SON DAKİKA

Hayatımın aynasında gördüklerim

Bu haber 08 Eylül 2017 - 8:30 'de eklendi.

İlk gençlik yıllarımda Ağrı Dağının zirvesine çıkıp dünyaya tepeden bakmak istiyordum. Ünlü eşkıya Mahmudo gibi dağa çıkıp yeryüzüne nam salmak istiyordum. Ülkenin yönetim şeklini değiştirip insanlara hak, eşitlik, özgürlük ve adalet dağıtmak istiyordum. Aşktan yana nasipsiz yüreğimde çılgınca hayaller kurardım.

En çok da Deniz Gezmiş’e özeniyordum. Darağacına, yani ölüme özeniyordum. Çok şey yapmak istiyordum. “Güneşi zapt edeceğiz, güneşin zaptı yakın” diyordum.

Tıpkı Nâzım gibi…

Güneşi zapt etmeyi düşünen ruh haliyle yaşıyordum.

Yıllar böyle geçiyordu ve ben hiçbir şey yapamıyordum. Oysa yaşamın gerçekliği ütopyadan farklı bir şeymiş. Şimdi düşünüyorum da neden zengin olmayı hayal etmemişim? Fabrikalar kurmayı, gemiler almayı, iş adamı olmayı hayal edememişim de neden güneşi zapt etmeyi hayal etmişim?

Gülüyorum kendi kendime…

Zamanla aklım başıma geldi, özenti ve hayallerimden kurtuldum. Gözlerimi uzaklara diktim, yakınımdaki her şeyden tiksinir olmuştum. Uzaklar yakınıma geliverdi şansıma. Kaderin böylesine kader derim işte. Hayalleri bırak yola çık dedim. Zahmetlere katlanmak gerek.

Kısa bir zaman sonra yeni yurdumdaydım. Ege Körfezi’nin rıhtımında geziniyor, İzmir’in yumuşak ikliminde, gökkubbenin yıldızları altında yürüyor, sahilde sarmaş dolaş yürüyen sevgilileri hayranlıkla izliyordum.

Sıcak huşu ile dolardı yüreğim. Mutluluğu bana ilk tattıran cennetim. Gerçek cennetler insana mutluluk ve dinginlik verir. İşte, ben şimdi hem mutluyum hem de dinginim. Artık hayal kurmaktan korkuyorum, birebir yaşaya bildiklerimle yetiniyorum. Kendime çeki düzen vermişim.

Bunları neden mi anlatıyorum?

Kendimi örnek göstererek, insan her şeyden önce kendini kurtarmaya çalışmalı. Başka nasıl anlatabilirim ki? Daha ne diyeyim; ama siz ham hayaller kurmaya ısrar ediyorsanız, anlattıklarım ufkunuzu açmıyorsa, o zaman devam edin. İsyan edin, direnin, itiraz edin, ister ölün ister öldürün. Siz bilirsiniz…

Sizin özgür iradeniz neyi emrediyorsa, onu yapın. Dikkat edilmesi gereken önemli nokta, özgür iradenizin özgürlüğünden emin olmanızdır.

Çünkü Tanrı sizi yanıltabilir, lideriniz sizi aldatabilir.

Yanılma ve aldatılma ihtimalinizi unutmayın. “Ya Allah,” diyerek omuzlarınıza basıp yükselenlere dikkat edin. Vaatlerine inanmayın. Onlar özgür irade dolandırıcıları. Her şey vaatlerle, ertelerle yarınlara bırakılır. Kimileri yarınların vaadinde, kimileri de öteki dünya mutluluğunun vaadinde bulunur. Söylenen vaatler, ölüm denen zamanın kıyısında ya da sonrasında…

Vaat edildiyse ihtimal aralığındadır.

Basit bir üslupla ve basit cümlelerle anlatmaya çalışıyorum. Hayata basit bakarım. Çünkü basit yaşam, basit bakışlarla fark edilebilir ancak. Basit bakıldığında yaşamın derinliklerinde gizli şeytanlıkları görebilirsiniz. Keskinlikte yara alırsınız, güneşe dik bakmak kör eder insanı. Zaman gençliği hızlıca eritir. Ben tüy akıllı insanlara üzülürüm. Şeytanların üfürüğüyle savrulurlar, kutsal sandıkları azgın ütopyaların akıntılarına kapılırlar.

Yaşama şansları yoktur böylelerinin. Yaşamın ne olduğunu anlamadan, mutluluğu tatmadan ölürler. Yaşayamadan ölenlere, doğmamışlara ölümsüzlük yaftası yapıştırılır. Yaşamamışın ölümsüzleri ne demek? Aslında hepimiz aynı düşünürüz. İnsan kusursuz olamaz. Tepeden bakanlara kızgınlığınız, tepeye çıkıp tepeden bakma arzunuzdandır. Devran döndükçe nöbet değişir.

Dünya dümdüz değil; zirvesi var, vadisi var. İnsanlar da aynıdır. Bencillik varsa eşitlik mümkün değil. İnsanlığın tepesi de olacak, derin vadileri de. Şimdi derin çukurların isyancısısın; ama tepeye çıktığında bir zalim gibi olacaksın.

Ben yaşamda adalete olan inancımı çoktandır yitirdim. Doğanın da adaleti yok. Kurdun kuzuyu yemesi Tanrı’nın adaletidir. Adalet dedikleri aynı zamanda vahşet değil mi? Bir zamanlar bir köpek hırlayarak bana saldırdı. Yumruğumu kullanmadım, sadece tabancamın tetiğine bastım. Sonuç, savaşı ben kazandım. En orantılı gücümle ve en adil adaletimle…

Anlaşılmam bakımından diyorum ki; halkın yüzde sekseni tüy akıllıdır. Tüy akıllıklar en hafif rüzgârla bile oradan oraya savrulurlar. Biri sokakta bağırırsa, diğerleri koroya çevirir. İsyan etmeyi bilirler, itiraz ederler; ne istediklerine gelince şaşkın şaşkın bakarlar.

Tembellik ve beceriksizlerine sürekli mazeret ve bahane ararlar. İsyan, beceriksizliklerine bahane; itiraz etmek, tembelliklerine mazeret olur.

Şakir KADAN / İZMİR

Şakir KADAN
Şakir KADANsakirkadan@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.