SON DAKİKA

Yunan Turizmcilerin gözüyle Türk Turist ve Seferihisar

Bu haber 12 Eylül 2017 - 10:20 'de eklendi.

Geçmişte yaşananlar, ardından siyasilerin çekişmeli performansları iki yakanın insanlarını birbirinden ne kadar uzaklaştırmıştı… Oysa, onların birbirleriyle bir sorunu yoktu… Geçmişe sünger çekmişler, dostluğun ve kardeşliğin önemini kavramışlardı…

Siyasiler uzun zaman bu düşüncelerin birbirini bulmasını engellediler! Ama sonsuza kadar küs kalınamazdı ki…

Yunan halkıyla Türklerin şimdi kucaklaşıyor olmasında büyük pay, barışçı düşüncelerini birbirlerine aktaran insanların… Şimdi, Yunan adaları Türklerle dolup taşıyor. Türk sahilleri de Yunanlı dostları ağırlamaktan mutlu…

Çeşme‘den Sakız’a, Seferihisar’dan Samos’a, gidiş gelişler hayli yoğun. Bu kadar da değil, tüm Yunan adaları Türk ziyaretçilerle dolup taşıyor şimdi. Hatta şunu söylemek bile mümkün: “Türkler tatil için Yunan adalarını tercih ediyor

 

Röportajımızda Samos Adası’ndayız…

Bayram tatilinde Türklerle dolup taşan bu ada, şimdi biraz daha sakin…

İnsanları gelen misafirlerden yorulmuşlar ama, mutlular… Artık kısır çekişmeler geride bırakılmış, yerini yeni ve kuvvetli dostluklara bırakmış…

Size Samos adasından bir dostluk örneği vermek istiyoruz…

Pythagorion şehrinde Billas ailesi, bir restoran işletiyorlar. Restoran‘ın ismi Remataki... Bir çok Türk dostları var ki; adaya geldiklerinde kendilerini evlerinde gibi hissediyorlar.

İşte Türk ve diğer ülkelerden adaya gelen ve çoğunluğu Remataki  restoran işletmecilerinin konuklarını ağırlayan Billas ailesi: Baba Giorgos Billas, Anne ve patroniçe Maki Billas, Büyük oğulları Dimitri Billas ve Küçük oğulları: Stergios Billas…

Maki Billas restoranın patronu…

O, iyi bir dost…

Sempatik bir iş kadını…

Türk misafirlere hizmet vermekten ayrı bir mutluluk duyuyor. Çocukluktan beri restoran işleten bu sempatik kadın, ailesini de iş çemberinin içine almış. Hep birlikte çalışıyorlar.

Maki‘nin eşi Giorgos Billas ve çocukları Dimitri ve Stergios restoranın temel direkleri…

Adeta bir halkla ilişkiler uzmanı gibi görev yapıyorlar!  

-Son yıllarda Türkler uzun tatil günlerinde Yunan adalarını tercih etmelerinin sebebi nedir?

-Türkler Yunan adalarında neyi seviyor veya Yunan esnafları tarafından nasıl tanınıyor? Ada sakinleri Türkiye’yi ve Türkleri ne kadar tanıyor? Seferihisar ile Samos adasın arasındaki mesafe çok yakın olmasına ve her akşam karşılıklı birbirimizin ışıklarını görmemize rağmen birbirleri hakkında neler düşünüyorlar?

-Her iki ülke devlet ve Hükümetler arasında herhangi bir gerilim olduğunda bu durum vatandaşları ne kadar ilgilendiriyor?

