Türkiye 15 Temmuz günü bir darbe girişime tanık oldu ve karanlık bir gece yaşadı. Gülen Cemaatı bağlantılı TSK askerleri yönetime el konulduğunu açıkladı. Ülkenin Genelkurmay Başkanı rehin alındı.

Başkentin kalbi, TBMM binası bombalandı. Savaş uçakları Ankara ve İstanbul‘da korku saldı. Köprüler kapandı, televizyonlar basıldı ve ekranlar karardı. Bunların hepsi 15 Temmuz gecesinde yaşandı.

Geçtiğimiz günlerde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nca tamamlanan “Ana Gülen Yapılanması” iddianamesinde ise ”Gülen Yapılanması”nın 1971 yılından itibaren Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde örgütlenmeye çalıştığı belirtilerek şu tespitler yer alıyordu: “İlk zamanlarda az olan bu sayı yıllar geçtikçe artmış, 1984 yılından sonra bu faaliyetler yoğunluk kazanmıştır. O dönemde TSK içerisine yerleştirilen bu öğrencilerin birçoğu şu anda kurmay albay veya general rütbesindedir.

İllegal örgütlenmenin 1971’e dayandığı tezlerinin en büyük dayanağı, 19 Ağustos 1971 tarihinde cesur bir savcının hazırladığı iddianame…

Bir savcı, Gülen Cemaatı’nın özellikle TSK’da yapılanmasının hemen başlangıcında, Türkiye’nin bugünlerde yaşayacağı travmayı tespit etti ve iddianameyi hazırladı.

Fethullah Gülen, iddianamede bir numaralı sanık olarak yer aldı. Hazırlanan iddianameyle, 54 sanık “Laikliğe aykırı olarak devletin içtimai, iktisadi, siyasi, hukuki temel nizamlarını kısmen de olsa dini esas ve inançlara uydurmak amacıyla cemiyet tesis, teşkil, tanzim veya sevk ve idare etmek, böyle cemiyetlere girmek veya girmek için başkasına yol göstermekle” suçlandı.

Davanın savcısı, yargılama sürecinde sayısız ölüm tehditi aldı. Tehditler öyle bir boyut aldı ki, mahkeme salonunda yumruklaşmaya kadar vardı. Davanın Hâkimi Albay Kaya Alpkartal, Gülen davasının savcısına ‘Nur talebelerini suçlu göstermek için delil diye lüzumsuz şeyleri dosyalara doldurmuşsun!’ diyerek mahkeme esnasında yumruk attı.

Yapılan yargılamada 29 sanık çeşitli hapis cezalarına çarptırıldı. Gülen’e TCK‘nun 163/4. Maddesini ihlalden üç yıl ağır hapis cezası verildi. 19 Ağustos 1971’den 2015 yılına kadar geçen 44 yılda  Fethullah Gülen’in hüküm giydiği tek dava, 1971 / 42 esas, 1971 / 27 karar sayılı iddianamenin sonucudur.

Peki kimdi bu cesur savcı?

Çok uzağımızda değil…

Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer’in babası rahmetli Nurettin Soyer.

Devlet adamlığı, öngörülü olmayı gerektirir. Rahmetli Nurettin Soyer, Türkiye tarihinin en travmatik olayının başlangıcına ışık tutmuş, adeta tehlikenin sinyalini vermiş.

Bugünleri öngören cesur savcıyı rahmetle anıyorum.