Seferihisar Emlak

Düne kadar yaşadığım ilçeyi köşe bucak gezme fırsatım hiç olmuyordu…
Sonunda kendime izin verip, kendimi Seferihisar’ın çarşılarına, mahallelerine atıverdim…
Sanki yabancı bir yer geziyor gibi hissettim kendimi…
Meğer Seferihisar ne kadar değişmiş?
İlçenin her köşesinde lokantalar, alışveriş mağazaları dolmuş, ben işlerle boğuşurken… Gelip geçerken de görmek yerine bakmışım sadece…

Bir şey daha dikkatimi çekti…

Yeni açılan işyerlerinin hepsi tıklım tıklım! Sevindim…

Bu arada işletmecileri tanımıyorum, girip çıkan müşterilerin hiç birisini tanımıyorum. Demek ki kalabalıklaşıyoruz…

Büyüyoruz…

İster istemez eskiyi hatırladım…

Bir merkezimiz vardı. Bir tane lokantamız…

İlçeye bir yabancı geldiğinde çürük diş gibi sırıtırdı…

Millet birbirine sorardı “Kim bu?”

Ve hatırladığım bir şey daha…

Bizim yerli halktan iş yapıp azıcık para görene “Daha dün ayağında çarık yoktu” diye dedikoduyu da yapıştırırdık…
Sahi ne oldu bu Seferihisar’a? İş sahaları açıldı, cadde ve sokaklar doldu…

Kapasite arttı…

Ekonomi yükseldi…

Cafeler, restoranlar, barlar açıldı…

HİÇ ŞÜPHESİZ TUNÇ SOYER’İN PARMAĞI DOKUNDU…
Doğruyu söylemek gerekirse…

Bu canlılıkta 7 yıl önce başkanlık koltuğuna oturan Tunç Soyer‘in büyük payı var. Adına ister yavaş şehir deyin, ister sakin şehir deyin, ister Cittaslow deyin… Ne derseniz deyin ama; Seferihisar’ın artık bir marka olduğunu kabul etmek zorundasınız.

Ve; hepsinden önemlisi, Seferihisar Citttaslow şehirlerin başkenti statüsünü kazandı ve tüm dünyaya bunu ilan etti. Bu konuyu belki de pek çok okurumuz bilmez…

Tekrarlamakta fayda var!
Cittaslow, yani sakin şehirlerin başkenti Seferihisar. Konuyu biraz daha açalım:
Bir müslüman ülkeye ilk kez böyle bir paye veriliyor! Yani bir anlamda Seferihisar çoktan AB‘ye girdi…

Bu da Belediye Başkanı Tunç Soyer’in kişisel becerisi ve girişimleriyle elde edilen büyük bir gelişme…

Yani Seferihisar artık gerçek bir marka…
ÜRETİCİ PAZARLARI

Sakin şehir olabilmenin şartlarından en önemlisi, organik ürünlere bağlılık…

Tunç Soyer’in önderliğinde başlatılan doğal ürünler seferberliği, toprağa dikilmiş kuvvetli bir fidan gibi tuttu ve büyüyor. Üretici pazarlarında, tüketici ile üretici karşı karşıya geliyor. En kısa yoldan. Aracı yok…

Yalan yok…

Sahtecilik yok!

Bu aslında tarımsal bir devrim oldu…

Üretici de malını satamama gibi bir kuşku duymuyor, tüketicinin içi rahat. Üstelik kadınlarımız da para kazanıyor!

HAMİT NİŞANCI

Hamit Nişancı on yıl Seferihisar belediyesini yönetti. Elbette unutulmaz hizmetler yaptı bu ilçeye. Bunlara eksiksiz yazmakta olduğum kitabımda açıklık getireceğim elbette…

Önceki gün Nişancı ile sohbet ederken, Nişancı “Abi evet Salı Pazarı ve pazar günleri Sığacık’ta kurulan üretici pazarlarında, Sığacık sokaklarında benim hiç payım yok mu? Ben SİT alanı olmasına rağmen Sığacık sokaklarının alt yapısını yaptım” cümlesine katılmamak da elde değildi. Tabi ki alt yapısı olmayan bir sokağa bu Pazar kurulamazdı…

Ama hep söyler ve yazarım ya; bu ilçeye bir çivi çakanı toplum unutmaz. Ayrıca son aylarda Hamit Nişancı’nın “bu ilçeye ne yapılacak ise ben önde gider hükümetimizden her türlü katkının alınmasını sağlarım” cümleleri benim için değerli…

İşte Seferihisar siyaseti bu olmalı ve işte özlenen siyaset de budur. Bir Seferihisarlı olarak Kaymakamından, Belediye Başkanına, İktidar partisi ilçe başkanından garnizon komutanlığına, emniyet müdüründen, ilçe milli eğitim müdürlüğüne, Mal müdüründen tapu ve nüfus müdürlüğüne kadar hepsine teşekkürler!

Bu ilçe ve ilçe vatandaşları için her kim ne yaparsa ve insanlarımızın gönlünü alarak yardımcı olan tüm amir ve memurlarına kadar herkese Seferihisar halkı olarak her zaman minnettarız….