-İşte bu güzel aile ile bunları konuştuk. Tercümanımız da arkadaşımız Tolga Savaşan oldu…

İŞTE O RÖPORTAJ…

SORUMUZ Restoranın bayan patroniçesine…

-Türkiye ve  Seferihisar’ı ne kadar tanıyorsunuz? Seferihisar’ın ismini duydunuz mu? (Maki‘nin cevabı çok ilginç! Gülerek neler söylüyor)

-Bizler ada vatandaşı olarak çoğumuz 5-6 yıla kadar Türkiyeyi sadece Kuşadası’ndan ibaret olduğunu zannederdik. Seferihisar ile bulunduğumuz ada karşı karşıya olmasına ve her akşam birbirimizin ışıklarını görmemize rağmen karşıdaki ışıkların olduğu yerleşim yerinin Seferihisar olduğunu bilmiyorduk.

5-6 yıl önce Seferihisar yöneticileri ile bizim adanın vali ve belediye başkanı karşılıklı ziyaretlerinden sonra çok sayıda komşumuz ve akrabalarımız Seferihisar’a konuk oldular. Biz turizm sezonu olduğu için gidemedik ama Seferihisarlıları konuk sever insanlar olduğunu duyuyoruz. Mutlaka en kısa sürede ailecek Seferihisar ve İzmir’i ziyarete geleceğiz.

-Son yıllarda Türk turistlerin Yunan adalarını tercih etmesiyle adaya gelen bazı Türklerin fiyatların yüksekliğinde şikâyet ediyor! Fiyatları arz ve talebe göre mi belirliyorsunuz?

 

Anne ve patroniçe Maki Billas’ın görevi mutfak! Konuklarına en iyi yemeği sunabilmek için diğer mutfak çalışanlarıyla birlikte gün boyu mutfakta çalışıyor… 

(Soru sanki biraz tuzak gibi ama, Maki bunu hemen usta bir politikacı gibi cevaplıyor)

Bizim fiyatlarımız çok oynamaz. 5-6 yıl önce neyse, şimdi de odur. Arz ve talebe göre fiyat artışı yapılıyor olsa bile bu çok küçük rakamlardır. Esas fiyat artışlarının nedeni, Yunan Hükumetinin vergileri yükseltmesinden kaynaklanıyor.

Adada bulunan tüm restoranlar hizmet kalitesine göre müşteri çekmeyi amaçlarlar ve her gelen konuğumuzu müşteri olarak değil ailemizden birinin misafirimi olarak geldiğini düşünürüz.

-Peki Türk turistler en çok nelerden hoşlanıyor? (Bayan Maki, duraklamadan cevap veriyor bu soruya)

Burada püf noktası deniz ürünleri. Türk insanları Yunan adalarını tercih etmelerinin nedeni, bizim deniz mahsullerimiz çok bol ve her misafirimiz genelde et yemeği yerine deniz mahsullerini sunmamız. Ayrıca Uzoyu seviyorlar. Euro – TL karşısında yükselmesine rağmen bizim fiyatlarımız Türkiye’den daha ucuza geldiğini biliyoruz. Bunun nedeni de bizim sunduğumuz UZO veya şaraplarımızda vergi yok! Şarap ve uzoyu kendi ada insanlarımız üretiyor. Bu da fiyatların düşük olmasına neden oluyor.

 

Baba Giorgos Billas’ın görevi ise ekonomi, yani mutfağa giren çıkan yiyecek ve içecekleri kayda geçirmek.. 

Bayan Maki ve ekibi Türkler‘i iyi çözmüş…

Rakı deniz mahsullerinin Türkler için vazgeçilmezi…

Eh, uzo da bol ve çeşitli, üstelik ucuz fiyatlı olunca keyif daha da artıyor tabii…

-Peki bu iki halk arasında benzerlikler var mı?

Öncelikle biz birbirimize çok benziyoruz. Özellikle konukseverliğimizde hiç farkımız yok. Her Türk konuğumuz memnuniyetini dile getirirken bizleri mutlaka evlerine konuk etmek istiyorlar ama yaz sezonu çok yoğun olduğumuzdan bu talepleri karşılayamamanın üzüntüsünü yaşıyoruz.  

