Bugünleri irdeleyebilmek için 2008’e dönüp bugüne gelmek lazım…

10 yıllık Hamit Nişancı iktidarının son ayları. Ötekileştirilen CHP tabanı, yıllardır zafere susamış CHP yöneticileri; üyeleri ve umut vaat eden bir başkan adayı… Hepsi bir araya gelerek oluşturulan sinerji, birkaç ay önce anketlerde %60’ları bulan Hamit Nişancı iktidarını yerle bir etti.

Seferihisardaki 2009 seçimlerinin sosyolojik analizini yapmak bir paragrafa sığmaz elbet. 2009 yerel seçimleri tüm ezberlerin bozulduğu bir seçim olarak tarihe geçti.

Aslında 2009 Mart’ta Seferihisar siyasetinde kartlar yeniden karıldı. O tarihten itibaren Tunç Soyer’in toplumun tüm kesimlerini kucaklayan siyaseti CHP’yi güçlendirdi. Türkiye’de eşine az rastlanır şekilde toplumun zıt siyasi kutupları Tunç Soyer’e oy verebilir hale geldi. Seferihisar’ın toplam değeri arttı, ekmeğimiz büyüdü. Ezber bozan Tunç Soyer siyaseti, CHP’nin hanesine artı puan yazdı.

Diğer yandan Türkiye’de yaşanan 17-25 Aralık süreçleri, AK Parti’nin güç sarhoşluğu ile ötekileştirici siyaseti Seferihisar’da puan kaybetmesine neden oldu. AK Parti’ye en büyük darbe ise partide uzun yıllar çalışıp Seferihisar’da iddialı konuma getiren Ümit Cingöz’ün istifası oldu. Seferihisar AK Parti adeta özünü kaybetti.

2014 yerel seçimlerine bu şartlarla girildi. Hamit Nişancı bu defa iktidar partisinin gücüyle girdiği seçimden yenilgiyle ayrıldı. CHP, sandıktan ikinci kez mutlak galibiyetle ayrıldı.

Daha zafer sarhoşluğu sürerken, Tunç Soyer tüm teşkilatı toplayarak, sonraki hedefi %60 olarak gösterdi. O günden bugüne dolu dolu bir buçuk yıl geçti.

CHP teşkilatı sizce hedefe yürüyor mu? Bence yürümüyor, yürüyemiyor… Adına güç sarhoşluğu da diyebilirsiniz, koltuk zehirlenmesi de. Maalesef teşkilat tüm dinamikleriyle bu kronik rahatsızlığa kapılmış durumda. Son kongrede yapılan “sen, ben, bizim oğlan” listesi bunu doğruluyor. İki yıl önce sosyal medyadan şu an yönetime girdiği partiye sin kaflı küfür eden de var; altı okun anlamını bilmeyen de… Tabanın görüşü dikkate alınmadan, gençlik kollarının olmadığı bir liste hazırlandı.

Yönetim, geniş tabanlı uzlaşı listesi yerine kişisel iktidarını koruyanların listesi olmuş durumda. Kongrenin sessiz, sönük geçmesi de bu tezimi doğrular nitelikte.

Gramsci’nin dediği gibi: “İktidarı ele geçirmek çok kolay, ama elde tutmak çok zordur”.

Hedefsiz, vizyonsuz anlayışla CHP’nin Seferihisar’daki geleceği tek başına CHP’nin marka değerine kalmış durumda. CHP’nin muazzam bir marka değeri var. Ancak bu miras, ilçe teşkilatını daha ne kadar sırtlayacak zaman gösterecek. Faturayı tek başına ilçe başkanına kesmek kolaycılık olur. Partinin kadın kolları hariç alan çalışmasının bile yapılmadığı bir teşkilat için %60’ı bırakın, iktidarı korumak hayal olur.

Siyasette heyecan bittiyse, hedef yoksa, güç sarhoşluğuyla kendi tebanı yaratıp çevreni daraltıyorsan yolun sonu yaklaşıyor demektir!..

Dost acı söyler…