SON DAKİKA

Kocaoğlu, 5 puanı niçin kaybetti ve ihanet

Bu haber 17 Nisan 2014 - 10:40 'de eklendi.

Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu, 2014 yerel seçiminde yüzde 50’ye yakın oy almasına rağmen 2009’a göre 5 puan civarında oy kaybetti.

Kimine göre Kocaoğlu ve CHP kaybetmedi, AKP Binali Yıldırım ile oyunu artırdığı için bu sonuç çıktı.

Kimine göre Kocaoğlu’nun uzlaşmaz tutumu, adaylara hatta ilçe meclis üyelerine bile müdahalesi oyunu azalttı.

Kimine ve bana göre ise büyükşehir belediyesindeki ‘bürokratik yapı’ Kocaoğlu’na oy kaybettirdi.

Kurumdaki hantallığı ve bürokrasi hastalığını yakından görmemi sağlayan bir olay yaşadığım için Üçüncü şıkta ‘bana göre’ ifadesini kullandım. İzninizle o olayı anlatayım.

Geçtiğimiz sonbahardı. Kiraz’ın Şemsiler köyünde bütün yollar asfaltlandığı halde eşimin ve anne-babasının bahçelerinin yanından geçen 250-300 metre uzunluğundaki bir bölüm toprak olarak kalmıştı. Bu bölümün de asfaltlanması için eşimle birlikte bir dilekçe yazıp büyükşehir belediyesine götürdük.

TOPLANTI BAHANESİ HAZIR

Altyapı Dairesi’nde sorumlu bir müdür ile görüşmek istedik. Bizi İlyas Salman filmlerindeki gibi kapı önünde bir görevli karşıladı. ‘’Müdür Bey toplantıda. Evrakınızı kayıt bölümüne verin, bizden cevap bekleyin’’ dedi.

Kayıtla yetinmeyeceğimizi, konuyu bir yetkiliye açıklamak istediğimizi söyledik. İstemeye istemeye bizi aynı birimde başka bir bölüme yönlendirdi.

İçeri girdik. Bu kez Kemal Sunal filmimdeki gibi herkes başını öne eğdi. Yüzümüze bakan yok. Kapının hemen sağında, beyaz tenli, 35 yaşlarında bir memur internette sörf yapıyor.

Ona yaklaştık, dilekçemizi uzattık. ‘’Niye bana getiriyorsunuz. Evrak kayda vereceksiniz’’ diye diklendi. ‘İzah etmemiz gereken bir konu var’’ deyince ‘Tamam tamam’ diyerek dilekçeyi almak zorunda kaldı.

Aradan 40-50 gün geçmişti.

Güya bir ekip yolda keşif yapmış, sonra da ‘Buraya asfalt gerekmez’ kararına varmış. Olayı öğrenince yeniden belediye kapısına dayandık. Altyapı dairesinin ilgili müdürü yine toplantıda imiş.

Kapıdaki görevli, ‘’Ünal Bey toplantıda…’’ diyerek bizi yine internette sörf yapan beyaz tenli teknik elemanın bulunduğu odaya götürdü. İçeri girdiğimizde yüzümüze bakan yine yok…

Üzerinden epey zaman geçtiği için ismini tam hatırlamıyorum ama galiba odanın amiri Emin Bey de yine yerinde değil…

‘’Yetkili bir isimle görüşmek istiyoruz’’ dedim.

‘’Yok, toplantıda’’ dedi birisi.

O zaman sesimi yükseltip,

‘’Ne biçim daire burası… Vatandaş olarak bir muhatap bulamayacak mıyız’’ deyince, beyaz tenli teknisyenin sağındaki masada boş boş oturan, etli butlu, dolgunca vücutlu bir memur aynı tonda karşılık verdi.

‘’Ne demek burası nasıl daire… Yok işte yetkilisi!..’’

‘’ŞİKAYET EDİN’

Yardımcısının olup olmadığını sorduğumda da aynı etli butlu memur, ‘’Yok… Gidin valiliğe şikayet edin” diye bağırdı.

Bu kez ben de, ‘’Ne yani vatandaş olarak bir iş yaptırabilmek için illa şikayet kurumuna mı başvuralım. Siz şikayet olmadan vatandaşın işini görmez misiniz’’ diye çıkıştım.

Tık çıkmadı.

Sonra da ‘’Siz İzmir’i sabote ediyorsunuz’’ diyerek odadan çıkarken, etli butlu memur arkamızdan,

‘’Evet.. Sabote ediyoruz, var mı diyeceğin’’ diye bas bas bağırıyordu.

Eeee… Serde gazetecilik var. Öyle kolay kolay pes edecek değiliz herhalde!..

Daire Müdürü Fazıl Bey’in kapısına dayandık. Orada da İlyas Salman filmlerinin klasik kapı görevlisi karşımıza dikildi,

‘’Fazıl Bey meşgul, işinizi zemindeki evrak kayıttan takip edeceksiniz’’ diyecek oldu, yüzüne 13 numara bir bakış fırlatınca kenara çekilip sus pus oldu . Fazıl Bey’in özel kalemine ulaştık.

