Cumhuriyet Halk Partisi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucu iradesinin temsilcisi olarak demokrasiye en fazla önem veren bir kurum olması gerekirken, sanırım, bu kadar çok demokrasi Türkiye şartlarında bu partiye bol geliyor.

Genel seçimlerden önce yakasından parti rozetini çıkaran Muaharrem İnce, seçimlerin hemen ardından genel başkanlığa aday olarak partiyi birbirine kattı. Kurultay atağını püskürten genel merkezde sular hala durulamadı.

Genel merkez, yerel seçimlere 5 ay gibi kısa bir süre kalmasına rağmen Muharrem İnce travmasını üzerinden atamadığı için hala, “Belediye başkan adaylarını ön seçimle mi belirleyelim, atama usulüyle mi?” tartışması yapıyor.

Nasıl bir yöntem uygulayacakları da meçhul.

CHP, seçimlerin ertesi günü “İlle de genel başkan olacağım” açıklamalarıyla genel merkezi keşkek gibi karıştıran ve Kılıçdaroğlu ile ailecek yemekte birlikte olduktan sonra o masada konuşulan her cümleyi kamuoyuna duyuran Muharrem İnce’yi hemen ve acilen partiden ihraç etmeliydi…

Bu arada Aziz Kocaoğlu’ndan coşkulu açıklamalar!

Ankara’yı yakından izleyen Kocaoğlu, bir baktı Muharrem İnce genel başkan olacak gibi…

Hemen açıklama yaptı, “Genel merkezde değişiklik şart..” Kocaoğlu baktı İnce olmayacak, bu kez ikinci açıklamayı patlattı, “Genel merkezde birleşim şart..” Yani rüzgar nereye eserse Kocaoğlun’dan ‘Ver coşkuyu’ türünden açıklamalar..

CHP’nin bugün için öncelikli konusu belediye başkan adaylarını ön seçimle mi atama usulüyle mi belirleyeceğine bir an önce karar vermesidir. Ön seçim ile belirlenme kararı alındığında oylamaya delegeler mi kayıtlı üyeler mi katılacaktır?

İşte asıl cevap bekleyen soru bence bu olmalı!

Delege oylarıyla ön seçim yapılırsa yandı gülüm keten helva!..

Her delegenin yakınını veya kendisini belediyeye al, yetmedi ihale vaadinde bulun, işi bitir…

Kısacası daha önceleri ilçe başkanlığı seçimlerinde de yaşandığı gibi CHP’ye demokrasi epeyce bol geliyor…

FEYZİ HEPŞENKAL

İzmir ve Ege’nin yakından tanıdığı, yılların duayen gazeteci Feyzi Hepşenkal yazılarıyla Yeni Haber- Seferihisar.com ailesinde. Feyzi Abi benim duayenim, ustamdır.

1980 yıllarında Yeni Asır gazetesinin ikinci katına çıkıldığında sol tarafta yan yana iki oda vardı!

Odanın birisinde rahmetli Özdemir Hazar, diğerinde Feyzi Abi yazılarını yazardı. Galiba 1985 yılıydı. Bir gün Yeni Asır’a gittiğimde Özdemir Hazar’ın odasında, kafa kafaya vermişler, sohbet ediyorlardı. İçeriye girdim, çay ikramından sonra Feyzi Abi’nin, “Mustafa Seferihisar’da ne var ne yok?” sorusu ile başlayan sohbetin ardından kendisine, “Feyzi Abi çok güzel yazılar yazıyorsun! Sizin yarınız kadar yazı yazabilsem Allah’tan başka bir şey istemem” demiştim. Feyzi Abi de, “Mustafa çok kolay, her akşam TV haberlerini izle, spiker haberleri nasıl okuyor bak, sen de öğrenirsin” diye yol göstermişti.

İşte o günden sonra hemen her gün TV haberlerini izlerken haberin nasıl okunduğuna da baktım. Sonuçta her ne kadar Feyzi Abi üstadımız kadar değilse de derdimizi anlatabilecek kadar karalamalar yapabilir düzeye ulaştım.

Aramıza hoş geldin, tanrı uzun ömür ve sağlıklar versin değerli Feyzi Abim…

Son Güncelleme : 09 Eylül 2018 9:37