fbpx

Birlik ve dirlik zamanı…

Yayınlanma tarihi : 10 Eylül 2022 11:43

Güzel İzmir’in ve güzel Seferihisar’ımızın kurtuluşunun 100. yıl dönümü kutlu olsun.

1 Eylül Kiraz ve Aliağa, 3 Eylül Ödemiş, 4 Eylül Tire, 6 Eylül Bayındır, 7 Eylül Beydağ ve Torbalı, 8 Eylül Kemalpaşa ve Selçuk, 9 Eylül İzmir şehir merkezi, Bornova ve Menemen, 11 Eylül Foça, Güzelbahçe ve Seferihisar, 12 Eylül Urla, 13 Eylül Kınık, 14 Eylül Bergama ve Dikili, 16 Eylül Çeşme, 17 Eylül Karaburun… İzmir’de verilen mücadeleyi anlatabilmek için gün gün, ilçe ilçe yazdım.

İzmir ve ilçelerinin işgalci güçlerden kurtulduğu bu önemli günlerin 100. yılında anlaşılıyor ki, tarih iki farklı algı olarak zihinlerde kabul görmüş ve kutuplaşmaya neden olmuş durumda.

Oysa tarih tektir, Osmanlı dönemi de eğrisiyle doğrusuyla, başarıları ve hatalarıyla bu topraklarda yaşanmış, sonuçta bu devir kapanmıştır. Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğiyle bir ulus birlik olmuş, Emperyalist işgal güçlerinden savaşarak kurtulmuş, yeni bir devlet ve Cumhuriyet kurulmuştur.

Bu kurtuluş günleri bu nedenle tüm Türkiye için bayram günüdür.

Üzerinden 100 yıl geçmiş. Toplumumuzdaki bugünlere kadar ulaşan kutuplaşma bizleri ne yazık ki birlik ve dirliğe götürmüyor.

Ne zaman çoğalırız?

Ülkede yavaş yavaş seçim atmosferine girilirken, Seferihisar’da da siyasi partiler arasında yeni üye kazanma ve oylarını artırma rekabeti hız kazandı. İlçede CHP, AK Parti ve İYİ Parti, örgütlenme çalışmalarını her geçen gün hızlandırıyor. Özellikle iletişim stratejisi bakımından CHP, Kemal Kılıçdaroğlu’nın “Helalleşme” atılımları ve teşkilatına “kucaklayıcı” olmayı öğütlemesi ile önemli ataklar yapıyor.

Seçmenin oylarını atacağı sandık, Türkiye’nin geleceğini dizayn edecek. Bu nedenle atılan her adımın, ağızdan çıkan her sözün, bugün her zamankinden çok daha fazla önemi var. Hepimiz için…

“Senden, benden, bizden”… Bir şarkı sözü sanki her şeyi açıklıyor. “O bizden”, “şu onlardan”… Seferihisar’da da çok duyduğumuz bu sözler, insanların sırtına yapıştırılmış etiketler gibi. Herkesin gördüğü ve okuduğu, kişilerin sırtındaki etiketler…

Özellikle apolitik, memuriyeti ya da görevi gereği herhangi bir partiye kaydolmamış, sadece demokratik hak olarak oy kullanmış seçmenden bahsediyorum.

Seçmen sandık önüne her geldiğinde bir tercih yapıyor. Gözlerinizle, sözlerinizle ve ellerinizle karşı tarafa ittiğiniz, ötekileştirdiğiniz her seçmen, rakip partilerin büyümesine neden oluyor.

Ne zaman çoğalırız? Kamplaşmaları bırakıp, etiketleri söktüğümüz, vatandaşın derdine derman olduğumuz ve kucaklayıcı olduğumuz zaman çoğalırız.

Sözün özü, geçmişe elbette bakmalı, tarihi okumalı öğrenmeli, farklı bakış açıları geliştirmeli ve karşı kutuplardaki düşünceleri anlamalıyız. Fikirlere saygı duymalıyız. Sonra geleceğe bakmalıyız, toplum olarak nasıl bir Türkiye’de yaşamak istiyoruz?.

Siyaset halka hizmet için yarışmak demektir. Vatandaşın derdine derman olmak için omuzlara dokunmak, gönüllere dokunmaktır. Sandığa kadar değil, sonsuza kadar birlik olup, dirliği sağlamalıyız.

Yorum yap

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Yorumlar (0)
Fulya Meral
Fulya Meral
Yazarın diğer yazıları
Kıyı işgaline bir örnek daha…
12 Ağustos 2022 10:01
Zorda olanların ihtiyacı askıda… 
27 Temmuz 2022 11:51
Tüm yazılar