Seferihisar Emlak

Kısaca ‘sosyal medya’ olarak isimlendirdiğimiz internet üzerinden paylaşımlar sayesinde uzaklar yakın oldu…

Günün her saatinde çok ötelerdeki dostlarımız, sevdiklerimiz, çocukluk arkadaşlarımız ile karşılıklı sohbet edebiliyor, yazıların, fotoğrafların veya diğer paylaşımların altına yorumlar yapabiliyor, mesaj gönderebiliyor, düşüncelerimizi paylaşabiliyoruz….

Teknoloji sayesinde geldiğimiz bu aşama güzel mi?…

Elbette güzel…

Ama bir yere kadar…

O bir yer de hoşgörünün zorlandığı hatta tamamen ortadan kalktığı sınır… Özellikle haber, köşe yazısı veya diğer paylaşımların altına yapılan kin kusan yorumlar…

Nasıl olsa yüz yüze değilsin…

Yaz yazabildiğin kadar… Salla olabildiğince….

Hele bir de kimliğinde ‘trollük’ varsa; bir yerlerden nemalanıyorsan, yüreğini üç kuruşa satabiliyorsan, hakaret et, küfret, tehdit et edebildiğince….

Hele hele bir de hesabını sahte isimle açtıysan, Helenistik dönemin gladyatörleri kadar güçlüsün demektir…

Aynanın karşısına geçip ‘’Ben neymeşim be’’ diye gürleyebilirsin avazın çıktığı kadar…

Arkadaşlarının arasında ümmetçi, milliyetçi, devrimci, sağcı, solcu, muhafazakar olarak tanınman bir şey ifade etmez….

Sadece şunu ifade eder; ‘’Sen zavallı bir yaratıksın…’’

Neden?

Çünkü aynı gökyüzünü paylaştığın, aynı havayı soluduğun, aynı suyu içtiğin, çocukluğunda aynı mahallede çelik çomak oynadığın arkadaşlarını bile sosyal medya üzerinden vuracak kadar kalleşsin…

Bu yolu seçeceğine; fikrini beğenmediğin kişinin karşısına çıkıp düşüncelerini özgürce savunabilsen seni ayaklarından mı asacaklar…

Ya da telefon diye bir cihazın varlığını akıl etsen…

Bak kardeşim, internet üzerinden silahşor olmayı bırak, adam ol adam…

Bak o zaman insan içine çıkmaktan değil, aynaya bakmaktan da utanmayacaksın, emin ol…