SON DAKİKA

Tavrım açık ve net

Bu haber 23 Şubat 2015 - 10:56 'de eklendi.

Mustafa Karabulut ile birlikte AK Parti Seferihisar İlçe binasında Başkan Sayın Hamit Nişancı’nın konuğu olduk.

Çay kahve ikramının ardından enine boyuna sohbet imkanı bulduk. Sohbetin ayrıntılarını diğer sayfalarımızdaki röportajımızda objektif bir şekilde okuyacaksınız.

Ben bu köşede, Hamit Bey’in bana yönelik iki eleştirisi üzerinde duracağım.

Hamit Bey, gayet nazik bir ifade ile benim kendisine karşı ön yargılı olduğum, kendisine eleştiri yönelttiğim kadar Belediye Başkanı Tunç Soyer’e söz söylemediğim, belediyedeki yanlışlıklara yeterince eğilmediğim kanısı taşıdığını söyledi. Zaman zaman sert gibi algılanan üslubunun da ifade tarzı olduğunu ifade etti.

PARTİLER ÜSTÜYÜM

Öncelikle şunu söyleyeyim. Ben, ANAVATAN PARTİSİ dönemindeki her görüşten kişinin bir arada kardeşçe yaşaması felsefesi dışında hiçbir partinin destekleyicisi, karşıtı, düşmanı veya sempatizanı değilim. Aynı coğrafyada, misakı milli sınırları içinde yaşayan insanlarımızın, siyasi tercihlerini farklı partiler, farklı liderler, farklı belediye başkan adayları için kullanmalarına son derece saygılıyım.

Ancak siyaset uğruna insanların kamplara ayrılmalarını bir türlü kabul edemediğim için kutuplaşmalardan uzak durmaya gayret ediyorum. Yine de her partide saygı duyduğum, sevdiğim isimler var.

Mesela Aydın’da olsam milletvekili Bülent Tezcan’ın sakin, ama kararlı dik duruşundan dolayı CHP’ye, Denizli’de olsam Bakan Zeybekçi’nin kente olağanüstü hizmeti ve milletvekili Mehmet Yüksel’in engin sağduyusu ile esnaf ve çiftçiye müthiş desteği nedeniyle AK Parti’ye, Manisa’da olsam Belediye Başkanı Cengiz Ergün’ün halkla bütünleşmesi ve yerel hizmeti ilinin en ücra köşesine kadar ulaştırması nedeniyle MHP’ye oy verebilirim.

İzmir’deki oyum ise adaya göre değişir. Bu arada ANAVATAN PARTİSİ’ne hakim olan hoşgörü kültürünün Hamit Nişancı’nın ANAVATAN’dan belediye başkanlığı döneminde Seferihisar’a yansımadığına yakından tanık olduğumu belirtmeliyim.

HERKES BİZİM İNSANIMIZ

Sayın Hamit Nişancı’nın kişiliğine, partisine, siyasi anlayışına yönelik bir ön yargım yok, olamaz da…

Ancak özellikle seçim dönemlerinde heyecanına engel olamaması ve kamplaşmayı derinleştiren bir çizgi izlemesi bana ters geliyor. Veya o tür siyasetin gereğinin bunu gerektiriyor da ben anlayamıyorum. Eleştirilerim bu noktada başlıyor, hem kendisine bir ağabey olarak rehber olmak, hem de Seferihisar’ın siyasi kamplara ayrıştırılmaması için bu tavra karşı çıkıyorum.

Kendisinin, ”Ben insanları ayrıştırmıyor, birleştirici rol oynuyorum” söylemini saygı ile karşılıyor, bunun uygulamaya yansıdığına daha fazla tanık olmak istiyorum. Ancak o yargıya henüz ulaştığımı söyleyemem.

Ayrıca ilçe başkanlığı gibi bir makam, 4 yıl belediye icraatları ve Tunç Soyer eleştirilerek geçirilemez. Mademki Hamit Bey kardeşim, ilçe başkanlığı gibi ulvi bir görevdedir, mademki partisi de iktidardadır. Üstelik Binali Yıldırım Bey de arkasındadır, bu fırsat elde iken Seferihisar’ı uçurmalıdır. Benim kendisine yakıştırdığım davranış biçimi budur. Tunç Soyer’in elini kolunu bağlamaya çalışmak değil. Koltukların baki olmadığı unutulmamalıdır.

ETNİK AYRILIKLAR

Başkan Tunç Soyer’i eleştirmediğim konusuna gelince…

Öncelikle şunu söyleyeyim. Sayın Başkan’ın, ortamı gererek insanları birbirine düşürme gibi en hassas olduğum konuda olumsuz bir tavrını görmedim. Aksine herkesi kucaklama gayretinde olduğuna tanık oldum. Belediye icraatları konusundaki hükmü de ben değil, seçimde Seferihisar halkı verecektir.

Ben, köşemde icraatlara ve siyasi konulara fazla değinmemekle birlikte Başkan Soyer’in ilçenin ana caddesini haftanın bir gününde trafiğe kapatarak yerel pazar açmasını doğru bulmadığımı yüzüne de söyledim.

Nitekim bu karar İzmir’den döndü. İkinci olarak Kültürler Buluşması adı altında insanların etnik kökenlerinin diri tutulmasına, Seferihisarlı doğan bebelerin etnik kimlikleriyle büyütülmelerine hizmet eden bir buluşmaya sıcak bakmıyorum. Bunun asırlar sonra nelere yol açabileceğini, bugün Irak ve Suriye’de yaşanan ve etnik ayrıma dayanan savaşların tahlilini iyi yaparsak açıkça görebileceğimiz kanısındayım.

