Seferihisar Emlak

Başında Neptün Soyer’in bulunduğu Hıdırlık Tarımsal Kalkınma Kooperatifi yıllardır projesi üzerinde çalıştığı ve uzun uğraşlar sonucunda inşaat safhasına geldiği Et Entegre Tesisi’ni artık hayata geçiriyor. Tesisin ana iskeletini oluşturan çelik konsültasyonların montajına başlandı.

Öncelikle et entegrenin ne anlama geldiğine bakalım…

Entegre mezbaha, sadece hayvan kesimi yapılan yer değildir. Kesimin yanında etin soğutulduğu, işlendiği, paketlendiği, güvenle saklandığı yerdir. Entegre tesislerdeki kesimle elde edilen etler, ilçe tarım müdürlükleri veya yetkilendirilen kişiler tarafından mühürlendikten sonra Türkiye’nin her tarafına güvenle sevk edilir. Yani Seferihisar’da kesilen bir hayvanın eti, İstanbul’a da Ankara’ya da rahatlıkla gönderilebilir. Bu durum, Seferihisar veya bölge üreticisinin hayvanlarını pazarlama imkanını artırır.

YENİ BİR İSTİHDAM ALANI

Mevcut durumda celep veya kasap aracılığıyla yapılan hayvan kesimlerinde besiciye kilo fiyatı üzerinden karkas etin ücreti ödenmekte, deri, kelle, ciğer ve diğer sakatatlar için herhangi bir ödeme yapılmamaktadır. Ulamış’ta kurulacak tesis, besicilerin, sakatattan da kısmi pay almalarına imkan sağlayabilir.

Her işletme, yeni bir istihdam alanı demektir. Yeni tesis de güvenlikçisinden teknik elemanına, kesimcisinden calaskarcısına, paketleyicisinden soğuk hava depocusuna kadar 40-50 kişiye yeni iş sahası demektir. Ege’de her çalışanın, eş ve çocuklarıyla birlikte ortalama 4 kişinin sorumluluğunu üzerinde taşıdığı düşünülürse Hıdırlık Tarımsal Kalkınma Kooperatifi’nin kurduğu işletme ile 150-200 kişinin yaşam standardına doğrudan katkıda bulunulacağı açıktır.

HASTALIKLI SIĞIRIN ETİNDEN KAVURMA YİYORMUŞUZ

Şimdi gelelim işin en can alıcı bölümüne…

Doğma büyüme hayvancılığın içinde olan celep bir arkadaşımdan edindiğim bilgiye göre Türkiye’nin GDO’lu yeme esir edilmesinden sonra özellikle sığırlarda tüberküloz yani verem hastalığı bir hayli artmış. Bu sığırların kesimi ise Etlerin Teftiş Talimatnamesi gereğince hastalıksız kısımlardan kavurma yapılması şartıyla serbestmiş. Yani tüberkülozlu bir hayvanın etini yüksek ısıda pişirerek kavurma yapacaksan kesebilir, bu kavurmaları da rahat rahat satabilirmişsin…

Talimatname, bruselloz ve şap hastalıklı hayvanların etlerinin de şartlı kavurma yoluyla tüketimine izin veriyormuş.

Büyükşehir’e veya Tarım Bakanlığı’na bağlı mezbahalarda bu işlem kontrollü bir şekilde yapılıyormuş…

RESMİ MEZBAHA ÖZEL SEKTÖR FARKI

Ama çevremizde özel mezbahalar da var. Ünlü bir sucuk-salam firmasının 50-60 kilometre yakınımızda; Manisa’nın İzmir ve Denizli sınırına yakın ilçelerinde özel mezbahalar mevcut…

Tüberkülozlu, şaplı, brusellozlu hayvanın etinin, belirtilen şarta uygun olarak tüketilmesi konusunda büyükşehir ve Tarım Bakanlığı denetimindeki mezbahalara mı güvenirsiniz yoksa çalışanlarının iş güvenliğinin, patron veya müdürün iki dudağı arasından çıkacak söze bağlı olduğu özel mezbahalara mı?.. Buradaki görevlilerin ‘şartlı kavurma’ konusunda ne kadar titiz olabilecekleri kuşku götürür mü götürmez mi?…

Bu yüzden Hıdırlık Kalkınma Kooperatifi’nin yapmakta olduğu mezbahanın besiciye ve istihdama katkısının yanında genel halk sağlığına büyük yarar sağlayacağı açıktır. Ayrıca Seferihisar’a dışarıdan de hayvan kestirmek için gelenlerin, şehrin lokantalarının, fırınlarının, otellerinin akaryakıt istasyonlarının kasalarına para bırakacağını, bunun şehir ekonomisini hareketlendireceğini asnafı çocukları bile bilmektedir.

ÇATLAK SESLER DE ÇIKIYOR

Bu arada bazı kişilerin, Et Entegre Mezbahası’nın Seferihisar’ın sakin şehir statüsüne zarar vereceğini öne sürmeleri, yukarıdaki açıklamaların yanında devede kulak değil, kıl kalır…

O nedenle kıllığın alemi yok…

Bu hazretlere söylenecek tek söz; ‘’Oturun oturduğunuz yerde…’’ demektir.

Ama kooperatifin bu cılız saldırılara karşı,  ‘’Bakanlık ÇED olumlu raporu verdi’’ savunmasını da yeterli bulmuyorum.

’ÇED olumlu raporunda bakanlıklar veya bürokratlar değil yöre halkı söz sahibi olmalıdır’’sabit fikrimi, dün olduğu gibi bugün de koruyorum.. Size de ÇED raporu konusunda tepeden inme kararlar yerine yöre halkının iradesini savunmanın daha çok yakışacağını hatırlatmayı görev biliyorum…