SON DAKİKA

Siyaset, dostlukları bozmasın

Bu haber 23 Şubat 2014 - 11:21 'de eklendi.

AK Parti Seferihisar teşkilatında, ilçe siyasetine damgasını vuracak bir lider yetişiyor

AK Parti Seferihisar teşkilatında, ilçe siyasetine damgasını vuracak bir lider yetişiyor.

Genç yaşta siyasete atıldıktan sonra AK Parti Seferihisar İlçe Kadın Kolları’nda üstlendiği başkan yardımcılığından belediye meclisi aday adaylığı nedeniyle ayrılan, halen de Seferihisar Güç Birliği’nde başkan yardımcısı , Devlet Hastanesi bünyesinde özel sektöre bağlı büro görevlisi olarak çalışan Arzu Dipkaya Akkaya,  siyaset merdivenlerini hızla tırmanıyor

İki çocuk annesi Arzu Dipkaya Akkaya, siyasetin başarılı ve yıpranmamış tertemiz bir yüzü olarak Yeni Haber’in “10 soruda haftanın sohbeti”ne konuk oldu. İlçesini ve insanlarını sevdiği, evde oturmak yerine topluma hizmeti amaç edindiği için siyasete girdiğini kaydeden Arzu Dipkaya Akkaya sorularımızı şöyle yanıtladı:

Haftanın Sohbeti’ne konuk olan Arzu Dipkaya Akkaya, köşe yazarımız Tevfik Tortamış’ın sorularını yanıtlarken, Seferihisar’ın geleceğine ve seçimlere yönelik önemli mesajlar verdi.

– Doğma büyüme Seferihisarlı mısınız?

* Seferihisarlıyım. İlk, orta ve lise öğrenimimi ilçemde tamamladım. Voleybol, hentbol takımlarında oynadım. Halen de Açık Öğretim Fakültesi Kamu Yönetimi 2. sınıfı öğrencisiyim. İş, siyaset ve öğrenciliği birlikte sürdürüyorum. Evliyim. 9 yaşında oğlum, 14 yaşımda kızım var. Eşim de devlet memuru.

– Siyasete girmek nereden aklınıza geldi.

* Doğup büyüdüğüm Seferihisar’a, bu topraklara, bu yörenin insanlarına hizmet etmek, katkıda bulunmak için 2008 yılında AK Parti’den siyasete atıldım.

– Neden AK Parti…

* Öncelikle gerçekten güçlü ve ülkemizin kangren olmuş sorunlarını kökten çözen bir lideri var. 2002 yılından itibaren hemen her konuda ülkemize hizmet ettiklerini gördüm. Bizim çocukluğumuzda hayal bile edilemeyecek hizmetlerin yapılışına tanık oldum.

Benim de bunlarda katkımın olmasını düşünerek AK Parti’de siyasete atıldım. Kadın kolları yönetiminde görev aldım. Başkan yardımcısı seçildim. Kısa sürede 270 üye yaptım. Bu üyeler sadece çevremdeki kişiler oldukları için değil, gerçekten AK Parti’nin ülkemize hizmetini beğendikleri için partiye üye oldular.

Önceki hafta yapılan reportajda meclis üyeliği hakkında sorulan sorulara Arzu Dikkaya Akkaya şu cümleleri kullanmıştı.

– Meclis üyeliğini mi hedefliyorsunuz?

* Belediye mclisi üyeliği için aday adaylığı müracaatım oldu. Fakat çok da beklenti içinde değilim. Partim, teşkilatım bana nerede görev verirse o görevi üstlenirim. Belediye meclisi üyeliğinde seçilebilecek bir sırada olmazsam, hatta listede adım hiç yer almasa bile küsmem, çalışmalara katılırım.

– Partiden istifa edenler var. Siz istifayı düşünüyor musunuz? Bu konuda neler söylemek istersiniz?

