SON DAKİKA

Küçük, kara çocuğun özlemi

Bu haber 07 Temmuz 2013 - 10:25 'de eklendi.

Kadının ilk kocasından olan iki oğlu ile Hüseyin’den olan ilk çocuğunun gözü topraktaydı. Irgatlığa yatkındılar. Küçük kara çocuğun gözü ise okuldaydı…

Kimini annesi, babası okutmak ister; fen lisesini, Anadolu lisesini, üniversiteyi kazanması için dershanelere gönderir, özel hocalar tutar. Çocuğun ise okumaya niyeti yoktur. Ailesinin varlığına, her gün aldığı harçlığa güvenerek işi haylazlığa, tembelliğe vurur.

Okumak için çırpınan kimi çocuğun önüne ise, engel üstüne engel çıkar. Ya yoksulluktur önünü kesen ya anne babanın, ‘Okuyup da ne olacaksın’ tavrı…

Babası Seferihisar kökenli küçük, kara çocuğun yazgısında da bu önü kesilenlerin öyküsü vardır.

Küçük, kara çocuğun annesi, iki çocukla dul kalınca, tarlalarında ırgatlık yapan Hüseyin ile evlenmiş ve bir çocuğu daha olmuştu.

Güçlükle geçinen aile, Ödemiş Zafer İlkokulu’nda hizmetli olarak çalışan Hüseyin’in ağabeyi Mahmut’un önerisiyle Ödemiş’e taşındı. Karı- koca, Ödemiş’te, Kaymakçı’da, Beydağ’da kimi zaman tütün, kimi zaman pamuk işçiliğine gider, kimi zaman ortakçılık yapar, kimi zaman da kendi başlarına tütün ekerek yaşamını sürdürürdü.

Hüseyin gece bekçiliği için adam arandığını duyunca devlete müracaat etti ‘geçici kadroya’ alındı.

Bu arada dördüncü evlat olarak küçük, kara çocuk dünyaya geldi.

Hüseyin, bekçilikten kazandığı üç beş lira ile evinin geçimini sağlıyor, kadın da patates dikimine, çapasına, sökümüne giderek eve para getiriyordu.

***

O yıllarda Küçük Menderes havzasının düğünleri meşhurdu. Düğünlerde çalgı, çengi eksik olmazdı. Gençler, “Rakı içip bağırmayınca, sigara içip savurmayınca, dama girip yatmayınca adamdan sayılmayız” derlerdi. İstasyon mahallesindeki düğünde de eğlence doruğa çıkmıştı. Silah sesleri karanlığı yırtıyor, Bozdağ’a kadar yankılanıyordu. Mahalleden şikayetler gelince, karakol amiri, Hüseyin ile bir başka bekçiye, “Vakit gece yarısı oldu. Şu düğüncüler artık dağılsın” diye emir buyurdu. Hüseyin ile arkadaşı önce alttan aldı, “Amirimin ricası” dedi, olmadı. “Konu komşudan yakınma var” dedi, yine olmadı. Üçüncüde arkadaşı ile ortaya dalıp masaları, sandalyeleri dağıttı, düğünü orada bitirdi. Ama bu şiddet, bekçiliğinin de sonu oldu. Ertesi gün kendisini karakolun kapısının önünde buldu.

İşsiz kalan Hüseyin, baba yurdu olan Seferihisar’ın köyüne dönmeye karar verdi. Dört çocuklu aile, bir yandan tütüncülük yapıyor, bir yandan da koyun, keçi besliyordu.

Kadının ilk kocasından olan iki oğlu ile Hüseyin’den olan ilk çocuğunun gözü topraktaydı. Irgatlığa yatkındılar. Küçük kara çocuğun gözü ise okuldaydı. Siyah önlükle sokaklardan geçen çocuklara imrenirdi. Bir okula yazılsa, ilk işi, Ödemiş’te kalan hizmetli amcası Mahmut’a şöyle kocaman tahta bir çanta yaptırmak olurdu. Bir kardeşi daha dünyaya geldikten sonra evdeki hava değişti. Anası, Hüseyin’den olan üç çocuğunu, ilk eşinden olan iki çocuğundan kıskanıyor, “Bunlara ne alındıysa, onlara da aynısı alınacak” diyordu. Evde, “Senin çocukların, benim çocuklarım” ayrışması başlamıştı.

