Paylaş

Yazarlar

Siyasetçi kimdir, nasıl olmalıdır ve siyasette vefa nedir?

Özlenen siyasetçi, bir yerlerlere seçildikten sonra tavır ve davranışlarını hiç değiştirmeyendir!

Seçildikten sonra huy değiştirenler; havalananlar, halkın içinden kendisini soyutlayanlar, aslında siyasetçi değil, bu yaşına kadar kendisine kimlik bulamamış olanlardır. Siyaseti bir “nimet” olarak görürler ve seçildiklerinde hayatlarının başarısını yakaladıklarını zannedeler!

Oysa; siyaset ayak oyunları ve aldatmacalarla şekillenmiş bir kavramdır. Meslek de değildir. Ve dolayısıyla siyasette elde edilen başarıların gerçek hayatta değeri tartışılır!

Büyük şehirleri bir tarafa bırakırsak; küçük yerleşim birimlerinde siyaset yapanlarda veya yaptığını zannedelerde aldatmacılık ve kandırmacılık olgularının hayli geliştiğini görürüz. Seferihisar elbette bizim baktığımız ve örneklediğimiz ilk yer olacaktır. Burada yaşıyoruz çünkü.

Geçtiğimiz ilçe başkan ve yönetim kurulunun belirlendiği seçimler bir referanstır söylediklerime.

Çocukluğundan beri, birbirleriyle arkadaşlık yapan bir gruptan söz edeceğim. Bu grup, içlerinden birisini allem edip, kallem edip, çalışıp, didinip bir partiden ilçe başkanı yapıyorlar. Beklenir ki; ilçe başkanı olan bu arkadaşları ile birlikte sıkı çalışmalar yapsın, güç olsun, partisine halkına hizmet etsin…

Hayır!

Siyasi gelenekler devreye girdi…

Seçilen, kendisinin seçilmesi için gece gündüz çalışanları türlü ayak oyunları ve Bizans entrikaları ile uzaklaştırdı. Yani halk tabiri ile “kazığı attı

Nasıl mı?

Bu grup seçimlerden bir gün önce bir araya gelip, listeleri hazırladılar. Kimi nereye yazacaklarına birlikte karar verdiler…

Grup ya bunlar! Ekip… Takım… Ne derseniz deyin!

Sonra mı ne oldu?

Ertesi günü grup elemanları bir baktı, çarşaf liste olmuş, yastık kılıfı…

Grubun belirlediği adamlar gitmiş, yerine başkaları yazılmış…

Çoğu ilçede tanınmıyor!

Peki, gruba liderlik eden ve başkanlığa adaylığını koymuş muhterem arkadaşlarına bu yapacağından bahsedip, “Listemde şu isimlerin olmasını istiyorum” deseydi ne kaybederdi?

Sayılı günler çabuk geçiyor! Elbette bu yapılanlar geçmişte kalacak. Dostluklarını, arkadaşlıklarını bir listeye değişenler bir bakacaklar, yeni liste yapma zamanı gelmiş. O zaman etrafında kimi bulacak çok merak ediyorum.

Allahtan Seferihisar insanı, medeniyette hayli ilerlemiş. Yoksa, başka bir kasabada böyle bir durum yaşandığında adamın suratına bakmazlar… Baksalar da “tuuu sana” demek içindir!

Nerede kaldı delikanlılık? Yok…

Nerede kaldı dostluk arkadaşlık? Yok…

ŞİMDİ YEREL SEÇİMLER YAKLAŞIYOR!

Her yerel seçimlerde olduğu gibi hayatında hiç kravat takmamış tipler, takım elbiselerinin içine rengi uyumsuz boyun bağlarını dolayacaklar ve kendilerini sokağa atacaklar…

Hasta ziyaretleri, cenazeler, kahve sohbetleri…

Bu arkadaşlar, seçimlerden önce, haberlerini yaptırmak için önlerinde takla attıkları gazetecileri de tanımaz, takmaz olacaklar…

Ne zaman? Seçildiklerinde… Gazeteci bir anda ismiyle hitap edilen lüzumsuz adam olacak…

Ama dedim ya…

Bizler, halk, hancıdır…

Siyasetçi yolcu…

Seçildiklerinde havalarından geçilmeyen, örneğin belediyede çalışan bürokratlara etmediğini bırakmayanlar, canlarından bezdirenler bu dönemlerde “huy değiştirecekler” Seçimler yaklaştı çünkü…

Gelenek böyle dostlar!

Seferihisar’da bu güne kadar bu geleneği bozan tek siyasetçi ise, Tunç Soyer‘dir. Onu gerçekten bütün bu yazdıklarımdan tenzih ediyorum.

Soyer 9 yıl önce ne şimdi de o…

Hatta daha mütevazı, daha olgun, olaylara daha mantıklı yaklaşan bir belediye başkanı…

Bu durum, onu özlediğimiz siyasetçiler kategorisine sokuyor ve Seferihisar’da gelecek nesilin, yani siyasete girmeyi düşünenlerin kendisinden örnek alması gerektiğine inanıyorum.

Advertisement
Yorumlar