* İlçe eski başkanımız Ümit Cingöz benim son derece saygı duyduğum bir insan. Kadın kollarında başkan yardımcılığı görevine seçilmemde, çalışmalarım sırasında bana büyük desteği oldu. Özel sektör çalışanı olarak sağlık alanında görev almamı da o sağladı. Fakat Ümit Cingöz ve arkadaşları gibi partiden ayrılmayı düşünmüyorum. Benim için esas olan partimdir, teşkilatımdır. Üstelik seçimler öncesinde istifa etmeyi kendime yakıştıramam.

– Heyecanlı bir süreç yaşanıyor. Bu sürecin neresindesiniz? Adaylarla ilgili neler düşünüyorsunuz.

* Belediye seçimlerinde gerek Seferihisar’da, gerekse İzmir Büyükşehir Belediyesi’nde büyük çekişme yaşanacak. Şu anda seçimi kazanan yok. Ortada görünüyor. Seçim sonrasında da hiçbir partinin açık ara önde olacağını düşünmüyorum. Belki bir iki adım fark olabilir…

Benim Seferihisarlı bir anne olarak siyasi partilerde görev alanlardan, adaylardan beklentim şudur. Lütfen birbirimize saygılı olalım. Karşı siyasi grupları düşman gibi görmeyelim. Rencide edici ifadelerden herkes kaçınsın. Yarın yine birbirimlizin yüzüne bakacağız. Siyaset bir yere kadar.

Hepimiz aynı şehirde yaşıyoruz. Siyaset, koltuklar bugün varsa yarın yok. Dostluklarımızı bozmalayım. İrademizi sadece sandığı yansıtalım. Seçim çalışmalarımız da şenlik içinde geçsin.

– Kamu kurumunda çalışıyorsunuz. Siyaset ile kamuda görev yapmak bir arada nasıl oluyor?

* Devlet memuru ve hastanenin kadrolu elemanı değilim. Taşeron firmada çalışıyorum. Taşeron firma da hizmet alımını üç aylık olarak yaptı. Onlar nerede görev verirse orada çalışıyorum Daha önce Diş Polikliniği’nin hasta kabul kısmında idim, şimdi hastanenin veznesinde görev yapıyorum.

Ama siyaset ile görevi asla birbirine karıştırmam. Hastaların siyasi görüşüne, partisine bakmadan hepsine yardımcı olmaya çalışıyorum. Nitekim bugüne kadar CHP’li, MHP’li, AK Partili demeden yüzlerce kişinin işinin görülmesine katkıda bulundum.

– Gördüğüm kadarıyla Seferihisar siyasetinin geleceğinde adınız olacak.   Nasil bir Seferihisar düşünüyorsunuz?

* Öncelikle yeşil dokumuzun korunmasını arzu ediyorum ama bu konuda pek umutlu değilim. Her tarafı beton binalar kaplıyor. Güzelim mandaline bahçelerimiz yok oluyor.

Otopark sorunumuz her geçen gün artıyor. Motosiklet sesinden durulmuyor. Sığacık, Kemeraltı’na döndü. Özellikle hafta sonlarında ana baba günü gibi. Söyleyin Allah aşkına.. Bu halimizle biz gerçekten yavaş şehir miyiz? Şu andaki Seferihisar yavaş şehir kriterlerine uyuyor mu?

– Sizce nasıl olmalı?

İnsanların sosyal beklentilerine yanıt veren bir kent olmalıyız. Yani sinemalarımız, tiyatromuz, alışveriş merkezlerimiz, yürüyüş yollarımız, oyun alanlarımız olmalı. Bunları yeşil dokuyu bozmadan da gerçekleştirebiliriz. Ayrıca gençlerimize yönelik istihdam yaratılmalı, iş imkanları olmalı…

– Size, “Siyasetle uğraşacağına evinde otursana” diyen olmuyor mu?

– Elbette oluyor ama insanlara, topluma faydalı olmak varken kendimi eve hapsetmek istemem. Siyasette, iş hayatında, Seferihisar’ın yararına olan her alanda hizmet etmek istiyorum. Burada bütün kadınlara da iş hayatına ve siyasete girmelerini öneriyorum. Tatlı bir rekabet içinde birbirimizi kırmadan, dökmeden ilçemize, topluma faydalı olabiliriz…

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.