Son olarak da Çiftçi Malları Koruma Başkanlığı’nda çiftçilere reva görülen eziyete sosyal demokrat yapıdaki Belediye Başkanı Tunç Soyer’in hala niçin seyirci kaldığını anlamış değilim…

Bir de hem Sayın Hamit Bey kardeşimin hem de Sayın Başkan Tunç Bey kardeşimin, adları yolsuzluğa, özellikle de imar ihlallerine bulaşmış, şaibeli bazı isimleri niçin meclise aldıklarını anlamakta güçlük çekiyorum.

Yani bizde ‘riya’ yok.. Neyse o… Fotoğraf gibi…

Hamit Nişancı, gerginlik siyaseti izlemediğini, bu değerlendirmelere hatipliğinin ve üslup özelliklerinin yol açtığını söyledi.

TATLI YÜZÜ GÜLER YÜZÜ HAYATINI DEĞİŞTİRDİ

Belediye Başkanı Tunç Soyer’in makam şoförü Hüseyin Sezer’i mutlaka bilirsiniz. Hani şu yüzünden gülümseme hiç eksik olmayan, herkesin yardımına koşan, makam şoförlüğü sırasında tanık olduğu olayları, konuşmaları kendisiyle birlikte mezara kadar taşıyacak derecede sır küpü olan Hüseyin’i…

Onun kaderinin bir tesadüfle değiştiğini de biliyor musunuz?

Hüseyin Sezer, yıllar önce İzmir-Çeşme otoyolu inşaatında işçi servisi şoförlüğü yapıyordu. Bir hafta sonunda eşini yanına alıp aynı minibüsle Çeşme’nin yolunu tuttu. Genç çiftin arzusu baş başa bir hafta sonu geçirmekti.

ÜÇ KADIN EL KALDIRDI

Mordoğan’a yaklaştıklarında biri Türk, biri Alman, biri ABD’li üç bayan el kaldırdı. O zaman yollar böyle araç zengini değildi ki… Hüseyin ve eşi, üç bayanı araçlarına alıp sohbet ede ede Çeşme’ye kadar götürdüler. Eşyalarını taşırken kendilerine yardımcı oldular. Hüseyin, üç kadını dönüşte Mordoğan’daki yazlıklarına bıraktı.

Ancak yol arkadaşlığı o gün ile bitmedi. Kadınlar, araç ihtiyaçları olduğunda Hüseyin’e ulaşıp yine Çeşme’ye, Karaburun’a, Urla’ya gidip geldiler. Hizmetin karşılığı olan parayı da fazlasıyla ödüyorlardı.

Türk olan kadın bugün Seferihisar Belediye Başkanlı ğı makamında olan Tunç Soyer’in akrabasıydı. Dürüstlüğü, mertliği, güler yüzlülüğü, kısaca düzgün insanlığı nedeniyle Hüseyin’i şoför arayan Soyer’in babası Nurettin Bey’e önerdi.

Soyer ailesinin şoförü olan Hüseyin, dürüst, güler yüzlü, mert kişiliğinden sapmadan görevini yıllarca sürdürdü. Tunç Soyer başkan olduktan sonra da içinde bulunacağı aracın direksiyonunu Hüseyin’e emanet etti.

Soyer ailesinin bir parçası haline gelen Hüseyin Sezer’in artık emekliliği geldi, ama onun Başkan Soyer’i yarı yolda bırakmaya hiç niyeti yok. Soyer’in başkanlığı süresince görevini sürdürecek. Sonrası Allah kerim…

Hüseyin, güler yüzlü ve sıcakkanlı tavrı ile belediyenin en sevilen isimleri arasında yer alıyor.

YÜZDE 63 FİYAT FARKI NORMALMİŞ

Geçtiğimiz hafta Seferihisar.com’daki köşemde Sığacık’taki fiyat politikasından yakınmış, Kaleiçi’ndeki küçük ama mütevazi bir restoranda 35’lik Ala rakıya 85 lira yazılmasını fahiş bulduğumu belirtmiştim. Sığacık Turizmini Koruma ve Geliştirme Derneği toplantısında restoran işletmecileri ile bir araya gelince konuyu açıp, rakının, alış fiyatından yüzde 63 fazla fiyatla satılmasını normal bulmadığımı, standart bir fiyatın olması gerektiğini tekrarladım.

Turizm işletmecileri, önce şakayla karışık, ”Galiba senin gece hayatın yok, fiyatları bilmiyorsun” dedikten sonra; ”Türkiye’deki bütün işletmelerde içkilere alış fiyatının üzerine yüzde 60 konur. Bu oran bazı restoran ve tesislerde yüzde 200’e kadar çıkar. Kirası düşük, personeli az butik işletmelerde oran düşük tutulurken, kirası yüksek, personeli ve gideri fazla işletmelerde ise bu oran yükselir.

Her işletmede, kapı açıldığı andan itibaren masraf başlar. Balık ve etin fiyatı ise zaten yüksek. Bu yüzden yüzde 60 oran iyidir, iyi…” dediler.

Aslında ‘Yüzde 30 yeter’ düşüncesiyle tam ikna olmadım ama vergilerden, giderlerden, zaptiyelerden öyle çok yakındılar ki kendilerine hak vermedim değil. Ama KDV bahanesine gerek yok. KDV zaten mahsup ediliyor.

HAYAT DERSLERİ

Şartlar ne olursa olsun daima güçlü olacaksın, ayakta duracaksın…

Tevfik TORTAMIŞtevfik@seferihisar.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.