DOLAR

32,8359$% -0.22

EURO

35,6565% -0.63

STERLİN

42,4200£% -0.36

GRAM ALTIN

2.540,80%0,25

ÇEYREK ALTIN

4.175,00%0,21

BİTCOİN

2151591฿%-4.18526

a
Fulya MERAL

Fulya MERAL

10 Eylül 2022 Cumartesi

Birlik ve dirlik zamanı…

0

BEĞENDİM

Güzel İzmir’in ve güzel Seferihisar’ımızın kurtuluşunun 100. yıl dönümü kutlu olsun.

1 Eylül Kiraz ve Aliağa, 3 Eylül Ödemiş, 4 Eylül Tire, 6 Eylül Bayındır, 7 Eylül Beydağ ve Torbalı, 8 Eylül Kemalpaşa ve Selçuk, 9 Eylül İzmir şehir merkezi, Bornova ve Menemen, 11 Eylül Foça, Güzelbahçe ve Seferihisar, 12 Eylül Urla, 13 Eylül Kınık, 14 Eylül Bergama ve Dikili, 16 Eylül Çeşme, 17 Eylül Karaburun… İzmir’de verilen mücadeleyi anlatabilmek için gün gün, ilçe ilçe yazdım.

İzmir ve ilçelerinin işgalci güçlerden kurtulduğu bu önemli günlerin 100. yılında anlaşılıyor ki, tarih iki farklı algı olarak zihinlerde kabul görmüş ve kutuplaşmaya neden olmuş durumda.

Oysa tarih tektir, Osmanlı dönemi de eğrisiyle doğrusuyla, başarıları ve hatalarıyla bu topraklarda yaşanmış, sonuçta bu devir kapanmıştır. Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğiyle bir ulus birlik olmuş, Emperyalist işgal güçlerinden savaşarak kurtulmuş, yeni bir devlet ve Cumhuriyet kurulmuştur.

Bu kurtuluş günleri bu nedenle tüm Türkiye için bayram günüdür.

Üzerinden 100 yıl geçmiş. Toplumumuzdaki bugünlere kadar ulaşan kutuplaşma bizleri ne yazık ki birlik ve dirliğe götürmüyor.

Ne zaman çoğalırız?

Ülkede yavaş yavaş seçim atmosferine girilirken, Seferihisar’da da siyasi partiler arasında yeni üye kazanma ve oylarını artırma rekabeti hız kazandı. İlçede CHP, AK Parti ve İYİ Parti, örgütlenme çalışmalarını her geçen gün hızlandırıyor. Özellikle iletişim stratejisi bakımından CHP, Kemal Kılıçdaroğlu’nın “Helalleşme” atılımları ve teşkilatına “kucaklayıcı” olmayı öğütlemesi ile önemli ataklar yapıyor.

Seçmenin oylarını atacağı sandık, Türkiye’nin geleceğini dizayn edecek. Bu nedenle atılan her adımın, ağızdan çıkan her sözün, bugün her zamankinden çok daha fazla önemi var. Hepimiz için…

“Senden, benden, bizden”… Bir şarkı sözü sanki her şeyi açıklıyor. “O bizden”, “şu onlardan”… Seferihisar’da da çok duyduğumuz bu sözler, insanların sırtına yapıştırılmış etiketler gibi. Herkesin gördüğü ve okuduğu, kişilerin sırtındaki etiketler…

Özellikle apolitik, memuriyeti ya da görevi gereği herhangi bir partiye kaydolmamış, sadece demokratik hak olarak oy kullanmış seçmenden bahsediyorum.

Seçmen sandık önüne her geldiğinde bir tercih yapıyor. Gözlerinizle, sözlerinizle ve ellerinizle karşı tarafa ittiğiniz, ötekileştirdiğiniz her seçmen, rakip partilerin büyümesine neden oluyor.

Ne zaman çoğalırız? Kamplaşmaları bırakıp, etiketleri söktüğümüz, vatandaşın derdine derman olduğumuz ve kucaklayıcı olduğumuz zaman çoğalırız.

Sözün özü, geçmişe elbette bakmalı, tarihi okumalı öğrenmeli, farklı bakış açıları geliştirmeli ve karşı kutuplardaki düşünceleri anlamalıyız. Fikirlere saygı duymalıyız. Sonra geleceğe bakmalıyız, toplum olarak nasıl bir Türkiye’de yaşamak istiyoruz?.

Siyaset halka hizmet için yarışmak demektir. Vatandaşın derdine derman olmak için omuzlara dokunmak, gönüllere dokunmaktır. Sandığa kadar değil, sonsuza kadar birlik olup, dirliği sağlamalıyız.