Bizler de aynıyız! Memnun olduğumuz insanları davet etmek istiyoruz. Özetle Yunan  ile Türk arasında hiçbir fark göremiyoruz. Bunun bizce nedeni Akdeniz insanlarının sıcakkanlı ve güler yüzlü olduğundan herhalde.

Peki siyasilerin zaman zaman ortaya çıkan çatışmaları? Bunu sorduğumuzda Bayan Maki‘nin yüzü asılıyor.

“Bizi hiç ilgilendirmiyor. Türkleri de ilgilendirmesin” diyor ve ekliyor:

Bu gibi gelişmeler Türk ve Yunan halkını ilgilendirmiyor! Bizler birbirimizi seven ve sayan iki toplumuz. Geçmiş tarihimizde de yaşananlar her iki toplumun dışında gelişen konulardır. Biz kurulan bu dostluğun mimarlarıyız. Siyasilere kalsa asla böylesi bir dostluk olamazdı. Bu dostluğu kimse bozamaz.

Bayan Maki, Türklerin en büyük özelliğinin yemeklerden sonra “Türk kahvesi” içmeleri olduğunu da sözlerine ekliyor… Ama ince bir ayrıntıyı da söylemeden edemiyor. Bakın o ayrıntıyı nasıl anlatıyor Bayan Maki:

Aslında biz de kahveyi çok severek içeriz. Kahve aynı kahve… Biz ona Greek kahve diyoruz. Ama Türkler bizi o kadar alıştırdılar ki, şimdilerde herkes küçük fincanlarda içilen kahveye Türk Kahvesi diyor. Biz de dahil.

Peki Türkler para harcamayı seviyorlar mı? Adaya başka turistler geliyor mu?

Bayan Maki gülerek cevap veriyor bu soruya…

Türkleri çok seviyoruz. Öncelikle bunu söyleyelim. Para harcamaları, harcamamaları önemli değil. Ama yeyip içmeyi seviyorlar. Zaten tatile çıkan insanlar bunu yaparlar. Buraya İtalyanlar da geliyor. Başkaları da. Ama Türklerle ayrı bir diyaloğumuz var. Onlar bizden gibiler.

Ve Seferihisar’a bir mesaj gönderiyor bizim aracılığımız ile Bayan Maki…

Bu dostluğu bozmayalım” diyor ve ekliyor:

Türk ve Yunan halklarını birbirleriyle sıcak ilişki kurulmasına önderlik eden Türk ve Yunan yetkililere minnettarız. Ayrıca Samos halkı ile Seferihisar halkını birbirleriyle tanıma ve sıcak ilişkiler kurulmasına öncülük eden Belediye Başkanı Tunç Soyer ve tüm ekibi ile Samos adamızın yöneticilerine de ayrı ayrı şükranlarımızı sunuyoruz. Seferihisar ve belediye başkanınızı çok merak ediyoruz. Samos’ta turizm sezonunun kapanmasından sonraki aylarda Seferihisar’a gelip belediye başkanı ve eşiyle tanışmak arzusundayız…

Dimitri Billas ve Küçük kardeşi Stergios Billas Türk dostlarıyla hatıra fotoğrafı…

MUSTAFA KARABULUT’UN  YORUMU

TÜRK TURİZMİNİ ALKOL FİYATLARI BİTİRİYOR!

İzmir’e en yakın Sakız ve Samos adasına gelip giden Türk vatandaşları bilir! Türkiye’de bir 35’lik rakıya restoranlar en az 60TL yazarken Yunan adalarında bu rakam 3,5 Euro, yani 14TL. Türk Hükümeti aslında alkol zammıyla “çok kazanacağım” derken her yıl on binlerce yerli ve yabancı turistin Yunan adalarına niçin gittiğine bir göz atması gerekir.

Ayrıca bir içkili restoran açmanın zorluklarını da irdelemeliyiz. Açılması düşünülen restoranın kamu binalarına uzaklığı bile sorun! Ruhsat almak inanılmaz zor!