Üç çocuk, tarla bahçe işlerine giderken, küçük, kara çocuk okula yazıldı. Daha ikinci sınıfta matematik dehası olup çıktı. Dördüncü, beşinci sınıflar problemlerini çözdürmek için küçük, kara çocuğa gelirlerdi. Öğretmenin olmadığı günlerde 64 öğrencili sınıfta vekillik yapar hale geldi.

Ama ilk kocasından olan iki oğlu okumadığı için kendisini kıskanan anası, kocası Hüseyin’e “Çocuğun öğretmeninden bir hafta izin al, gelsin keçileri gütsün” diyordu. İzinler sıklaşınca öğretmen Cevdet Hoca, babayı azarladı, “Bak Hüseyin, sen sıkça aldığın izinlerle bu çocuğun günahına giriyorsun. Bu çocuk, sınıfın en çalışkanı. Yazık ediyorsun…”

Cevdet Hoca’nın azarları, uyarıları fayda etmedi. Annenin ısrarıyla küçük, kara çocuğu dördüncü sınıfta okuldan alıp koyun, keçi otlattırmaya başladılar. Küçük, kara çocuğun ağlamaları, ‘Ben okula gitmek istiyorum” diye kendini yerden yere atması fayda etmedi. Çünkü annenin ilk iki çocuğu okumamıştı, küçük kara çocuk niçin okusundu.

Radyolar yeni çıkmıştı. 150 haneli köyün halkı, her akşam radyosu olan iki evde toplanır, ajanslardan Menderes’in Yassıada’daki yargılanma haberleri dinlenirdi.

Bir gün akşam ajansı okunurken, spiker, “Okuma yazma seferberliği başlatıldı. Bütün çocuklar okula gönderilecek. Çocuklarını göndermeyenler, jandarma tarafından tespit edilecek ve kendilerine para cezası verilecek. Israrcı olanlar hapse atılacak” diye bir haber okudu.

Küçük, kara çocuk da radyo ajansını duymuştu. Müthiş sevindi. O geceyi sabaha kadar kapılarına jandarmaların gelip kendisini okula götüreceklerinin heyecanı içinde geçirdi. Ama ne gelen oldu ne giden… Günlerce gözünü kapıya boşuna dikti.

Ödemiş’te hizmetli olarak çalışan ve kızını öğretmen okulunda okutan amcası Mahmut’un, eşinin, Seferihisar 11 Eylül İlkokulu Müdürü, Başöğretmen Hasan Sırmalı’nın, sınıf öğretmeni Cevdet Hoca’nın yalvarmaları fayda etmedi. Amcanın, yengenin, ‘Hiç değilse Ödemiş’e götürelim, biz okutalım” ısrarları da sonuç vermedi. Küçük kara çocuk, annesinin ilk eşinden olan iki ağabeyinin ‘okumak istememelerinin’ annesinin de, ‘Onlar okumadı, o da okumasın’ cehaletinin bedelini ödüyordu.

Köyde Ilıcalar kahvesi vardı. Bu kahveye her gün Yeni Asır girerdi. Küçük kara çocuk akşam üzerleri bu kahveye yaklaşır, kimseye fark ettirmeden gazeteyi koynuna saklayıp götürür, koyun, keçi otlatırken bütün haberlerini okurdu. Aslında kahveci de bilirdi gazeteyi çocuğun aldığını ama akşam olup gazete miyadını doldurduğu için sesini çıkarmazdı.

Küçük, kara çocuğun okul aşkı öylesine büyüdü ki, 14 yaşında evinden kaçtı, İzmir’de inşaat malzemeleri satılan bir mağazada çalışmaya başladı. Zaman içinde de ilkokulu, ortaokulu dışarıdan bitirdi. Ama daha ilerisine imkanları yetmedi. Askerlik, evlilik, çoluk çocuk derken ‘yüksek okul’ diplomaları bir hayal olarak uhdesinde kaldı.

Bugün karşılaştığı her babaya, her anneye, ‘Çocuğunuzu mutlaka okutun, gidebildikleri yere kadar gitsinler’ diyor. Çocukları da okumaya teşvik ediyor, “Biz yandık, siz yanmayın. Ailelerinizin imkanı varken okuyun, okuyun, okuyun” diyor.

Tevfik TORTAMIŞtevfik@seferihisar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.