Yoğun itirazlar üzerine yapılan birkaç değişiklikle hayatımıza girdi..

Seferihisarda da gerek jandarma bölgesine gerekse polisin sorumluluk alanına elektronik gözler yerleştirildi.

Böylece hız, ışık, hatalı sollama başta olmak üzere pek çok ihlal tespit ediliyor ve fotoğrafıyla birlikte adrese gönderiliyor.

Normal bir durum mu?…

İlk bakışta evet…

Daha doğrusu yönetim veya yönetilen anlayışı ‘şahin’ olanlara göre tüm sürücüler potansiyel para makinesidir. Nefes almalarına bile fırsat vermeden bunlara basacaksın cezayı…

Her yıl da kat kat artıracaksın…

Ellerinden ehliyetlerini alacaksın…

Hatta ömür boyu direksiyona geçmesini önleyeceksin…

AMAÇ TRAFİĞİ DÜZENE SOKMAK MI PARA MI

Ancak ben bu sistemin sadece trafiği düzene sokmak ve kazaları önlemek amaçlı olmadığını düşünüyorum…

Öyle ya sistemi yerel yönetime kurduracak sonra da ‘’Gel hasılatı paylaşalım’’ diyerek kesilen para cezalarının yüzde otuzunu belediyeye aktaracaksın…

Neden?

Köprü ve tünel inşaatlarındaki mantıkla aynı…

‘’Yeter ki benim cebimden para çıkmasın… Sen kur, bakımını yap. Millet de çatır çatır parasını ödesin…’

Gelirlerini büyükşehire kaptırdıktan sonra para bulmak için çırpınan ak başkanlar, gök başkanlar, halkçı, emekçi başkanlar da olaya balıklama atlasın.

Birincisi işin bu yönü bana sistemin hizmet için değil ceza gelirini bölüşme üzerine inşa edildiğini düşündürüyor…

SON MODEL OTOMOBİLLER

İkinci mesele hız sınırı…

Karayolunda normal hızda seyrediyorsunuz…

Birden karşınıza ‘’Hız sınırı bölgesi 50 km’’ tabelası çıkıyor… O da yetmiyor bir yan yol varsa 30 km tabelası ile karşılaşıyorsunuz…

’Ceza yemeyeyim’’ düşüncesiyle frene bastığınız anda da arkanızdan son sürat gelen bir TIR, otobüs veya bir başka aracın altında kalabilirsiniz…

Bu sınırlamayı, okul yanı, çarşı, hastane gibi insan yoğunluğu olan yerlerde olağan karşılayabiliriz ama Seferihisar-İzmir veya Kuşadası istikametlerinde birden bu hızlara düşmek kazaya davetiye çıkarmaktan başka bir şey değildir…

HIZ SINIRI BÖLGESİ

Ayrıca bazı yollardaki asgari hız sınırını il trafik komisyonları belirliyor…

Aynı özellikteki yola Seferihisar’da 50, Selçuk’ta 70, Denizli’de 80 kilometre sınırı konuyor… Çoğunda da tabela yok…

Kafası karışan sürücü ne yapsın?

Kaldı ki artık yollarda 1950’lerden kalma kocaman motorlu, gaza sonuna kadar bastığına en fazla 60 kilometre yapılabilen araçlar yok…

Günden güne donanımları geliştirilen otomobillerin ibresi, gaz pedalına dokunduğunuzda saniyeler içinde 90’ı-100’ü gösteriyor. Dört tekerleğe birden hükmeden fren sistemleri ile de çok daha kısa mesafede durdurulabiliyor.

O zaman gelin, karakollarındaki şu hız sınırı bölgesi 50 kararını tüm Türkiye’de 70 ile sınırlandırın, 30 km tabelalarını da tamamen kaldırın. Mutlaka konulması gereken yerler varsa da uyarıya bir, bir buçuk kilometre öncesinden başlayın…

Trafik ile ilgili düzenlemeleri yaparken günün koşullarını ve yenilikleri göz önüne alın…