Seferihisar Emlak

Seferihisar siyaseti, özellikle de CHP, yerel seçimler öncesinde bir hayli hareketlendi… Gün geçmiyor ki ortaya yeni bir aday adayı çıkmasın.

Çıkabilir elbet. Aday adaylığı her partilinin hakkı…

Ama bir şey dikkatimi çekiyor…

Bazı adaylar Başkan Tunç Soyer’den icazetli olarak meydana çıktıklarını empoze ederken bazıları da el altından Soyer’e vuruyor…

Büyükşehire talip olmasını eleştiren de var, ‘’Yeniden seçilemeyeceğini bildiği için geri çekildi’’ diyen de…

Neden böyle düşündüklerini bilemem… Siyasetle o kadar içli dışlı değilim…

Hiçbir partiyle, hiçbir siyasi görüşle organik bağım yok…

Özgürlüğüm, siyasi parti liderlerinin iki dudağı arasından çıkacak, ‘’Atın gitsin’’ , ‘’Kovun gitsin’’ talimatlarına boyun eğmeyecek kadar kıymetli olduğu, rahmetli anamın, ‘’Hayatta kırıl ama eğilme’’ sözünü düstur edindiğim için hiçbir partiye üye olmadığım gibi herhangi bir siyasi partinin veya liderin destekleyicisi, şakşakçısı veya düşmanı olmadım.

Milletin sandıktaki iradesine de her zaman saygı duydum… Doğru veya yanlış tercihte bulunmuş olabilirler. Bu onların seçimi…

Yüz güzelliğinden veya ünlülüğünden güç alarak, ‘’Dağdaki çobanla benim oyum bir mi’’ diyenlerden değilim… Elbette dağdaki çobanla benim oyumun değeri bir…

Bu açıklamaların ardından yeniden Seferihisar’a, adaylara ve Tunç Soyer’e dönersek…

Tunç Soyer ve Neptün Soyer, benim dünya görüşümle bir bir örtüşen çok güzel işler yaptılar…

‘’Ben siyasi partilere yakın değilim’’ dedim ama o kadar da değil…

Antiemperyalistim…

Özellikle de ABD emperyalizminin dünyayı parmağının ucuna takıp oynatmasına karşıyım…

Tohum ve ilaç kartellerinin Türkiye gibi ülkelerde cirit atıp yerli tohumu yok etmelerine, tarımı hibrit veya GDO’lu tohuma mahkum etmelerine tepkiliyim…

Anadolu tütününü yok edenlerin, afyon üretimine kısıtlama getirenlerin, yerli tohum alış verişini yasaklattıranların, şeker fabrikalarını sattırıp üretime kota getirenlerin bu karteller olduğundan adım gibi eminim…

Hani karıncaya demişler ya, ‘’Sen bu küçücük bedeninle hacca varamazsın’’ diye, o da ‘’Varamasam bile uğrunda ölürüm’’ diyerek inancını belirtmiş…

İşte Tunç Soyer ve Neptün Soyer de hibrit ve GDO’lu tohuma karşı mücadele bayrağını açarak ata tohumlarına sahip çıktılar. Tohum takas şenlikleri ile emperyalist halkayı sarstılar. Bence sadece bu olay bile Konak Meydanı’nda düşmana ilk kurşunu sıktıktan sonra şehit edilen Hasan Tahsin’in çabası kadar değerlidir.

Neymiş efendim..

Tunç Soyer belediye gayrimenkullerini satmış…

Neymiş efendim…

Neptün Soyer belediyedeki atamalara müdahale etmiş…

Geçininiz efendim bunları…

Siz bu çiftin, yerli üretime, yerli tohuma ne kadar sahip çıktığını değerlendirin yeter…

Şimdi Tunç Soyer’in büyükşehir başkan adaylığının önünü kesmek için dört koldan saldırıyorlar…

Oysa Tunç Soyer İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday olsa ve kazansa, inanıyorum ki Bergama’da hibrit tohuma mahkum edilen ayçiçeği üreticileri, Kınık’ın domates, Ödemiş’in patates, Menderes’in salatalık üreticileri, Büyükşehir desteğinde yerli tohuma, ata tohumuna dönecek

Bu arada önümüzdeki hafta yenisi düzenlenecek olan Seferihisar Tarım Günleri etkinliğindeki ‘’Başka bir tarım mümkün’’ sloganını yanlış bulduğumu da belirteyim…

Ne demek başka bir tarım mümkün?…

Slogan, ‘’Ata tarımı ile ayağa kalkmak mümkün’’ olmalı…

Gerçekten da tarımın, toprak ve hayvancılık açısından kurtuluşu, ata tarımına yeniden sarılmaktan, tohum ve ilaç kartellerini ülkeden kovmaktan geçmiyor mu…

Söyleyin geçmiyor mu?…