sırasında biraz korksalar da 50 dakikada İstanbul’a inmek onları çok mutlu etti. Saatlerce süren otobüs yolculuklarına hayıflandılar, “Keşke daha önce de uçağı tercih etseydik, çok rahatmış” dediler.

Kızlarının doğum sonra da bir ay kadar İstanbul’da kaldılar. Adalar’a gittiler, Boğaz gezileri yaptılar. Eminönü muhteşemdi. İzmir’in Konak’ı, Kemeraltı’sı, Kordon’u da güzeldi ama Mısır Çarşısı’nın, Galata Köprüsü’nün gizemi farklıydı.

Mahmutpaşa Çarşısı’ndan iç çamaşırı, aktarlardan çeşit çeşit baharat aldılar. Deniz kenarında acılı turşu ile yedikleri balık ekmek çok hoşlarına gitti. Sobacıların, hırdavatçıların bulunduğu dar sokakta ilerlerken, kızı doğum yapan baba, evdeki damlayan banyo musluğunu tamir etmek için bir tarafı açık bir tarafı köşeli çeşme anahtarı aldı. Çarşıdan tam çıkacakları sırada da daha önce Kayseri’de görüp alamadığı, İzmir’de de aynısını bulamadığı sarımsak pensesinden gördü. Eşinin, ‘Bırak şimdi bunları. Buradan İzmir’e sarımsak pensesi mi gider’ uyarısına aldırmamakla kalmadı, bir de fındık kırmak için yuvası ceviz kıracağına göre daha küçük olan bir fındık kırma aleti satın aldı. Fiyatları da çok uygundu, ikisine beş lira para ödedi.

Mısır Çarşısı’nın doğu kapısına doğru yürürlerken bir dükkanın önündeki tezgahta alüminyum folyo ruloları gördü. Üzerindeki etikette dört lira yazıyordu. Oysa İzmir’de Kemeraltı’nda bunların fiyatı sekiz liraydı. Karısının, “Bırak şimdi alüminyumu, İzmir’de alırız bir tane, koca sene kullanırız” lafına yine kulak asmadı. Üç tane birden folyo rulosu aldı, yetmedi torbaya bir rulo da streç film koydurdu.

Kızının evindeki banyonun musluğunu tamir ettikten sonra Eminönü’nden satın aldığı malzemeleri sırt çantasına yerleştirdi. Çeşme anahtarını çantanın alt gözündeki fermuarlı bölüme, sarımsak ve fındık penselerini de üst kısma koydu.

Dönüş saati gelmişti. Artık Ege’ye uçakla döneceklerdi. Gelirken havada aldıkları keyif, yükseklik korkusuna değerdi. Kızını, torunları öpüp damadının kullandığı otomobil ile havaalanına yöneldiler. Saat 21.15 uçağına yetişeceklerdi. Damatları ile vedalaşan İzmirli yaşlı çift, Atatürk Havaalanı iç hatlar terminaline girişte herhangi bir sorun yaşamadı. Sadece görevli polis, ‘Çantayı bagaja verin, kabine almayın’ uyarısında bulundu. Yaşlı karı koca bir süre sırada bekledikten sonra rezervasyon onaylarını yaptırıp biletlerini aldılar. Uçağa girmeden önce ikinci kontrole girdiler.

Kabin bagajlarının kontrol için içinden geçirildiği makine, ‘bip, bip’ diye ötmeye başladı. Aynı anda üç güvenlik görevlisi, etraflarını sardı. Makine başındaki polis, ‘Çantada kabin için tehlikeli maddeler var, nedir onlar’ diye sordu. Yaşlı adam ve karısı paniklemişti. Yaşlı kadın, “Bir şey değil evladım” diyecek oldu, makine başındaki polis, “Sanki dinamit lokumu gibi” dedi.

Alüminyum folyo ve streç film ruloları ekranda gerçekten de patlayıcı lokumları gibi görünüyordu. Makine başındaki ekibin amiri olduğu anlaşılan polis, “Görütüyü büyük ekrana ver, büyük ekrana” diye seslendi.

Aynı anda rütbesiz polislerden birisi yaşlı adamın kolunu tuttu, diğeri yaşlı kadını bir sandalyeye oturttu. Gece görüş dürbünü görüntüsünü andıran ekrana beş altı baş birden uzanmıştı. İçlerinden birisi, “Lokum amirim bunlar. Patlayıcı lokumu” diyor, bir başkası, “Çantada kesici, öldürücü alet de var. Şunlara bakın amirim” diyerek ekranda ne oldukları tam anlaşılmayan fındık, sarımsak penselerini işaret ediyor, bir başka polis de kendisini onaylıyordu. Makine başındaki polis, “Baba, militanlık için bayağı yaşlısın. Yakışıyor mu şimdi sana bu hareket. Uçağı mı kaçıracaktın yoksa” dedi alay eden bir ifadeyle.

Kapıya yakın olan polis, ‘Bomba ekibini çağıralım’ amirim derken, giriş holünün kapısında görevli iki hostes, sorunun bir an önce aşılması ve uçağa geçiş kapısının kapanması için acele ediyordu.

Olayı uzaktan gören iç hatlar yolcuları arasında, “Canlı bomba yakalamışlar. Uçağı havaya uçuracaklarmış” dedikodusu yayıldı. Polis telsizlerindeki şifreli konuşmalar arasında havaalanının bütün kapılarında işlemler geçici olarak durduruldu.

Kızları doğum yapan çift, çantada alüminyum folyo ile fındık ve sarımsak penseleri olduğunu söylemeye çalışıyor fakat dertlerini anlatmaya fırsat bulamıyordu. Uçağın uçuş saati geldiği halde uçuş izni alamayan kaptan pilot, yardımcısıyla birlikte iç hatlar girişine geldi. Kızı doğum yapan yaşlı adam, boncuk boncuk terlemiş, yüreğinde çarpıntı başlayan eşinin de ellerinde, ayaklarında derman kalmamıştı. Kaptan pilot, “Bu kadar uzatılacak ne var? Açın çantayı, ne varsa dökün, gereğini yaparsınız. Bizi bekletmeyin” deyince polislerden birisi, “Riski göze alamayız. Burada bu kadar yolcu var. Bomba imha ekibini bekliyoruz, fünyeyle patlatsınlar. Öyle değil mi amirim” diye işgüzarlık yaptı.

Kaptan pilotun sert sözleri, kızı doğum yapan yaşlı adamın, “Ne bombası, ne kesici aleti. Onlar sarımsak, fındık pensesi, alümünyum folyo” haykırışları sonunda etkili oldu, çantayı dikkatli bir şekilde tek tek boşalttılar.

Alüminyum folyolar ile sarımsak ve fındık penselerini ellerine alan polisler, uzun incelemeler sonucunda yaşlı çiftin kabine Eminönü’nden aldıkları malzemelerle binmelerine izin verdiler.

Makine başındaki polis hala ekran görüntülerini düşünüyor, “Çantada çeşme anahtarına benzer bir şey daha vardı ama haydi neyse” diye mırıldanıyordu.

Güçlükle uçağa binen yaşlı çift, bir saatlik uçuştan sonra Adnan Menderes Havaalanı’na indi ama bir daha da uçağa binmemeye yemin etti.

Tevfik TORTAMIŞtevfik@seferihisar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.