İzmir’i sevmemek mümkün mü?

İzmir’i sevmemek mümkün mü?

0

Hem İzmir’i ve İzmir halkını ayrım yapmadan çok seveceksin, hem de hiç kimseyi incitmeden bu köşede fikirlerini yazacaksın! Ne denli zor olduğunu biliyorum ancak; kırk yıllık gazeteci sevgili Mustafa Karabulut’un bu gazete köşesini bana tahsis ederek şereflendirmesi, seve seve yazmamı zorunlu kılmıştır. Kendisine teşekkür ederim. Prensip olarak fikirlerimi dayatmayı ahlaksızlık saydığım için duygularımı yazmayı daha doğru buluyorum.
Ayrıştırılmış toplumların tamamının duygularını incitmeden hitap etmek, hele bu zamanda çok zor. Günümüz toplumun açık ara kopuşuna rağmen yinede hepimizin ortak duyguları, ortak sevdaları ve ortak hassasiyetlerinin olduğuna inanıyorum. Temennim hep var olur ve var olmasını sağlarız. Çok zor değil aslında. Yeter ki Tanrılaştırılmış idollerimizin, “hatasız kul” gibi kabul gördüğümüz siyasi liderlerin irademizi çalan söylemlerine bir an kulaklarımızı tıkayalım. Akli özgürlüğümüzle yeniden yekvücut toplum haline gelebiliriz. Geleceğimizin yazgısı üzerine tasarıları olmayan iktidarlar, geçmişimizin en acı hatıralarını anımsatarak aklımızı çer çöple doldurmakla meşguller. Çünkü iktidarlarını sürdürebilmek için en kolay yol böylesidir. Düşman yaratarak, halkın ruhuna korku saldıktan sonra kürsülere çıkıp kendilerini kurtarıcı gibi gösterirler. Şunu çok iyi biliyorum ki; her korkunun neticesi itaat etmeyi zorunlu kılmaktadır. Dayatmaya itaat köleliği kabul etmektir. Bu günlerde yaşanan bu değil mi? Zihniyet böyle olunca arafta durmak yoktur, taraf olmak zorunlu hale getirilmiştir. “Ya taraf olacaksın ya da bertaraf olacaksın” söylemi çok dikkat çekicidir.. Bu söylem korkunç ve en ağır günahları içeren bir söylemdir. “Öteki”lerim olmasın diye taraf olmaktan kaçınırım. Ülkeme karşı duyarsız olduğumdan değil, bu düşünce benim sanat ruhumda mevcuttur.
Aklımızı çoğaltmamız gereken bu çağda düşünme yeteneğimizi kaybetmek üzereyiz. Sanat ve edebiyat alanında üretmeyen, kulaktan dolma fikirleri, rivayetleri bilgi sanarak avunduğumuz, öğrenme isteğimizin köreldiği, inanma arzumuzun her gün biraz daha depreştiği zaman içinde uyutulmaktayız. Modern zamanın ruhunu yaşamadığımız kesin ama kaç yüz yıl önceki ruhların tutsağı olduğumuzu tahmin edebilirsiniz. Uyku moduna girmiş bir halkız ve Filistin halkının yüz yıl öncesi başına gelen felaketten biliyoruz ki, bu durumdaki halkların ülkesini çalarlar. Emperyalistler gece gündüz fırsat kollamaktalar. Ortak duygu ve hassasiyet dediğim şeylerin başında ortak vatan gelir. İhtirasların, iktidarların, kişisel çıkarların kurbanı edip heba etmeyelim.
En büyük ders felaketlerle karşılaştığında alınır. Marifet felaketleri önceden görüp tedbiri almaktadır. Birinci ortak paydamızın vatan sevgisi ve koruma kollama sevdası olması dileğiyle…

Cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu haber dikkatinizi çekebilir

Koyunlar bile tehlikeyi sezer

Türkiye Cumhuriyetinin bedeli, yüz binlerce insanın kanı ve