SON DAKİKA

Yasakları kabul edemiyorum…

Bu haber 26 Mayıs 2013 - 15:09 'de eklendi.

Yaşamım boyunca en çok gıcık olduğum ifade ‘yasak’ sözcüğüdür.

Diyelim ki bir etkinliğe davetliyim ve mutlaka orada olmam gerekiyor. Aracımı etkinlik alanına ait bir mekana park edeceğim.

Oradan başı şapkalı birisi çıkıyor, “Buraya araç park etmeniz yasak” diyor.  Hiç aracımdan inmeden orayı terk eder evime veya iş yerime dönerim.

(Yıllar önce bu tür davranışlarda bulunan görevlilerle kavga ederdim..)

Son yıllarda günlük hayatımıza giren AK Parti hükümetinin ‘yasaklar zinciri’ ayaklarımıza prangalar vurmaya başlayınca ben de bölgesel konuların dışında bir yazı yazmak istedim.

Bölgemde hükümet temsilcisi olarak AK Parti İlçe Başkanı Ümit Cingöz’ü muhatap aldığım için sorularımın yanıtını da Cingöz’den almak istiyorum…

Sayın Cingöz,

Geçtiğimiz haftalarda şehir dışındaydım evime saat 23.000 sıralarında geldim, kafam da bir hayli karışıktı. Canım bir kadeh rakı çekti. Evimde bitmişti. Gittim mahallemdeki bir bakkaldan aldım.

Aynı konu bir ay sonra yaşandığında, yani kanun yürürlüğe girdiğinde bunu yapamayacağım değil mi..?

Aslında ben sigarayı iki yıl önce bırakacaktım ama yasaklar başlayınca vazgeçmiştim…

Kararımı iki yıl gecikmeli olarak uyguladım. Ama bu yasaklar daraltılırsa hem sigaraya başlayacak, hem de içkiyi artıracağım!

Çünkü benim yasaklara karşı alerjim var…

Bu arada benim AK Parti Seferihisar İlçe Başkanı Ümit Cingöz ve yönetimine bir sorum olacak:

“İnsanlar yasaklarla mı yönetilir, yoksa eğitilerek mi?”

Hükümetinin aldığı bu yasaklar zinciri üzerine Ümit Cingöz ile canlı röportaj yapmak isterim, takdir kendisinin….

Yasaklar üzerine Türkiye’nin iki tanınmış köşe  yazarının yazısı…

Yılmaz Özdil…

İçki

Nitelikli dolandırıcılık, kalpazanlık, ihaleye fesat karıştırma, rüşvet, kaçakçılık gibi suçlardan fezlekesi bulunan mütedeyyin milletvekilleri var. Asla içki içmiyorlar.

*

Hoca’ları da öyleydi rahmetli.

28 kere filan hacca gitti.

Zimmete para geçirdi.

Mahkûm oldu.

İçkiyi ağzına sürmezdi.

*

Abra kadabra şirketleri, davul tozu minare gölgesi holdingleri kurdular, camilerde tezgâh açıp ortaklık parası topladılar, paralar hokus pokus oldu… Bırak içkiyi, alkol var diye kolonya bile sürmezlerdi.

*

Keriz Feneri malum…

Dini-imanı alet ettiler, mübarek ramazan ayında, burnuna sinek konmuş Afrikalı aç çocukların fotoğraflarını gösterip bağış topladılar, sahte makbuzlarla indiragandi yaptılar, kendilerine gemi aldılar, villa aldılar, sevgililerine yedirdiler; Las Vegas’a kumara bile gittiler.

İçki içmiyorlar.

*

Bunları yakaladığı için yargılanan savcımız ne demişti? Zekât hırsızlarını koruma altına alan bir güç var, ben bu güce hırsızların imparatoru diyorum, demişti. Eminim içmiyordur, o hırsızların imparatoru.

*

Laf Almanya’ya gidince, aklıma geldi. Berlin’in en lüks genelevini bir vatandaşımız açtı. Havuz var, sauna var, disko var, restoran var, sarışın var, siyah var, her renk fuhuş var, her yol var. Bi tek alkol yok. Mekana içki sokmuyor.

*

Çalabilirsin.

Soyabilirsin.

Kandır, dolandır.

Fuhuş yap, yaptır.

Aman diim bira falan içmeye kalkma.

O çok fena.

Ahlaksız mı olacaksın başımıza.

GAZETECİ YAZAR AHMET HAKAN

HİÇ inandırıcı değilsiniz.

(Başlıklı yazısında…)

Sanki ortalık alkolikten geçilmiyormuş gibi…

Sanki memleket alkolizm bataklığı içinde debeleniyormuş gibi…

Sanki analar, babalar, bacılar “kurtar bizi devlet baba” diye feryat figan ediyorlarmış gibi…

Sanki bağımlılık merkezleri alkolizm bataklığına düşmüş on binlerce alkolikle dolup taşıyormuş gibi…

Üç gün içinde, jet hızıyla, doğru dürüst tartışmadan ve tartıştırmadan şak diye geçirdiniz ya o yasayı…

İşte bu yüzden hiç inandırıcı değilsiniz.

