SON DAKİKA

Son sınıfta hüsran

Bu haber 23 Ekim 2013 - 10:27 'de eklendi.

Yıllarca Anadolu’da öğretmenlik yaptılar, Erkek, liselerde coğrafya; kadın, ortaokullarda resim derslerine girdi. Herhangi bir ideolojinin savunusu değillerdi ama idealistlerdi.

Uzun meslek hayatları boyunca hiçbir öğrenciye paralı kurs vermediler. Gerçi branşları özel ders vermeye pek uygun değildi ama uygun olsaydı da öğrencilerden para alamazlardı. ‘Paralı ders verecek olan devlet okulunu bıraksın, dershanelerde görev alsın’ derlerdi.

Balıkesir’de görev yaparken coğrafya öğretmeni, Savaştepe’nin köylerinden bir öğrencisinin üniversite hazırlığına yardımcı olmuş, gencin annesinin minnet borcu olarak köyden getirdiği on yumurta ile bir bakraç yoğurdu almak istememiş, kadın “Üstümüzde hakkınız kalmasın, Allah rızası için alın” diye yakarınca eli titreye titreye kabul etmek zorunda kalmıştı.

ZARFLARI GERİ ÇEVİRDİ

Resim öğretmeni eşi de parayla ders vermeye karşıydı. Eğitim fakültesinin resim bölümüne girmek için yardım isteyen iki genç kızı, iki ay süreyle sınava hazırlamış, “O kadar emek veriyorsunuz. Biz başka bir öğretmene gitseydik, nasıl olsa parasını verecektik, siz de alın” ısrarlarına rağmen çocukların uzattığı zarfları geri çevirmişti.

Öğrencilerinin yıllar sonra karşılarına mimar, mühendis, öğretmen, hekim olarak çıkması onları mutlu etmeye yetiyordu. Büyük oğulları ile büyük kızlarını okuttular. Her ikisi de üniversiteyi bitirip iş hayatına atıldı, evlendi. Küçük oğul ise ortaokul ikinci sınıfa geldiğinde kadın emekliye ayrıldı, coğrafya öğretmeni koca çalışmasını sürdürdü.

Kadının doğum yeri olan İzmir’e tayin istediler. SBS’ye girecek olan üçüncü çocuklarını İzmir’in doğusunda bir ortaokula yazdırdılar. Fen veya Anadolu lisesini kazanmasını istedikleri çocuklarının SBS puanı kadar okuldaki not ortalaması da çok önemliydi. Bu yüzden adı İzmir’de marka olmuş okulu seçtiler.

SEVİYE ÜSTÜNDE DERS

Çocukları zekiydi, çalışkandı. Bugüne kadar hiçbir sorun çıkarmamış, sınıflarını takdir belgeleriyle geçmişti. Üçüncü hafta eve ağlayarak geldi. “Matematikten hiçbir şey anlamıyorum. Öğretmen müfredatın dışında, lise düzeyindeki konulara giriyor. Anlattıklarının ders kitabındaki konularla hiçbir ilgisi yok” diye gözyaşı döküyordu.

Karı-koca telaş içinde okulun erkek rehber öğretmenine gittiler. Kendilerinin de eğitimci olduğunu, matematik öğretmeninin üst düzeyde ders anlattığını, çocuklarının sıkıntı çektiğini söyleyecek oldular, rehberlik öğretmeni, “Bizim okul böyle. Başka türlü sınavı kazanamazlar ki. Size özel ders yazalım” teklifinde bulundu.

Coğrafya öğretmeni koca ile resim öğretmeni eşi birbirinin yüzüne baktı. Hayatları boyunca ‘özel derse’ karşı çıkmışlardı, şimdi kendilerine, üstelik bir devlet okulunda, üstelik rehber öğretmen tarafından özel ders teklif ediliyordu. İşin parasında değillerdi ama ‘özel ders’ ilkelerine tersti. Çocuğun yakınmaları ise günden güne artıyordu.

Artık sadece matematikte değil, fen bilgisinde, İngilizcede, Türkçede de aynı sorunu yaşıyordu. Öğretim yılının başlamasının üzerinden yaklaşık iki ay geçmişti. Veli günü adıyla okulda düzenlenen toplantıda sorunu dile getirecek oldular. Kısa saçlı, kadın matematik öğretmeninin kendilerini bir dövmediği kaldı.

Adını vermek istemeyen bir veliyi azarladıkça azarladı. ‘O kadar endişeniz varsa özel ders aldırın kardeşim’ diye çıkıştı. Balıkesir’den İzmir’e geldiklerini bin pişman olan eğitimci karı-koca okuldan ayrılırken, “Biz nereye düştük böyle… unca yıl öğretmenlik yaptık, böyle rezalet görmedik” diye birbirine dert yandı. Babanın, “Yarın Milli Eğitim’e gideceğim, şikayet edeceğim bunları” sözüne karşı çıkan anne, “Çocuğa takarlar o zaman. Bunlardan her şey beklenir” diye karşı çıktı.

ONLAR DA KABUL ETTİ

Baktılar ki başka çare yok, sınıfta özel ders alan çocuklardan birisinin velisi aracılığıyla matematik öğretmenine ulaştılar. Erkek matematik öğretmeni ilk derse geldiğinde yıllarca Anadolu’da yaptığı siyasi mücadelede yorulduğunu, şimdi büyükşehirde yaşamanın kurallarına uyduğunu söyledi.

Dersin saatini yüz liraya veriyordu ama “Mademki sizler de eğitimcisiniz, seksen lira yeterli” dedi. Haftada bir gün gelecekti. Ama iş matematikle bitmedi. SBS’ye hazırlanan takdirlik öğrenci, İngilizceden, fen bilgisinden, Türkçeden de benzer şikayetlerde bulunuyordu.

Konular, kasıtlı olarak ortaokul üçüncü sınıfın çok üzerinde ve ağırlaştırılarak işleniyordu. Neyse ki onların saat ücreti daha düşüktü. Fen bilgisi ve Türkçe öğretmenleriyle saati ellişer liraya, İngilizce öğretmeniyle saati altmış liraya anlaştılar.

Soruna özel ders ile çözüm bulan sadece kendileri değildi. Diğer veliler de devlet okulundaki bu çarkın içine düşmüş, kazançlarının önemli bir bölümünü özel ders ücreti olarak öğretmenlere ödüyordu. Coğrafya öğretmeni baba yıl boyunca yakınmasını sürdürdü. “Hele bir de dershaneler kapansın, o zaman bunların iştahı daha da artar. Milli Eğitim müfettişleri neden görmez ki bunları” diye söylendi durdu.

Yılsonunda adı marka olmuş okulun pek çok öğrencisi Fen lisesini, Anadolu lisesini kazandı ama başarılarındaki en büyük payı yine özel ders veren öğretmenler aldı. Tek tek telefon açtıkları velilerden çocuklarının hangi okulu kazandığını öğrendikten sonra, başarıyı sahiplenip, “Bakın yıl içinde aldığı derslerin faydasını gördü. Lisede de özel dersi ihmal etmeyin” uyarısında bulunmayı ihmal etmediler.

Tevfik TORTAMIŞtevfik@seferihisar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.