Seferihisar Emlak

(Köstebek yıllık izne ayrıldığı için bu köşeyi Mustafa Karabulut yazdı.)

Halk, bu arkadaş için Yeniçeri nidasıyla ‘İstemezük! Diyor. O istifa etmezse beşimiz birden istifa edeceğiz’’diyerek başkaldırmışlardı.

Aslında konuya vakıf olan usta siyasetçi ve ticaret erbabı herkes, o arkadaşın tek başına bir eliyle fatura kesecek, diğer eliyle belediyeden para alacak güçte olmadığını, arkasında daha kuvvetli birilerinin olacağını tahmin etmeliydiler.

ALTTAKİ YAZIYI 4 MART 2019 TARİHİNDE, YANİ YEREL SEÇİMLERDEN ÖNCE YAZMIŞ, ANCAK SEÇİM SÜRECİNDE SPEKÜLASYONLARA YOL AÇMAMAK İÇİN YAYIMLAMAMIŞTIM. ŞİMDİ ZAMANI GELDİ…

‘’Seferihisar’da CHP’nin iki numarası ve kırmızı altılı..

Son haftalarda CHP Seferihisar Teşkilatı içinde bir grup, hop oturup hop kalkıyor! Neymiş, iki numaradaki isim belediyeye fatura kesmiş! Ne faturası?..

Doğrudan alım faturası!  

Bu fatura karşılığında alınan mal veya gereçlere ödeme yapılan paradan söz etmiyorum.

Çünkü mutlaka bir mal alımı olmuş, bir emtia karşılığında fatura kesilmiş ve bedel ödenmiştir. Sözü edilen genç bir delikanlı…

Yaşı da 25 civarında…

Konuyu biraz daha irdeler isek, sokakta hayır lokması mı dağıtılıyordu da bu genç delikanlı, giderken bir tabak, dönerken bir tabak lokma aldı?

Sevgili okurlarım!

‘Doğruyum, dürüstüm ve avazım çıktığı kadar bu çocuğun üzerine giderim’ diye laf atan arkadaşlar! Sizlerden bazıları belediye meclisi üyesi adayı, bazıları CHP’nin ilçe yönetim kurulunda görevli…

Belediye diye adlandırılan bir kurumu yönetmenin kolay olmadığını bilenlerdenim! Her salı ve cuma günü bir belediye başkanının pazar parasına muhtaç vatandaşlara kaç para dağıttığını da iyi bilenlerdenim.

Ben her zaman cebi ve şahsi çıkarları için kamunun parasına ve malına sahip çıkmayanların karşısında durdum ve durmaya da devam edeceğim.

Ama fatura olayını sadece genç bir delikanlıya mal etmek ne kadar etik?

Ben şahsen Tunç Soyer’in başkanlığı döneminde kendisine herhangi bir menfaat sağlamadığına en azından kendim kadar eminim!

Bu iki numaralı gencimizin, tek başına, durup dururken ve hiçbir mal satışı yapmadan, “Yahu parasız kaldım, bir fatura keseyim de biraz para kazanayım!” düşüncesiyle fatura kesip hak ediş almadığına da adım kadar eminim.

Şimdi duyuyorum, bazı belediye meclisi üyeleri ,”E, iki numara istifa etmez ise biz istifa ederiz”… diyorlarmış…

Belgesel izlemeyi çok severim!

Aslan ailesi, zayıf buldukları ailelerini ve yavrularını kendileri öldürür…

Sevgili CHP’nin belediye meclis üyesi adaylar! Genç bir delikanlının üzerine bu kadar gitme hakkını nereden buldunuz?

Gençler her zaman bizim geleceğimizdir! Toparlayıcı olmalıydınız, en önemlisi de günaha girmemeliydiniz!

Aksi halde bu ipin ucuna ulaşılamayacağını bilmeliydiniz.

BİR DEMET TİYATRO!

1990’lı yıllarda ilgiyle izlenen ‘Bir Demet Tiyatro’ dizisi vardı.  Başrollerde Yılmaz Erdoğan ‘Mükremin Çıtır’, yanında uğursuz rolünde Serhat Özcan, ‘Tirbuşon’  lakaplı uğursuz arkadaşı, Mükremin’in babası  Erdoğan Dikmen oynardı… Dizide bir de Fadıl Fıdıllıoğlu vardı ki onun takma ismi de Fadıl idi.