Devamını Oku

Kıyı işgaline bir örnek daha…

0

BEĞENDİM

Başaran Su Ürünleri Yetiştiriciliği Şirketi uzun yıllardır Sığacık Koyu’nun açıklarında balık çiftlikleri işletiyor. Bu balıkların karaya çıkarılıp soğuk hava depolarına ve paketleme tesislerine götürüldüğü yer önceleri Sığacık Balıkçı Barınağı’nın mendireği idi. Kocaman gemilerinin yük indirme için yanaştığı yer de mendireğin dışı, yat limanının giriş alanı idi.

Hem liman -hem de Balıkçı Barınağı tarafından istenmeyen balık çiftliği gemileri, lojistik olarak kendine başka bir indirme alanı Akarca Haritacılar Sitesi Koyu’nu seçmiş. Temmuz ayının son günlerinde yüzer iskelesini getirmiş, kıyıyı da tel çitlerle çevirip halkın girişini engellemişti. Bir de kapısına “Özel Mülktür Girilmez” tabelası asılmıştı.

Kimin nasıl özel mülkü olabilir? Kimin izniyle bunlar yapılıyor? Neyse ki bilinçli vatandaşlar tepki gösterip isyanediyor da, bir gecede kapatılan deniz kıyısı şirket tarafından yine bir gecede açılıyor, tel çitler ve girilmez tabelası kaldırılıyor.  Ancak yüzer iskelesi kıyıya yanaşmış halde duruyor.

Vatandaşın gözlerini dört açıp her an nerede ne oluyor, işgal var mı, halka ait olan haklar gasp ediliyor mu diye gözcülük yapması gerekiyor. Bu noktada Akarcalılar Derneği çok iyi çalışıyor, organize oluyor, siyasileri ziyaret ediyor, sesini duyuruyor; takdir etmeden geçmeyelim.

 

“Yaza kalmasın” rahatsızlığı

Seferihisar’ın yaz nüfusu kış nüfusunu yaklaşık 4’e, hatta 5’e katlıyor. Yazlıkçısı, memlekete döneni, yabancı ve yerli turisti, otel misafiri, kampçısı, günübirlikçisi derken her yer kalabalık, her yer insan. Doğal olarak trafik ve otopark konusu bir çile haline geliyor.

Yol kenarları ve boş arazilerin park yeri olarak kullanılması her açıdan sorunlu…

İlçede bir karış toprak altın değerinde desek, abartılı olmaz. Ancak ilçe için modern ve güvenli otopark alanları da gereklilik. En iyi çözüm küçük alanlarda katlı otopark yapmak olabilir. Güvenle araç park edilecek katlı otoparklar ilçenin çeşitli alanlarına yapılarak, hem yaya yolları artırılabilir hem de araç yollarında ciddi bir rahatlama sağlanır.

Trafik ve otopark sorunu çözüm bekleyen konuların başında geliyor. Farklı kurumların yürüttüğü altyapı çalışmalarının koordinasyonunun sağlanması ve yol asfaltlama çalışmalarınında yaza kalmaması vatandaşın en büyük beklentisi…

 

Mahalle bazlı inşaat yasağı olur mu?  

Vatandaşın başka bir rahatsızlığı da, inşaat yasaklarının yetersizliği… Seferihisar Belediyesi bu yaz inşaat yasaklarını hafta sonu ve hafta içi akşam saatleri ile sınırlı tuttu. Yani hafta içi saat 10.00-18.00 arası her türlü inşaat faaliyeti tüm gürültüsü ve tozu ile devam ediyor.

Eğer 3 ay boyunca tüm ilçede yoğun bir inşaat yasağı uygulanamıyorsa; en azından Sığacık, Akarca ve Ürkmez gibi sahil kesiminde tam yasak uygulanıp, kent merkezinde yine hafta içi gündüz saatleri serbestlik uygulanabilir.

Yakınındaki inşaatların gürültüsünden tozundan kirinden rahatsız olan vatandaşlar, “İnşaat yasağı yok mu yahu” diye isyan edip haftanın beş günü gündüz saatleri yasak olmadığını öğrenince, “Olmaz böyle, inşaatlar yaza kalmasın” diyorlar.

İlçede bölgesel inşaat yasağı olur mu? İnşaat firmaları planlı programlı çalışır mı? Yasaklara uyulur mu? “Burası Türkiye” demeyin. Neden olmasın?

Siz ne düşünüyorsunuz? Yorumlarınızla lütfen katılın.

Devamını Oku

Zorda olanların ihtiyacı askıda… 

0

BEĞENDİM

Gazetecilik mesleği bisiklete binmek gibi… Her ne kadar 25 yıllık meslek hayatımda muhabirlik, editörlük, kurumsal iletişim, halkla ilişkiler, basın danışmanlığı gibi pek çok görev yapmış olsam da, gazetecilik kolumda altın bilezik olarak hem lisans eğitimini aldığım hem de sektörün önde gelen kurumlarında piştiğim temel mesleğim. Seferihisar’daki gazeteci dostlarımın davetleri de beni siz değerli okurlarla buluşturuyor. Seferihisar aşığı ve memlekete faydası olan her işte varım diyen bir kişi olarak; bu buluşmalara vesile olan herkese teşekkür ederim. 

