Seferihisar Emlak

Pandemiden dolayı gece alemleri yapılamadığı, içki masaları da pek kurulamadığı için dedikodu alma algılarım çoktandır maalesef yok olma noktasına gelmişti. Tam işi bırakıp Ankara’ya kaçacakken yolum Seferihisar Belediyesi’nin halk marketine düştü.

Bir grup kasiyerin başında hesap ödemek için bekliyordu. Üçü belediyede çalışan 5 kişilik grubun farklı partilere gönül vermiş kişilerden oluştuğunu görünce kasaya yakın bir sütunun arkasına gizlenip onları dinlemeye başladım. Nasıl olsa para öderken kasiyerle sohbet eder, nereye gideceklerini söylerlerdi.

İçlerinden birisi kasiyere,  “Mesaiden sonra falanca mandalina bahçesindeki kuleye gel, mangal yapıp efkâr dağıtacağız” deyince çoktandır yoksun kaldığım içkili sohbetlere kulak kabartmak için bir anda kanatlanıp duyduğum adrese uzandım ve masanın yanındaki mandalina ağacının üççatalının arasında yerimi aldım.

Mangal yandı, salatalar yapıldı ve altı kişi masanın etrafına dizildi.

İkinci dubleler ‘şerefe’ denilerek havaya kaldırılırken malum olduğu üzere ve her zaman olduğu gibi konu belediyeden açıldı.

Konu, kamu arazisine ve arsalara yapı izninin kim tarafından verildiğiyle ilgiliydi. İlk söz alan, başının ön tarafındaki saçları dökülmüş, kalanları da beyazlaşmış, muhtemelen de Sığacık’ta ikamet eden arkadaş, “Ben de Karakayalar’daki yeşil alana, yani 83 milyon vatandaşa ait park alanına, üstelik ana yola cepheli yere, kim tarafından ofis yapıldığını ve bu kaçak yapıya belediyeden kim veya kimlerin izin verdiğini merak ediyorum” dedi.

İşte o anda, bir ara cümleler o kadar çuvaldı ki kimin ne dediğini pek anlayamadım. 

Ana yol güzergâhında ikamet eden karşı partili eski belediye çalışanı,”Ben kimin öncü olduğunu iyi biliyorum. Eşi yönetimde, kendisi de kadrosu olmadığı halde bazen zabıta elbisesi giyer. Bu nedenle herkes ona ‘Çakma zabıta’ der. Gözümle görmedim ama kesinlikle burada çıkarlar söz konusudur. Biz, değil yakınımıza yer açmak, ana yol kenarında domates satsak zabıta başımıza dikilir’’ diye duruma isyan etti.

Diğeri söz aldı… Konuşmalardan anladığıma göre bu arkadaş belediyeye gireli bir yıl olmuş. ”Ben yarın kaymakama şikayette bulunacağım. Bu kadar başıboşluk olmaz ki… ‘’ diye haykırdı.

Sessizce rakısını içen, çarşı kenarında ikamet edip resmi dairede çalışan yaşlıca beyefendi ise açtı ağzını yumdu gözünü,

”Siz ne konuşuyorsunuz breh!

Adam parkın içine yani 83 milyona ait alana modern ofisini yaparken işçilerini hem gündüz hem gece çalıştırdı. Belediye başkanı, meclis üyeleri belediye görevlileri, CHP ilçe başkanı ve yönetimi, her gün bu kaçak yapının önünden geçiyor ama kimseden gık çıkmıyor, kesin nemalananlar var.

Bu konuyu başta kaymakamlık olmak üzere devletin her birimine şikayette bulunacağım. Üstelik adam elektrik bağlatmak için belediyenin parklardan sorumlu biriminden ‘uygundur’ yazısı alabilmek için de hareket halinde.

Bunları bilmiyorsunuz de mi?..

Sadece burası mı? Derya Petrol’ü geçince sağ tarafta yeşil alana yapılmış bir ofis daha var. Burada o ofisin yapılmasına kim veya kimler izin verdi?

İstediği zaman zabıta elbisesi giyen o arkadaş, başkan ve yönetim ile de senli benli. Eşi için cümle kullanmıyorum. Çünkü görevini iyi yapıyor gibi ve sevilen bir insan ama bu çakma zabıta, aynı zamanda Ürkmez’den Sığacık’a kadar tüm bölgenin işgaliye konularına bakıyormuş.

Onun havasını asıl yaz aylarında ve baharda görün siz…’

Hep aynı konuda sohbetler yapılmasından sıkıldım ve bulunduğum yerden usulca ayrıldım Ama merakımı da yenemedim, Karakayalar’daki kaçak ofise gidip inceleme yaptım. Gerçekten buraya bu yapının yapılmasına izin veren ve göz yumana aşk olsun. Ben de buradan Seferihisar Kaymakamı olmak üzere devletimizin her birimine şikayette bulunuyorum. Hani denir ya, “Bu kadarına da PES…”