Seferihisar Emlak

Öncelikle ifade edeyim ki et ithalatı sürdürülebilir bir çözüm değildir. İthal et, bizim tüketim alışkanlığımıza ve damak tadımıza uygun olmadığı gibi halka güvenilir de gelmemektedir.

Genç çiftçi projesi kapsamında her ilçede birkaç kişiye 300’er koyun verilmesi de hayvancılığı geliştirmez. Mera ve yaylalar günden güne küçülürken genç çiftçi, sürüsünü doyuracağı otlak bulamaz. Tamamen yem ve samanla da işin içinden çıkması mümkün değildir.

Çözüm, ülke genelinde hayvancılığı geliştirecek adımlar atmaktır. Nedir bunlar?

1- Türkiye’deki tarım sektörü, ağırlıklı olarak 1-5 ile 1-10 arasında hayvanı olan ailelere dayanmaktadır. Yakın zamana kadar bunları ayakta tutan en önemli unsur meralardı… Ancak son yıllarda meraların yüzde elli oranında daraltılması ile köy veya mahallelerde aile hayvancılığı yapılması imkansız hale geldi. Devletin, mera ve otlakları küçülten adımlardan derhal vazgeçmesi, aksine mera ve yaylaları genişletmesi, hayvan sahiplerinin fabrika yemine mahkumiyetini azaltacak, ette ucuzluk sağlayacaktır.

2- Yemde GDO’lu mısır ve soya ithalatı nedeniyle dışa bağımlılığın yol açtığı fiyat artışının önüne geçilmesi için Çukurova, Trakya, Konya, Ankara gibi arpa, buğday, yerli mısır ve yonca üretiminin yoğun olduğu illerde mazot, tarımsal elektrik, ilaç ve gübrede sübvansiyon uygulanmalıdır. Mazotta genel bir indirim yerine, üretim bölgelerinden hayvancılığın yoğun olduğu ilçelere yem, saman, yonca, arpa, buğday, mısır gibi ürünleri taşıyan nakliye araçlarına anlaşmalı istasyonlardan irsaliye, fatura veya tarım müdürlüklerinden alınacak belgeler karşılığında vergiden arındırılmış akaryakıt temin edilmesi besicilikteki maliyeti bir anda düşürecektir. Yatlara tanınan ayrıcalık hayvancılığa da tanınmalıdır.

3- Türkiyenin hayvan varlığı dağılımına göre teşvikler uygulanarak;

Balıkesir, İzmir, Konya, Kars, Erzurum, Diyarbakır gibi illerdeki sığır besicilerine,

Konya, Şanlıurfa, Ağrı, Van, Diyarbakır, Balıkesir, Ankara, Eskişehir, Afyonkarahisar, Erzurum ve Bitlis gibi illerdeki koyun yetiştiricilerine,

Mersin, Antalya, Adana, Mardin, Siirt, Bitlis ve Van gibi illerde keçi üreticilerine,

Samsun, İstanbul, Afyon’da mandacılığa,

Muğla, Ordu, Adana, Aydın, Sivas ve İzmir gibi illerde; arıcılık ve balcılığın maliyet giderlerini azaltacak şekilde, fatura karşılığında üreticiye KDV iadesi yapılması, bu illerin söz konusu alanlarda ihtisas bölgeleri kabul edilerek hareket edilmesi, et, süt ve balda üretimi artıracak, fiyatları düşürecektir. Genel KDV istisnası yerine çiftçi ve besiciye fatura karşılığında 3 ayda bir KDV iadesi yapılması şarttır.

4- Bankacılık, enerji, ve alkolde olduğu gibi et ve süt ürünlerinde de denetleme ve düzenleme kurulu oluşturulmalı, yem üretimi, maliyeti, satışı kontrol altında tutulmalıdır. Dövizdeki artışı gerekçe göstererek yem fiyatlarını yükselten firmaların, dövizdeki düşüşten sonra da zamlı fiyatları sürdürmelerinin önüne geçilmelidir.

5- Tarım Bakanlığı’nın besicilik yapan ailelere iki yılı ödemesiz 5 yıl vadeli hayvan vermesi olumlu olsa da sigorta sistemi külfettir. Hayvan başına yıllık 500 lirayı bulan sigorta ücreti, ailelere 7 yılda 3 bin 500 liralık ek bir yük getirmektedir. Bu sigorta bedelinin düşürülmesi, veterinerlik ve ilaç desteğinin devlet tarafından verilmesi halinde hayvan sigortası üreticiye yük olmaktan çıkacaktır…

6- Sığır veya küçükbaş hayvan birlik ve kooperatiflerinin yem fabrikaları kurma girişimlerine, proje, yatırım ve faizsiz kredi desteği sağlanmalıdır.

7- Belediyeler dışında bizzat devlet, entegre bölge mezbahaları kurarak kendi kontrolünde hayvancılık kooperatif ve birliklerine işlettirmeli, özel ve belediye mezbahalarında, günümüzde büyükbaş hayvan için 150, küçükbaş hayvan için25-30 lira olarak alınan mezbaha kesim ücretini külfet olmaktan çıkarmalı, makul seviyeye düşürmelidir.

8- Tarım ve hayvancılıktaki asıl büyük tehlike gelecekte karşılaşılacak su ihtiyacıdır… Küresel ısınmaya bağlı olarak su kaynakları hızla azalmaktadır. AK Parti iktidarının, göreve gelişinin ilk yıllarında yarım baraj ve göletleri tamamlamak için gösterdiği çaba, 24 Haziran’dan sonra kim iktidar olursa olsun yeni baraj ve göletlerin yapılması konusunda katlanarak devam etmelidir. Su; hububat, mısır, pancar ve silajlık her ürün için en önemli unsurdur…

SONUÇ

Türkiye, her ne kadar sanayisini, ekonomisini, kendi silahlarını, tanklarını geliştirse de ülkemiz ekonomisinin lokomotifi tarım ve hayvancılıktır. Sadece Rusya’nın domates ve tarım ürünlerimize uyguladığı yaptırımların üreticilerimize ne kadar zarar verdiğini, ihracatımızı olumsuz etkilediğini, kanatlı hayvan ihracatındaki tıkanıklıkların, sektörü ne kadar zora soktuğunu göz önüne alırsak tarımın önemi bir kez daha kendisini gösterir…

Sonuçta et ve süt ürünleri fiyatlarının düşmesi, tarım ve hayvancılığın önemsenmesi, bu sektöre devlet tarafından pozitif ayrımcılık uygulanması ile olacaktır…

DİP NOT: Bu iki yazı, Ankara’daki ilgililere de geniş bir rapor halinde gönderilmiştir.