Fadıl’ın  bakan dostu Cumhur Abi’nin hep adı geçerdi ama Cumhur Abi’yi biz hiç göremedik. Ama Fadıl her sıkıştığında telefonu eline alır, olanları Cumhur Abisine bildirir ve çevresini şikayet ederdi.

Mükremin Çıtır, uğursuz arkadaşı Tirbuşon’u yanına alır, kahvede kumar oynar ve  paraları kaybederdi.  Babası ona para yetiştirebilmek için emekli olamazdı. Bir gün Mükremin, yine kahvede son parasıyla okey oynuyor ve daha çok kazanabilmek için okey dışarı dönüyordu. Bunun için de mutlaka kırmızı altılıya ihtiyacı vardı. Ama bir türlü kırmızı altılı gelmemiş ve Mükremin o gün de para kaybetmişti.

Mükremin eve geldiğinde babası bağırmaya başladı;, “Yine mi paraları kumara kaptırdın? ” Mükremin cevap verdi; “Baba bana niçin o kadar bağırıyorsun? Kırmızı altılının hiç mi suçu yok?..’’

Sevgili okurlarım!

Tamam, belediye başkanlığının doğrudan alım yapma  yetkisi var! Belediyenin satın alma birimi tarafından da kurumun ihtiyaçları bu gencimize bildiriliyor ve bu gencimiz de istenenleri temin edip belediyeye veriyor, faturasını kesiyor, parasını alıyor.

Peki, kim belediyenin ihtiyaçlarını bu iki numaralı gencimize bildiriyor? Yetmedi, bir fatura kesildiğinde para hesabınıza geçinceye adar kaç imzadan geçtiğini biliyor musunuz?

Ben biliyorum ama bunun cevabını bilenler anlatsın! Hepsi bir yana da bir şaibenin günahını 25 yaşında bir gencimize çıkartmanın vebali kimlere kadar dayanır?

Üstelik kendi malına sahip çıkamayanlar, belediyenin malına nasıl sahip çıkabilecek, anlamak mümkün değil…

Kısacası aslan sürüleri gibi güçlü olanların daima güçsüzleri yok ettiği bir hale geldik! Yazık gerçekten çok yazık…

Peki, kırmızı altılının hiç mi suçu yok arkadaşlar….’’

GELELİM TEKRAR ASIL KONUYA!

Seçimler öncesinde bir araya gelerek, “İkinci sıradaki arkadaş istifa etmezse biz istifa edeceğiz” resti çeken beş arkadaştan hangisi belediyeye 250 bin lira civarında fatura kesti? Faturayı kestikten sonra da acilen ödenmesini sağladı?

Belki düşünebilirler, “Ben belediyeye iş yaptım ve yaptığım iş karşılığı fatura kestim…” Hayır arkadaş! Böyle bir gelenek yok siyasetin etik kurallarında! Hele Cumhuriyet Halk Partisi’nde hiç yok ve olmamalı da… Belediye meclisi üyesi, aile şirketi ve aile yakınları adına da iş yapamaz!.. “Yapabilir” diyen varsa bir adım öne çıksın…

Küçük bir alanda siyaset yapıldığı, bizler de aynı alanda gazetecilik yaptığımız için şimdilik ismini teşhir etmeyeceğim. Fatura kesilmesi denirse, özür dilemeyi de bilenlerdenim.

Demek istediğim; hem masum bir genci istifa ettireceksin hem de seçildikten sonra aynı kategoride yer alacaksın!

Bunun bir mantıklı tarafı varsa lütfen bir isim bana bunu açıklasın…

SON CÜMLEM!

42 yıllık gazetecilik yaşamımda benzer konularla karşılaştığım oldu. Siyaset gelip geçicidir ve hiçbir isim, ‘’Ben şu makama seçildim’’ edalarıyla gerdanını öne, başını arkaya çekerek yürümesin. Sizin işiniz kendinizin değil, vatandaşın işini kolaylaştırmak ve halka kendinizi sevdirmek, saydırmaktır. Çok değil, hatırlayın, bir yıl önceki belediye meclis üyeleri şu an ne yapıyor sahi…

Kendilerinden ne hal ne haber….