Seferihisar Emlak

İzzet Gül Stadı adı verilen tesis, belediyenin himayesinde Seferihisar gençliğine ve sporseverlere tahsis edildi.

Hamit Nişancı döneminde de izleyici tribünleri yapılarak tesisin hizmet standardı yükseltildi.

Ancak geçen yıl bu stadyum belediyeden alınarak Gençlik ve Spor Müdürlüğü’ne verildi, başına da bir spor öğretmeni atandı.

İşte o günden sonra tesisin kaderi değişti.

Belediyeye bağlı spor kulübü bünyesindeki gençler ve çocuklar, spor çalışmalarını Kocaçay kenarındaki tesiste sürdürürken İzzet Gül Stadyumu adeta Seferihisar’dan koparıldı, sadece Spor Müdürlüğünden izinli etkinliklere hizmet vermeye başladı.

PEKİ, BUNA NİÇİN GEREK DUYULDU?

Olayda kasıt aramak ve detayına inmek istemiyorum. Ancak bu stadyumun sadece politik nedenlerle belediyeden alınıp Spor Müdürlüğü’ne verildiğini iyi bilenlerdenim.

Bu arada stadyumun açık tribünlerinin yapılmasını sağlayan Belediye eski Başkanı Hamit Nişancı’nın, “Bundan sonra parti ayırımı yapmadan Seferihisar ve yöre halkı için hep bir yere yumruk vurmalıyız” cümlesini unutmuyorum. Bu cümle gerek siyasi partilere gerekse kamu kurumlarına birlik çağrısıydı.

Önümüzde önemli bir seçim var!

Umarım seçimin ardından o parti, bu parti ayrımı yapmadan Seferihisar’ın geleceği üzerine tek yürek olabiliriz.

Buraya kadar tamam da habere konu olan ve fotoğraflara yansıyan stadyum içerisindeki balıkçı teknesi sahi kime ait?

Spor müdürüne ait ise bu bence büyük bir skandaldır!

Hele hele Seferihisar.com’daki haberde iddia edildiği gibi, spor müdürü, kendi aracını çocuklara yıkattırıyor ise bu iddia, hem ayıp hem de kocaman bir rezalettir…

KAYMAKAM VE BELEDİYE BAŞKANINA

Son yıllarda Seferihisar çok fazla göç alıyor ve ilçeye kimin gelip gittiği belli değil. Çok değil, on yıl öncesine kadar şehre bir yabancı girdiğinde, ‘’Kimdir, niçin gelmiş ve derdi nedir’’ diye sorulur, gelenin kimliği tespit edilirdi. Bu nedenle kapkaç ve hırsızlık olaylarının failleri hemen tespit edilir, polis de kısa sürede sonuca giderdi…

Şimdi de polis yine sonuca gidiyor ama bazı olaylarda adeta iğne ile kuyu kazmak zorunda kalıyor. Neyse ki ilçenin bazı noktalarında kamera sistemi ve bilişim teknolojisi var da bunlardan yararlanarak sonuca daha kolay ulaşabiliyor.

Bu konuda cümlemi daha fazla uzatmadan kaymakamlık ve belediye başkanlığına kamera sistemine daha fazla eğilmelerini, toplu konutların bulunduğu bölgelere ve yeni iş yeri alanlarına daha fazla kamera konulmasını sağlamalarını öneriyorum.

Bu konuda bir mecburiyet fayda getirir mi?

Bence getirir!

Belediye; konutlara kullanım, iş yeri açacaklara iş yeri açma ruhsatı verirken kamera sistemini zorunlu kılar, kaymakamlık da bu kararın arkasında durursa Seferihisar’da hırsızlık ve al kaç gibi olaylar sıfır noktasına gelebilir…

Kısacası bu kararı uygulamak hiç de zor değildir…

BİR TEŞEKKÜR!

Seferihisar Kent Meydanında bulunan Kültür Merkezinin yıkılmasıyla kazanılan alana modern bir park yapılması ve İş Bankasının önünde minik yeşil alan oluşturulmasıyla ilçenin ana arteri büyük ölçüde nefes aldı.

Hani denir ya, “küçük dokunuşlarla neler yapılmaz?” İşte burada aynısı olmuş. Küçük bir dokunuşla ilçe merkezi nefes alınabilecek bir duruma gelmiş.

Başta Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer olmak üzere bu konuda emeği geçenlere; Seferihisar halkı ve çocuklarımız adına kocaman bir teşekkürü borç biliyorum.