Hiç inandırıcı değilsiniz.

Daha geçen gün Sağlık Bakanı’nız açıkladı.

Dedi ki:

“Dünyada kişi başı alkol tüketimi 15 litreyi bulan ülkeler var. Türkiye’de ise kişi başı alkol tüketimi sadece 1.5 litre”.

Yani yakın bir tehlike yok.

Ne yakını yahu!

Uzak bir tehlike bile yok.

İşte bu yüzden hiç inandırıcı değilsiniz.

Hiç inandırıcı değilsiniz.

Diyorsunuz ki:

“Biz çocuklarımızın gece gündüz kafası kıyak dolaşmasını istemiyoruz”.

18 yaşından küçüklere içki satışı zaten yasak.

Eğer gerçekten “gece gündüz kafası kıyak çocuklar” istemiyor olsaydınız, mevcut yasağı doğru dürüst uygular, denetimleri sıklaştırır, bu yönde bir mücadele verirdiniz.

Ama siz bu alanda hiçbir adım atmadınız.

İşte bu yüzden hiç inandırıcı değilsiniz.

Hiç inandırıcı değilsiniz.

Avrupa’dan, İskandinav ülkelerinden, Amerika’dan örnekler veriyorsunuz.

Ama örnek verdiğiniz ülkelerdeki alkol tüketim oranlarından, o ülkelerde alkol reklamlarının kökten yasaklanmadığından ve bazı ülkelerde uyuşturucunun bile serbest olduğundan hiç söz etmiyorsunuz.

Tıpkı örnek verdiğiniz ülkelerdeki yaşam kalitesinden, özgürlüklerden, biber gazı kullanım oranlarından, gösteri hakkına duyulan saygıdan, ifade özgürlüğünün sınırsızlığından, yaşam hakkına gösterilen titizlikten, demokrasinin tek adam idaresi olarak algılanıp algılanmadığından söz etmediğiniz gibi…

Batı’nın sadece yasaklarını alıyorsunuz…

O yasaklar da sadece işinize gelen yasaklar…

İşte bu yüzden hiç inandırıcı değilsiniz.

Hiç inandırıcı değilsiniz…

Bir zamanlar size koskocaman bir önyargıyla yaklaşırlardı.

Namaz kıldığınız için size “gerici” derlerdi.

İnancınız olduğu için sizin “geri kafalı” olduğunuzu düşünürlerdi.

Zerre kadar empati göstermezlerdi size…

Şimdi aynı önyargıyı ve empati yoksunluğunu siz başkalarına karşı sergiliyorsunuz.

En küçük bir ayrıma gitme gereği bile duymadan “alkol” kullanan herkesin “alkolik” olduğu önyargısına sahipsiniz.

“Alkolizm” ile “alkol kullanmak” arasındaki mahiyet farkının farkında değilsiniz.

Size göre içkiye bulaşan herkes kafası kıyak alkolikten başka bir şey değil.

Önyargılısınız.

Empati yoksunusunuz.

İşte bu yüzden inandırıcı değilsiniz.

Hiç inandırıcı değilsiniz.

İktidara gelmeden önce de diyordunuz ki:

“Kimse bizim hayatımıza karışamaz…

İstediğim gibi giyinir, istediğim gibi yer, istediğim gibi inanır, istediğim gibi yaşarım”.

İktidara geldikten sonra ise şöyle dediniz:

“Kimsenin hayat tarzına karışmayız”.

İktidarınızın sekizinci yılında ise şöyle dediniz:

“Ne kadar viski, bira varsa tüketiyorsun. Aksırıncaya, tıksırıncaya kadar içiyorsun. Bir şey dedik mi?”

En sonunda geldiğiniz yer ortada…

İşte bu yüzden inandırıcı değilsiniz.

Hiç inandırıcı değilsiniz.

İzah edemediğiniz yığınla konu var:

Mesela gece 22.00 ile sabah 06.00 arasında içki satışı neden yasak, izah edemiyorsunuz.

Mesela sabah 06.00 ile gece 22.00 arasında içki satışı neden serbest, izah edemiyorsunuz.

Mesela Tekel bayilerinin zuladan içki satışını nasıl engelleyeceğinizi izah edemiyorsunuz.

Mesela içkinin geceleri karaborsaya düşüşünü nasıl engelleyeceğinizi izah edemiyorsunuz.

Mesela yasaklamanın çözüm olup olmadığını izah edemiyorsunuz.

İşte bu yüzden inandırıcı değilsiniz.

Ve işte bu nedenlerle Seferihisar AK parti İlçe Başkanı Ümüt Cingöz ile canlı canlı reportaj yapmak ve ‘niçin yasak..?’ sorularıma cevap almak isterim…

Mustafa KARABULUT
Mustafa KARABULUTmustafakarabulut54@hotmail.com

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

Yorum Yok

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.