Gazetecinin yapması gereken ana görevi de, iyiyi kötüyü, doğruyu yanlışı kamuoyunun bilgisine sunmaktır. 

İlk olarak çok değerli bir projeyi alkışlayarak, duymamış olanlara duyurmak isterim. Çılgın enflasyon, pahalılık ve Türk Lirası’nın değer kaybettiği günlerde, açlık ve yoksullukla mücadele eden zor durumda olan insanlarımız için Seferihisar Belediyesi çok önemli bir projeye imza attı. İhtiyaç sahiplerini hayırseverlerin bağışları ile buluşturan proje, “Seferihisar’da dayanışma zamanı” diyor. 

Bu satırlar yazılırken 8 yardım talebi çözüm bekliyordu. Kimi kirasını ödeyememiş, kimi elektrik faturasını… Eğitim ve gıda desteği isteyen de var. Askıda ekmek, askıda fatura gibi… Belediyenin internet sitesinden ihtiyacı ve bağışçıyı buluşturacak bir platform açıldı. 

Seferihisar’ın gönlü geniş, ihtiyaç sahiplerine el uzatacak hayırseverleri çoktur. Bu topraklardan servet elde eden özel şirketleri de göreve davet ediyorum. Bir elin verdiğini öbür el görmeden, ihtiyaç sahibini incitmeden, reklamını yapmadan bağış yapabilecek işletme sahipleri ve yöneticileri belediyenin yönlendireceği dertlere deva olmaya davet ediyorum.   

  

Olan denizcinin bahçesine olmuştur

Gündemdeki diğer konu; Sığacık’ın yat limanı işletmesi Teos Marina’nın büyüme projesine tepkiler. Bir dönem yönetim ekibinde yer alıp, tanıtımına ve gelişmesine emek verdiğim bu işletmeyi iyi bilen biri olarak, bu konuya değinmemek olmazdı. 

Konuya Kolin Holding’in şirketi Teos Marina tarafından bakınca, yıllar içinde yapılan yatırımın karşılığı kapasitenin dolması ile alınmıştır. Bundan sonraki hedef, bu doluluğu korumak ve daha büyük yatlara hizmet verip sektöründeki pastadan daha büyük pay almaktır. Bu açıdan büyümek bu şirket için ihtiyaçtır. 

Öte yandan toplumun hassasiyetleri ve soru işaretleri olması da anlaşılabilir bir durumdur. Teos Antik Kenti’nin kuzey limanı üzerinde kurulu olan bu işletmenin, binlerce yıldır doğal liman olarak denizcilere hizmet etmiş, sığ alanlarında teknelerin yapım bakım ve onarımlarının yapılıp suya indiği yerdedir. Sığlığı sebebiyle megayatlara uygun değildir. 

Projesi açıklanan büyüme yatırımı için adımlar atılırken bölge halkı ve sivil toplum kuruluşları yok sayılmamalı, akıllardaki sorular uzmanlar tarafından yanıtlanmalıdır. Sığacık için liman ihtiyaçtır ancak yeri tartışılır.

Gelelim yer konusuna… Projede büyütülecek olan beton alan, dalgakıran, yeni iskeleler alanı, şu anki durumuyla denizcilerin halatları çözüp fazla uzağa gitmeden demir attığı deniz alanı. Adına “bahçe” dedikleri, “bahçeye çıkmak”, “bahçede buluşmak” gibi deyimler geliştirdikleri bir alan. Kimi motoryat sahibi fazla mazot yakmadan, kimi yelkenli sahibi yelken açıp denizler aşmadan bahçeye çıkıp nefes aldıkları, balık tuttukları, denize girdikleri, kahvaltı ya da akşam yemeği sofrası kurup keyif yaptıkları bir alan… Bir de marina ücretlerine parası yetmeyen ya da marinaya bağlanmayı tercih etmeyen denizcinin doğal liman olarak alargada kaldıkları, fırtınadan sığındıkları bir deniz alanı… 

Yer konusuna yeterince açıklık getirebildiğimi umuyorum… Olan denizcinin bahçesine olmuştur. Bu kayıp için marinada teknesi olan denizcilerin de üzüldüğünü düşünüyorum. 

Giriş çıkış zorluğu, sığlık alanın derinleştirilmesi, alargada kalınacak doğal liman alanının kalmaması, işletme tekeli ile fiyat rekabeti olmayışı ve pek çok konu, bölge halkı ve denizciler tarafından daha uzun süre konuşulup tartışılacaktır.   

Devamını Oku

Veri politikasındaki amaçlarla sınırlı ve mevzuata uygun şekilde çerez konumlandırmaktayız. Detaylar için veri politikamızı inceleyebilirsiniz.