Bayan memur diğerlerinin aksine son derece kibar.

‘’Bir sorunumuz var, Fazıl Bey’den randevu istiyoruz’’ deyince odaya girip çıktı. sonra da bizi Fazıl Bey’in huzuruna aldı.

Daire Müdürü Fazıl Bey, voleybol sahası kadar büyük odasında bizi dinledikten sonra, ‘’Aslında oraya yol yapmak bizim göreviz değil ama üreticilere destek olmak için köy yollarını yapıyoruz. Bu konuyu da biliyorum. Ama orası için asfaltlamaya uygun değil’’ raporu geldi’’ açıklaması yapınca, dilekçemizi vereli 50 gün olduğunu, madem asfaltlamaya uygun değil, neden bilgi verilmediğini sorduk.

Fazıl Bey son derece kibar bir müdür. ‘’Evet haklısınız. Bilgi vermeliydik’’ dedikten sonra telefona sarıldı, konuyla ilgili birimi arayıp, ‘’Kiraz’daki yolu yapın’’ talimatını verdi.

10-15 gün içinde de o yol son derece kaliteli bir şekilde yapıldı. Artık Haliller, Avunduruk, Mavidere gibi mahalllere” giden araçlar bu yoldan geçiyor.

Hadi biz gazeteci inadımızla uğraştık, didindik, Fazıl Bey’e kadar ulaştık da bu yolu yaptırdık.

Peki ya belediyede işini yaptıramayanlar?…

Fazıl Bey gibilerine ulaşamayıp odalardan kovulanlar kim derseniz. İşte o Azizi Kocaoğlu’nun kaybettiği yüzde 5 oy oranı içinde olanlardır.

Köylerinin çeşmelerine işgüzarlarca mühür vurulanlardır.

Çok sevdikleri belediye başkanlarının üzeri çizilen tabandır. Belediye meclisine girme hayallerinin önü ‘torpilli’ adaylarla kesilenlerdir.

Aziz Bey, şimdi bazı daire müdürlerinin kafasını koparır da masa başında vatandaşa horozlanan memurlarına dokunamazsa eminim ki bir sonraki seçimde CHP İzmir’deki oyu bir yüzde 5 daha düşecektir.

SİZCE EN ACI ŞEY NEDİR?

Bizlere, ‘Hayatta en acı şey’ nedir? diye bir soru yöneltilse farklı kişilerin vereceği farklı yanıtlar şöyle olabilir:

– Çok sevdiğimiz bir insanın ölümü,

– Çok sevdiğimiz birinden ayrılmak,

– Ağır bir hastalığa yakalanmak,

– Paramızdan, servetimizden olmak, iflas etmek,

– Dost kazığı yemek, sırttan vurulmak,

– Unutulmak,

– İhanet,

Ve benzeri cevaplar…

Geçtiğimiz yerel seçimlere katılan, ancak sandıktan çıkamayan adaylar için de en acı şeyin ‘yenilmek’ olduğunu göz önüne alırsak, ‘Hayatta en acı şey kaybetmektir’ diyebiliriz.

Evet, hayatta en acı şey kaybetmektir. Yukarıdaki maddelerini bu bakış açısıyla yeniden okursanız, hepsindeki ortak özelliğin kaybetmek olduğunu göreceksiniz…

Ama neyi kaybederseniz kaybedin, hayatın devam ettiğini asla unutmayın.

Bu yüzden de günün birinde kaybedebileceğiniz sevdiklerinize, dostlarınıza iyi sarılın. Sağlığınızın değerini hasta olmadan bilin. Paranıza, servetinize sahip çıkın. Beş kazanıyorsanız birini mutlaka kenara ayırın. Elindekini avucundakini har vurup harman savuranları uyarın…

Seçim kaybedenler de elbette üzülecekler ama onların yapacağı şey de birilerinde kabahat aramak yerine neden birinci olamadıklarının nedenlerini bulmak ve hatalardan ders çıkarmak olmalıdır. Hata yapmadığı halde kaybedenlerin tesellisi ise ‘Kısmet değilmiş’ demektir.

AHTAPOT AVCISI

Çorbacılara son gece piyangosu

‘Ben sana seçimin kaderini çorbacılar belirler’ demedim mi diye odaya girdi Ahtapot Avcısı…

“Şu iki mahallenin sonucuna bak…Son geceye kadar arkasında durdukları partiyi 200’er liraya sattılar. Yıllardır kendilerine kol kanat geren, her dertlerinde yanlarında olan kişilere ihanet ederek sırttan vurdular” diye söylendi.

Kimi kastettiğini sordum. ”Bu tür ithamlar insanları zan altında bırakır?” diyecek oldum. ”Onlar kendilerini, Seferihisar da onları bilir. Hiç kimse de zan altında kalmaz… Seferihisarlılar, seçimlerde ayak oyunundan kimin, kimlerin medet umacağını artık adı gibi biliyor” diye tamamladı sözlerini…

Tevfik TORTAMIŞtevfik@seferihisar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.