SON DAKİKA

Silivri tsunamisi

Bu haber 14 Aralık 2012 - 15:25 'de eklendi.

Her Müslüman’ın ve her Türk’ün gidip görmesi gereken bir alan Silivri mahkemelerinin önü…

1988 yılıydı…

Rahmetli gazeteci Barış Selçuk ile Erzincan’dan Erzurum’a giderken, Erzincan’da bir gece geçirmiştik. Sabahleyin yola devam etmek için harekete hazırlanırken, konakladığımız otelin önündeki çocuklar, “Alın ağabeyler alın.   Erzincan depreminin manileri, şiirleri bunlar” diye bağırıyordu.

Satılan kitaplar 1939 yılında meydana gelen 7.9 büyüklüğündeki Erzincan depremini, depremde ölenlerin öykülerini ve geride kalanların duygularını anlatıyordu.

Ben de çocuklara katkı olması için üç mani ve şiir kitabı almıştım. Erzurum’a doğru yolculuk ederken okuduğum mani ve şiirler beni çok duygulandırmıştı. Gözlerimden yaşlar akıyordu. Rahmetli Barış, “Abi, hayrola, ne kadar duygusalsın! Erzincan depremi 1939 yılında oldu. Bu kitapları satanlar aradan 49 yıl geçtikten sonra olayın ticaretini yapıyorlar. Ne gerek var ağlamaya” diye konuştu.

Aradan tamı tamına 49 yıl geçmişti.

Çekilen ıstıraplar, yöre insanlarının çocuklarına, torunlarına miras kalmıştı.

Önceki gün, samimiyetine ve dostluğuna çok inandığım, bir o kadar da sevdiğim, değer verdiğim Diş Hekimi Koray Acaroğlu ile birlikte Ergenokon davasının görüldüğü Silivri’ye gittik.

Gazeteciler, genelde kalabalık içine girmeden kenarlarda dolaşarak toplumun havasını koklamaya çalışır.

Ben de öyle yaptım. Binlerce kişinin duruşmalara girmek için birbirini ittiği kalabalıktan sıyrılıp kenardaki insanlarla sohbeti tercih ettim.

Silivri mahkemelerinin kurulduğu alan poyraza karşı ve hava bir hayli soğuktu…

Görevlilerin bulunduğu yere gidip biraz ısınmak istedim.  İçeriye  4 bayan girdi. İçlerinden birisi 35 yaşlarında, bir hayli konuşkan, o kadar da ıstıraplı ve duygu yüklüydü.

Birkaç dakika sohbet ettikten sonra, bu bayanın Hava Pilot Tuğgenaral M. Erhan Pamuk’un eşi Ferda Pamuk olduğunu öğrendim.

Ankara Hastanesi’nde çalışan Ferda Hanım, duygularını, “Silivri bizler için tsunami oldu. Silivri sözcüğü aklıma geldiğinde, aklım bir geliyor, bir gidiyor” diye sızlandı.  “Evimiz  Ankara’da, işim Ankara’da ama her ay 4 kez Silivri’ye eşimi ziyarete geliyorum.

Eşim Balyoz Davası’ndan 16 yıl ceza aldı.   Ama hala suçunun ne olduğunu bilmiyor, ben de zaten bilmiyorum. Ben ve benim gibi yüzlerce insan ‘Silivri’ sözcüğü kullanıldığında, artık tsunamiye tutulmuş gibi oluyor” diye devam edip ekledi:

“Mustafa Bey, bizlerin ve çocuklarımızın üzerinde yaratılan bu tsunami, öylesine yıkıcı ki, değil bizler, çocuklarımız ve torunlarımız da yıllarca unutmayacak…”

Yani Erzincan depremi gibi…

mustafakarabulutyenihaber@gmail.com

Mustafa KARABULUT
Mustafa KARABULUTmustafakarabulut54@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.