Seferihisar Emlak

Merhaba…

Ben Durmuş Odabaşı… Bazı dostlar bilir; gazeteciyim…

Yarım asırdan fazladır, vaktiyle tanınmış bazı gazetelerde, yazdım, çizdim…

Onlar artık gazete niteliğini kaybetti.

Artık birilerini rahatsız edebilecek gerçek haberleri sayfalarına koymuyorlar.

O sayfalar boş kalacak değil ya…

Bazı ipe sapa gelmez haberleri, de “takla üzerine takla attırarak” birinin hoşuna gidecek, ona puan getirecek hale getirip, okuyucuya onu yedirmeye çalışıyorlar.

Ben buna “gazete”, arkasındakine “gazeteci” der miyim…

Ne derim…

Paçavra çıkaran, paçavracı…

…………………………..

Şimdilerde, sevgili dost Mustafa Karabulut‘un daveti ve ezeli ısrarı üzerine Seferihisar’da yaşıyorum.

Hani son yılların, “Yavaş Şehir” olarak ün yapan İzmir ilçesinde…

Seferihisar aslında, Belediye Başkanı Başkan Tunç Soyer’in yerleştirmeyi başardığı sıfata uygun “yavaş şehir” falan değil…

Sessiz, sakin, ama hızlı şehir…

Ya da son yıllarda inşaat firmalarının, inşaat izni verenlerin boy hedefi haline getirdiği mandalina bahçeleri katliamının yaşandığı şehir…

Yüzlerce ilçe, belde gezmiş, yüzlerce belediye başkanı ile şehircilik üzerine sohbet olanağı bulmuş bir meslek erbabı olarak, yerleşim yerlerinin kent geçişlerine çok dikkat ederim…

Örneğin, Aydın-Denizli arasındaki ilçe geçişlerinin güzelliğini, bakımını her fırsatta anlatırım…

Değer belediye başkanlarını da bu konuda özendirmeye çalışırım.

Seferihisar, kent geçişi konusunda sınıfta kalmış…

Ana yol çevrelerinde, mağazaların, restoranların servis yolları olarak ayrılmış alanlar toz toprak içinde. Ekilen, dikilen çiçekler de son derece bakımsız. Zaten, mutlaka “namusu” Kara Yolları’na ait olan ana yol, resen dökülüyor…

Yani, delik-deşik, toz-toprak..

Oysa İzmir‘den ilçeye gelirken “Seferihisar” yazan tabelaya kadar son derece düzgün olan yollar, ilçeye girince bozuk ve bakımsız ve toz toprak içinde…

Kent merkezi girişine kadar “duble” gelen ana yol, birden tek şeride düşüyor…

Yol değil tarla…

Sonrası mı?

Seferihisar” tabelası üzerine kırmızı çizgi çekildikten sonraki, Ürkmez, Gümüldür gibi sahil kasabalarına uzanan yol ise tekrar duble, tekrar yayla gibi…

Acaba diyorum;

Son yıllarda sayıları hızla artan “tarafsız devlet hizmeti kusurlu bürokratlar” Seferihisar”ı, belediye başkanının genelde sosyal demokratlardan seçen Seferihisarlıları bir şekilde cezalandırmış olabilirler mi?

Bir de şu aklıma gelmiyor değil;

Bu gibi büyükşehir ya da devlet kurumları hizmetlerinin ilçeye gelmeyişinde, “Sakin Şehir”in Belediye Başkanı Tunç Soyer çok “sakin” kalmış olabilir mi?

Sebep ne olursa olsun; İzmir’in burnunu dibindeki turizm cenneti için talihsizlik…