Seferihisar Emlak

Geçtiğimiz hafta, belediyenin alt katında bulunan, kamu hizmeti verilen, kısmen de siyasetin döndüğü bir makamın askılığındaki elbiselerin arasına kendimi attım ve etrafta konuşulanları dinlemeye başladım.

Üç beş kişi arasındaki sohbette İzmir’de ünlü bir sanatçının programının olduğundan söz ediliyor ve nasıl gidileceği tartışılıyordu.

Politikayla da yakından ilgilenen bir yetkili, ‘Çok iyi’ olur. Hem felekten bir gün çalarız hem de biraz demleniriz. Bir araç kiralayıp gidelim’’ önerisinde bulundu.

Bu teklife yanıt veren bir başka yetkili; “Demlenirsek aracı kim kullanacak?” diye sordu.

Teklifte bulunan yetkili, “Benim tanıdığım bir patron var! VİP araç kiralaması yapıyor! Telefon açayım, bize siyah renkli, siyah camlı lüks bir araç göndersin. Üstelik şoförüyle birlikte…’’ Sohbete katılanlar arasında bulunan gariban bir çalışan, bu sözlere, “Off abi yaktın bizi! Kaç para kim bilir bu aracın bir gecelik ücreti?” diye karşı çıktı. Araç kiralamakta ısrarlı yetkili ise, “Ne parası yahu! Biz bir sürü iş veriyoruz adama, bir gece için para mı isteyecek?” sözleriyle gariban memuru rahatlattı.

Sonunda firma sahibine telefon açıldı ve dil ucuyla da olsa kiralama ücreti soruldu. Firma sahibi kaz gelecek yerden tavuğu esirgemezdi. Telefonda, “Aaaa beyefendi, size para mı sorduk! Akşam kaçta isterseniz en VİP aracım, şoförüyle birlikte kapınızın önünde hazır olur” dedi. Ertesi gün bizim VİP düşkünü arkadaşlar İzmir‘e uçup Sıla’mıdır Gurbet midir memleket’midir bilemiyorum, bir sanatçının programını izlerken aksırıncaya tıksırıncaya kadar yiyip içip Seferihisar’a döndüler. Öğrendim ki ertesi gün yine bir VİP arkadaş Karşıyaka’ya gitmiş.

BİZİM MÜDÜR KARŞIYAKA’LARDA NE İŞ YAPAR?

Geçtiğimiz hafta lüks araç sahibi bir müdür arkadaşımızın, iş aleminden bir zattan davet aldığını ve Karşıyaka’nın lüks restoranlarından birisinde bir grup iş adamıyla yemek yiyeceğini öğrenince hemen harekete geçtim. Malum, Köstebek ekibi olarak her yerde dostlarımız, arkadaşlarımız var. Gerektiğinde birbirimizle iletişim kurar, yardım isteriz.

Karşıyaka’daki dostumdan rica ettim ve bu yemeği yakından takip etmesini istedim. Bizde rica emir kabul edilir. Dostumuz söz konusu restoranda, rezervasyonu yapılan masanın yanındaki perdenin arkasında mevzi aldı.

Masaya yakınmış ama konuşulanları tam duyacak kadar da yakın değilmiş. Yine de masadaki ana konunun bir ihale olduğunu anlamış. Arada seslerin yükseldiğine ve tartışmalar olduğuna tanık olmuş.

Yemek geç saatlere kadar sürmüş. Restorandan ayrılırlarken Seferihisar’a gelecek yetkili, yemeğe araçsız gelen ihale peşindeki iş adamına, “Ben sizi Güzelyalı’ya kadar götüreyim’’ önerisinde bulunmuş. İzmirli iş adamı, “Boş ver, ben bir şekilde giderim. Şimdi bir gören olur laf çıkar’’ sözleriyle endişesini belirtmiş. Ama hemşerimizin gözü pek ya;, “Ne duyan olur ne gören! Ben iç lambaları kapatırım seni Güzelyalı’ya evinize kadar ulaştırırım” demiş..

Karşıyaka’daki köstebek arkadaşım, gelişmeleri bana aktarırken, “Konuşulanların çok daha fazlasını biliyorum ama şimdilik bu kadar bilgi yeterli. Bir gün olur da Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer ana konuyu merak ederse, o masada konuşulanların tamamını ve ihaleci iş adamını Güzelyalı’ya kadar hangi hemşerinizin getirdiğini anlatmak için üşenmeden Seferihisar’a gelir, başkanınıza anlatırım” dedi.

Eeeeeee!.. Kamunun hizmetinde bir Seferihisar köstebeği olarak benden de şimdilik bu kadar….

BABAM BELEDİYE BAŞKANI OLUYOR OH OH OHHH

Son haftalarda Seferihisar siyaseti hop oturuyor hop kalkıyor! Özellikle de CHP revaşta…

Bir kişi başkan adaylığı için CHP’e müracaat ettiğinde o ismin yakınlarının özellikle de çocuklarının tavrı değişiyor. “Babam belediye başkanı oluyor” diye adeta gerdan kırarak yürüyorlar..

Geçtiğimiz hafta yine belediyede, danışmada bulunan ve günlük gazetelerin konulduğu sehpanın kenarında yerimi aldım. Burada çalışan kişi, bir isme yönelik, “Hadi iyisin iyisin, baban belediye başkanı olacak!” cümlesini kullandı. Çok dikkat etmeme rağmen muhatabın kız mı erkek mi olduğunu pek ayırt edemedim. Sadece gülerek kafasını bir sağa bir sola salladığını ve ‘evet’ anlamında gülümsediğini fark ettim.

Genç birkaç adım uzaklaşmıştı ki, belediye çalışanı, “Bunlar da çok çabuk havaya girdiler canım. Allah korusun bunun babası belediye başkanı olursa yandı gülüm keten helva… Seferihisar’ın nüfusu, dört yıl içerisinde yarıya iner” diye mırıldandı.

Ama bu kişi bu cümleyi niçin kullandı bir türlü çözemedim…