Doğayı yeniden keşfetmek: Ekolojik kentler

Doğayı yeniden keşfetmek: Ekolojik kentler

0

“Ekonomi” kelimesi insanlık tarihinin büyük kırılma noktalarından biri.

Antik Yunanca’da oikos (hane/ev) ve nomoi (yasası) kelimelerinin birleşiminden gelen ekonomi, kelimenin en ilkel haliyle kırsallığa, yani tarıma ve evi geçindirmeye vurgu yapmakta. Dolayısıyla “hane yasası” insanlık tarihinin kırsalda başladığı ve kentlerin ortaya çıkışından çok önceki bir olguya işaret ediyor. Ancak daha da önemlisi, ihtiyaç ve zorunlulukları belirleyen; yani Antik Yunan dünyasında yasayı kuran “kadın”dır ve kadın bir anlamda ekonomiyi yaratmıştır.

Lakin “pazar ekonomisinin” ortaya çıkışı tarihte bir başka kırılma noktası yaratmış ve pazarın kuruluşuyla birlikte kentler ekonominin başlıca özneleri haline gelmişlerdir.

Günümüz kentleri sadece bununla da açıklanamayacak ölçüde karmaşık ve sanal bir boyutu da içeren devasa ekonomilere tanık olmakta ve kentler bu haliyle milyonların yaşadığı mekânlara dönüşmektedir.

İşte bu anda bir parantez açmak gerekiyor:

Doğanın nimetleri ve sunduklarını kullanarak “ekonomiyi” yaratan insan, günümüz dünyasında yarattığı eserin esiri konumuna gelmiştir.

Yani doğanın içinde doğan ekonomi, 21.yüzyılda doğayı yutacak bir dönüşüme uğramış; sadece tahrip değil aynı zamanda onu yok edecek bir vaziyete bürünmüştür.

Hırsa, rekabete ve lükse dayanan, bu yönüyle doğadan ve doğallıktan uzaklaşan anlayışa tepki olarak 1970’lerde ortaya çıkan çevre hareketleri artık günümüzde büyük başarı ve kazanımlar elde etmeye başladı. Dünyanın birçok bölgesinde “gönüllülük” esasına dayanan çevre hareketleri artık daha yeşil kentler için mücadele ediyor ve dünya çapında büyük bir ağ oluşturuyorlar.

Yeşil dostu çevreciler alternatif şehir planları (http://tinyurl.com/otp956v) kentsel dönüşüm projeleri (http://tinyurl.com/oy8v5l7) ve hatta bürokrasinin en aza indirgendiği yahut olmadığı alanlar oluşturarak (http://tinyurl.com/qjnbhmb) “başka bir dünya mümkün” sloganına hepimizi inandırıyorlar

Düşünsenize, hepimizin gözüne hitap edecek ve tamamen en derin genetik kodlarımıza işlenmiş “doğa sevgimizin” modern mimariyle bütünleştiğini?

O halde 20 değişik türden 97 bin bitki ile donatılmış şöyle bir otoparkı yapmak (http://tinyurl.com/otrp7a7) ve ekolojik çeşitliliği korumak kentlereçok mu zor gelir?

Kesinlikle sanmıyorum, çünkü bu hususta artık kaçış yok.

Demem o ki 21.yüzyıl, çevrecilerin ekolojik kentleriyle, savaş baronlarının harabe şehirlerine tanık olacak ve tüm bu sürecin kazananı “doğa” olacak.

Doğa en nihayetinde kendine ve kentine sahip çıkacak. Tıpkı bu şekilde… (http://tinyurl.com/oq9gfcr)

Cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu haber dikkatinizi çekebilir

Seferihisar Şehir Meydanı üzerine bir kaç öneri…

Bir kentin kalitesini ölçmek istiyorsanız o şehrin meydanlarına