Foça’daki rezaleti, kepazeliği, felaketi veya “denize yakıt sızıntısı” olarak hukuki metinlere aktarılan trajediyi duymuş olmalısınız.

Resmi makamlara göre, denize boşalan/boşaltılan tonlarca yakıtın faili henüz meçhul!

Maskaralığa bakın…

Sanki denize atılan, gazoz şişesi!

* * *

Özellikle Yeni Foça ve Gencelli sahillerini gittim, gördüm.

Kapkara bir tabaka örtmüştü o güzel mavi suları.

İşlenen cinayetin izleri, her yere yapışmıştı.

Onlarca kişi, günlerce çalışarak yüzeydeki siyahlığı büyük oranda temizledi ama ya suyun alt tarafı?!?

* * *

Çeşme’den çok iyi biliyoruz ki, yıllarca sürecek bir tahribat oluştu deniz dibinde.

Fuel oil denilen yağlı kara illet, oradaki yaşamı zehirledi.

Etkisi ne zaman, nasıl dışa vuracak bilinmiyor.

Aynı kabusu, şimdi Foça yaşıyor.

Acil müdahale şart.

Resmi kurumların topyekun harekete geçmesi şart.

Bilim insanlarının zarar ve tehlike boyutunu hızla belirlemesi şart.

* * *

Bakıyorum da, öne çıkması gereken yerel yöneticiler “konu mankeni” olmakla yetiniyor.

O da bir şey de, hakkını vermek lazım.

Misal, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu olay mahalline geldiğinde, giyseydi beyaz tulumu, atlasaydı suya, siyaha boyanmış kostümüyle çıkıp, açıklamasını öyle yapsaydı; çok daha etkili olmaz mıydı?

* * *

Neyse, kimsenin keyfini bekleyecek halimiz yok.

Avukat arkadaşlarım Senih Özay, Murat Fatih Ülkü ve Ahu Tahmilci ile beraber; Foça için de suç duyurusunda bulunduk.

Dedik ki:

“Denize petrol/kimyasal madde sızıntısına kasten veya taksirle neden olan kişilerçevrenin kasten ve taksirle kirletilmesi (TCK md. 181, 182) başta olmak üzere, TCK’nda ve Çevre Kanunu’nda sayılan diğer suçları işlemişlerdir.

Geçen yıl, yine İzmir’de Çeşme’de gemi kaynaklı ‘denize yakıt sızıntısı’ nedeniyle yaşananları altını kalın biçimde çizerek, anımsatarak, ama buna karşılık dünyadaki örnekleri de hatırlayarak, Türkiye’nin de, hukukunun da, hak arayışının da yabana atılamayacağını, dünyaya göstermemiz gerekmekte.”

İşte bu süreçte, olayın sürekli takibinin sağlanması, kamuoyunun ilgisinin düşmemesi için; Foça halkının, Foça ve İzmir başta olmak üzere ulusal sivil toplum örgütlerinin, medyanın ilgisini önemsiyoruz ve bekliyoruz.”

* * *

Demek o ki, bizler gazeteci, avukat, işadamı vs. olabiliriz fakat özde çevre sorunları ile insan haklarına duyarlı bireyleriz.

Dün Çeşme’de, bugün Foça’da yaşanan çirkinliğin benzeri aman ha Seferihisar’da yaşanmasın.

Herkes adımını düzgün atsın, aklını başına alsın.

Ve kimsenin kuşkusu olmasın.

Sürekli enselerindeyiz.

Anında tepelerine bineriz!