Alkol karşıtlığı şimdilerde hat safhada olsa da bunun medeni bir düşünce olmadığı görüşündeyim. Turizmin temel unsurlarından birisi, alkol tüketimidir. Kim ne derse desin, turizmin olduğu yerde alkol ve eğlence vardır!

Yunan adaları Türkiye için bir turizm dersi olmalı…

Turizm katı prensipleri kabul etmez. Bunun en güzel göstergesi Yunan Adalarıdır ve Türk sahillerinin turizm potansiyelini tamamen ellerine geçirmiş durumdalar.

Bağnazlıkla, turizm yanyana duramaz. Bunu kabul etmeliyiz. Türkiye‘de içki tüketimine karşı ortaya konan savlar, kişisel tercihlerdir. Bırakın kim isterse içsin kardeşler… Cennete kimin gideceğini sadece Allah Bilir! Girmeyin araya…

Şu anda bulunduğum kentte, yani Samos’ta insanlar bakmışsın sabahın erken saatlerinde bağ ve zeytinliklerine bakım yaptıktan sonra giyinip güzelleşip kiliseye gidiyor, isteyen meyhaneye gidiyor. İsteyen çıkarttıkları üzümlerini kendi kurdukları şarap imalatında şarap yapıp kendi markasını koyup satıyor, isteyen kendi zeytin yağlarını sıkıyor ve şişelerin üstüne kendi markalarını yapıştırıyor!

Biz de kendi ürettiğini kendin paketleyip satmayı düşündüğünde 5 yıl bürokrasiyi aşıp bu düşünceni gerçekleştiremezsin.

İşte bunun için her bağ ve her zeytinliğin içinde lüks evler yapılıyor Yunan adalarında.

Her şeye rağmen yine de bizim ülkemiz çok iyi ve çok çeşitli. Adalarda kış gelince sen ben bizim oğlan kalıyor ama bizim ülkemizin dört bir yanı her yıl dört mevsim yaşanıyor… Hepinize Samos adasından selam ve sevgiler…

Aşağıda Samos adasındaki lokantaların konuklarına sunduğu deniz mahsullerinin sadece bir kaçı.. 

HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT

2 ADET YORUM YAPILDI

YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.
M. Şefik Balkanlı13 Eylül 2017 / 17:52Cevapla

Merhaba, Değerli Karabulut,
Yazılarınızın sürekli okuyucusuyum. Çalışmalarınız için sizi kutlarım.
Ancak Yunan turizmcilerle yaptığınız son röportajınızda Sisam adasından “özentili turizmcilerin ağzıyla” Samos diye bahsetmeniz garibime gitti. Amerikaya giderken United States’e gidiyorum diyor musunuz, ya da Almanya’ya giderken Deutschland’a gidiyorum diyor musunuz. Üstelik Yunanca adı Chios olan adaya Türkçe Sakız derken, Sisam adasına Yunanca Samos demeniz ne kadar doğru dersiniz. Bu arada Sisam adasında ki Samos şehri herhangi bir Türkçe adı olmadığı için elbette Samos diye anılabilir.
Sevgilerimle..

şakir ogün tarhan13 Eylül 2017 / 10:53Cevapla

her ne kadar türkiyede işlerin iyi gitmediğimden çok şikayetçi olan bir kısım var isede izlediğim ,bildiğim,gördüğüm kadarıyla bu şikayetçi kısımdaki insanların,her fırsat buldukça yunan adaları,avrupa turları,balkan turlarına sık sık katılmaları,buna imkan bulabilmeleri.ilgi göstermeleri,şikayet ettikleri tüm konularla çelişkiye düşmektedir..????.çünkü aynı ilgi ve alakayı bizim seyahat ettiğimiz ülke insanları bizim ülkemize karşı gösteremiyorlar..???neden..