Seferihisar Emlak

İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu, teşkilatının uyuşturucu ile mücadelesi kapsamında zehir zemberek bir açıklama yaparak güvenlik kuvvetlerine, ‘’Okul önlerinde uyuşturucu satanların ayağını kırın. Kırmayan polis ve jandarma görevlileri bunu yapmazsa görevlerini yerine getirmiyor demektir. Bu konuda ceza verilecekse 5-10 yıl cezasını ben çekmeye hazırım” türünden sözler söyledi.

Bakanının bu açıklaması, farklı kesimlerin eleştirisine neden oldu.

Kimileri bakanın ifadelerinin yasalar ve hukuk devleti ile bağdaşmadığını, konu uyuşturucu bile olsa suçluların mahkemelerde hesap vermesi gerektiğini savundu.

Hatta duyumlarım doğruysa CHP bu konuda suç duyurusunda bile bulundu…

Konunun özüne gelelim…

Konuşan bir içişleri bakanı, adalet bakanı değil!

Ben de içişleri bakanı olsam aynı açıklamayı yapardım.

Neden?

Geçtiğimiz aylarda Seferihisar’da uyuşturucu satıcısı bazı kişiler polis tarafından yakalandı ve karakol ifadelerinin ardından adliyeye sevk edildi.

Evraklara suç delili olarak da kamera kayıtları eklendi.

Ancak kayıtlardaki görüntülerin satıcı ile alıcı arasında uyuşturucu alışverişini net olarak ortaya koymadığı gerekçesiyle zanlılar serbest bırakıldı ve ellerini kollarını sallaya sallaya adliyeden çıktılar.

Bu olay daha önce çeşitli il ve ilçelerde de yaşandı.

Elbette savcı ve hakimler, işlerinin uzmanıdır ve hangi durumlarda tutuklama kararı verileceğini bizlerden iyi bilir.

Benim dile getirmek istediğim konu; hakim ve savcıların ‘kısmi şüphe’ hallerinde de uyuşturucu tacirlerini ceza evine göndermelerini sağlayacak yasal düzenlemelerin yapılması zorunluluğudur.

Bu düzenlemeler yapılırsa, kamuoyunda zaman zaman oluşan, ‘’Polis suçluları yakalıyor ama adliye binasında serbest kalıyorlar’’ algısı yıkılacaktır.

Yeniden Bakan Soylu’nun açıklamalarına dönersek ben de içişleri bakanı olsam aynı cümleleri kullanır hatta ‘’Okul önlerinde uyuşturucu satanların ayaklarını kırmak yetmez, uyuşturucu servisi yapan ellerini de kırın, gözlerini kör edin’’ diye devam ederdim.

Şaka değil, gerçekten bu talimatı verirdim.

Çünkü evladı uyuşturucu batağında yok edilen, satıcı yapılarak da cezaevlerinde çürütülen ailelerin acısının başka türlü dinmeyeceğini düşünürdüm.

Burada asıl konu, bu illeti satanların, sattıranların ve baronların en ağır cezaya çarptırılması ve devletin bu konudaki kararlılığıdır.

Bugüne kadar gördük ki uyuşturucu ile mücadele; kuryelerin, fişekçilerin ve sokak satıcılarının yakalanmasından öteye geçmedi. Baronların ve büyüklerin izi pek sürülemedi, mücadele ediliyor görüntüsüyle yetinildi…

Bu nedenle Sayın Bakan’ın açıklamalarını yürekten destekliyor ve kendisini bu cesur çıkışı ve duyarlılığı nedeniyle kutluyorum.

Polislerin cezasını da sadece içişleri bakanı değil ben de çekmeye razıyım…

 

Son Güncelleme : 15 Ocak 2018 14:19