Seferihisar Emlak

Gazeteci-yazar dostum Mustafa Karabulut’un, bu sitedeki, ‘’Tunç Soyer Seferihisar’a bol geliyor’’ başlıklı makalesini mutlaka okumuşsunuzdur…

Karabulut, Belediye Başkanı Tunç Soyer’in Seferihisar’ın sosyal ve ekonomik hayatına katkılarının yıllarca unutulmayacağını, çoğu yandaş, bir kısmı da ‘gaza gelmiş’ orta yolcu basının eleştirilerinin art niyetli olduğunu savundu.

Yazının her satırına ben de imzamı atarım…

Ama olaya biraz daha farklı boyuttan bakmak gerektiğini düşünüyorum…

YERLİ VE MİLLİ DURUŞ SERGİLEDİ

Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer, aslında sadece Seferihisar’ın ufkunu açmakla kalmadı, gerçek anlamdaki ‘yerli ve milli’ duruşu adım adım hayata geçirdi.

Seferihisar’ın başkenti olduğu Anadolu ve İslam alemindeki Cittaslow üyesi sakin şehirlerin sayısını yıldan yıla artırdı.

Toplumun sağlığını bozan ve obez yapan fast food türü beslenmenin yerine; yerel, doğal ve geleneksel beslenmenin önünü açtı. Paket gıdalar yerine yerli ürünleri destekledi…

Şimdi bu aşamada; Aziz Kocaoğlu’nun da İzmir Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na yeniden aday olmayacağını açıklamasından sonra Türkiye’nin üçüncü büyük şehrinin belediye başkanlığına adaylık şansı artan Soyer’e yönelik saldırılarının arkasında, bu fast food kartellerinin olduğunu düşünmez misiniz?…

YERLİ TOHUM YERLİ ÜRÜN

Tunç Soyer, uluslararası tohum ve ilaç tröstlerinin hibrit tohum dayatmalarının karşısına ‘Yerel tohumu yaşatalım’ sloganı ile çıktı… Önce Tohum Bankası kurdu, ardından da saçma sapan yerel tohum satış yasağını ‘Tohum Takas Şenlikleri’ ile aştı. Seferihisar’ın kıyıda köşede, ambarların dibinde kalmış tohumlarını yeniden toprakla buluşturdu, çoğalttı. Bu anlayışı yurt geneline yaydı.

Şimdi Tunç Soyer’e yönelik, ‘’Soyer, Seferihisar Belediyesi’nin gayrimenkullerini sattı. İzmir’dekileri de satar’’ algısı yaratan gücün, ‘tohum ve ilaç tröstleri’ olduğu aklınıza gelmez mi?…

Yerli tohuma destek vermek; hibrit tohum ve GDO’lu yemlerle Türk hayvancılığının kıskaca alınmasının karşısında milli bir duruş ise; Tunç Soyer ve Köy Koop Genel Başkanı Neptün Soyer’in doğal ve geleneksel üretime destek vermesine, organik üretimi teşvik etmesine, gerçek anlamda milli ve yerli bir duruş sergilemesine GDO baronları seyirci kalabilir mi?..

Bu faaliyetlerin, İzmir gibi Türkiye’nin üçüncü büyük ilinde yaygınlaşmasına  razı olabilirler mi?.. Neptün Soyer’in, yerli hayvancılığı güçlendirmek amacıyla ‘’Meraları genişletelim’ çağrısının Ankara’da yankı bulmasına daha fazla seyirci kalabilirler mi?..

Tunç Soyer’e yönelik algı operasyonlarının, yıpratma haberlerinin arkasında bunların ve ‘mısır şurubu’ tekelinin olduğunu düşünmek, ‘’Haydi canım o kadar da değil’’ denilerek hafife alınabilir mi?…

JEOTERMAL LOBİSİ SEYİRCİ Mİ KALACAK

Aydın’ı kükürt dioksit ile zehre boğan, atıklarıyla, dağlarından yağ ovalarından bal akan ilin topraklarını çoraklaştıran jeotermal santral lobisi, Seferihisar çevresindeki jeotermal santral ataklarını yargıya taşıyarak bu santrallerin önüne dikilen Tunç Soyer’in, Türkiye’nin üçüncü büyük kenti İzmir’in yönetimini ele almasını ister mi?…

Söyleyin ister mi?…

O zaman bir kısmı ile bir zamanlar birlikte çalışma fırsatı da bulduğum gazeteci kardeşlerim, gazeteci ağabeylerim, müdürlerim, genç muhabirler; gelin, Tunç Soyer’in şahsında yerli ve milli duruşa karşı yaratılmak istenen algı rüzgarına kapılmayın…

Bir kısmınız, her ne kadar yandaş veya havuz medyası kapsamındaki TV ve gazetelerde de yazıyor olsanız da, bir kısmınız, ‘Ben olaylara objektif bakıyorum’ deseniz de; gerçek anlamdaki milli ve yerli duruşun, algı operasyonlarına alet olmamak olduğunu bilin…

Sakın ola ki gaza gelmeyin…

Tunç Soyer’in şahsında, gerçek anlamdaki yerli ve milli duruşa yönelik algı haberlerine bulaşmayın, ayrıntıları bir yana bırakıp büyük fotoğrafa bakın…

Kurtuluş Savaşı’nda Hasan Tahsin ile Kuvayı Milliye ateşine güç veren İzmir’den tarımda ve ekonomide başlatılan Kurtuluş Savaşı’na katkı sağlayın…