SON DAKİKA

Saat Kulesi ve hikayesi

Bu haber 24 Aralık 2012 - 10:22 'de eklendi.

İster İzmir’de yaşasın, ister gezmeye gelsin, isterse kenti televizyonlarda, fotoğraflarda görsün İzmirle ilgili herkesin belleğinde kalan en önemli simge Konak’taki saat kulesidir.

Her ne kadar saati her zaman doğruyu göstermese de, Konak iskelesinin yeri değiştirilince arı kovanından çıkan arılan gibi vapurlardan Kemeraltı’na yürüyenlerin güzergahı üzerinde kalmasa da, sahilin doldurulmasıyla Körfez’in yosun kokulu suyundan uzak kalsa da önemini, simgeselliğini hiçbir zaman yitirmemiştir İzmir’in meşhur saat kulesi. Etrafında yükselen kocaman beton kamu binalarının gölgesinde eski heybetinden uzaklaşsa da kentin simgesi olmayı sürdürmektedir.

Eskiden en önemli buluşma yeriydi. Konak’ta bulaşma yeri olarak saat kulesinin dibi gösterilirdi. Saat kulesinin bu işlevini de şimdi metro çıkışları aldı. ‘Konak metrosunun Bahribaba çıkışındayım’ veya ‘Basmane’de metro çıkışında bekle…”

Bir de cep telefonları böylesine yaygınlaşınca aslında metro çıkışlarına da gerek kalmadı. Bir mesaj veya birkaç saniyelik telefonla insanlar artık her yerde birbirlerine ulaşabiliyor.

Yeniden saat kulesine dönecek olursak.

Konak’ta İzmir ile aynı yaştaymış gibi yükselen saat kulesi aslında yüz on bir yaşındadır. Yapımının da bir hikayesi vardır.

Osmanlı döneminde padişahların tahta çıkışları, her yıl düzenlenen törenlerle kutlanırdı. Sadece İstanbul’da sarayda değil, imparatorluğun her köşesinde yıldönümü şölenleri düzenlenirdi.

Here sancak beyi, her vali, en coşkulu kutlamanın kendi kentinde yapılması için çırpınırdı. Öyle ya saraya yakın görevlerde olmanın veya azilden kurtulmanın yolu padişahın gözüne girmek ve orada kalmaktı.

Oysa İzmir Valisi Kamil Paşa, bu yönden şanssızdı.

Sadram Said Paşa’nın azlinden sonra üstlendiği sadrazamlık görevinden o da azledilmiş, üstelik ikinci kez yakaladığı şansı yine Said Paşa’ya kaptırmış, İzmir’e vali atanmıştı.

Ama öyle kirli mendil gibi kenara atılıverecek adam değildi. Bütün imparatorluk sınırları içinde ağırlığı olan bir isimdi.

Nitekim padişah II. Abdülhamit de bunun farkındaydı, Kamil Paşa’nın oğlu Sait Paşa’yı sadaret mevkiine getirmişti.

İzmir’e vali olan Kamil Paşa, hem yeniden padişahın gözüne girmek hem de oğlunun hatırına padişahın tahta çıkışının 25. yıl dönümü için görkemli bir kutlamanın yanında kalıcı bir şeyler de yapılmalıydı.

Vali Kamil Paşa, İzmir’in akil adamları ve Devlet-i Ali’nin İzmir’deki amirleriyle toplantı üstüne toplantılar düzenledi. Değişik fikirler ortaya atıldı. Kimi padişah adına büyükçe bir cami, kimi kervansaray, kimi de hamam inşa edilmesini önerdi. Hiçbiri cazip gelmedi. O zaman İzmir’de Müslüman nüfusuna yakın ecnebi nüfus da vardı. Bir Fransız ailesinin çocuğu olarak İzmir’de doğup büyüyen mimar Mösyö Pere de son toplantılardan birisindeydi.

Sonuçta Kzılarağası Hanı’na giden yolun girişindeki Sarı Kışla’nın önüne, mermer kaide üzerine 33 arşın yüksekliğinde bir kule yapılması, yere yakın kısmına çeşmeler yapılması, zirvesindeki dört yanına da Alman II. Wilhelm’in hediyesi olan kocaman saatler konulması kararı alındı. İnşaatı da Mösyö Pere yapacaktı. Mösyö Pere, aralarında devlet binaları da olmak üzere İzmir’deki pek çok yapıda imzası vardı. Alman Konsolosluk binası da onun eseriydi.

Bin dokuz yüz yılının 1 Eylül’ünde saray bütçesinden sağlanan kaynakla görkemli bir şekilde saat kulesinin temeli atıldı.

Artık Vali Kamil Paşa başta olmak üzere bütün İzmirliler saat kulesi inşaatı ile yatıyor, saat kulesi inşaatı ile kalkıyordu. Saat kulesi ile ilgili her haber mevkutelerin manşetlerinde yer alıyordu. Yaza girilirken ödenek bitince İzmirliler inşaata maddi destek de sağladı, ağustos sonunda tamamlanan kulenin açılış tarihi olarak 1 Eylül 1901 belirlendi.

Kule çevresinde yer alan Devlet-i Ali’ye ait bütün yapılar, ağaçlar, Sarı Kışla’nın girişi ve sahil boyunca birbirlerine dayanarak uzayan konakların pencereleri, balkonları balonlarla, bayraklarla, fenerlerle süslendi. Bütün İzmir Konak’a aktı. Çocuklar şekerler, şerbetler ile sevindirildi. Kadınlara, erkeklere ikramlarda bulunuldu. Hamidiye Sanayi Mektebi Bandosu Hükümet Konağı’nın avlusunda marşlar çaldı, mehteran gösterileri izlendi.

Kulenin gümüşten bire bir maketi de padişaha sunuldu. Bugün topkapı sarayında korunan maket, padişahın tahta çıkışının ’25. gümüş yıl’ olarak kabul edilmesi nedeniyle gümüşten imal edilmişti.

Bugün yanından geçerken pek çoğumuzun artık farkına bile varmadığı saat kulesi yüz on bir yıllık tarihinde İzmir’in işgaline, İstiklal Savaşı’nın kazanılmasına, düşmanın Ege Denizi’ne dökülüşüne tanıklık etmekle kalmadı, birinci ve ikinci dünya savaşlarının dünyada yarattığı acıya, Cumhuriyet’in kuruluşuna, tek partili, çok partili iktidarlara tanıklık etti. Konak’ta düzenlenen yüzlerce mitinge, yürüyüşe şahit oldu.

Günümzde de İzmir’in simgesi olmayı sürdürüyor. Ama artık insan ilgisi daha çok kule ve çeşmelerinden çok yanındaki güvercinlere, güvercinler için yem satan satıcılara odaklanıyor.

ttortamis@hotmail.com

Tevfik TORTAMIŞtevfik@seferihisar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.