Seferihisar Emlak

Terkedilmiş hissi veren evler ve sokaklar arasında dinginliğin tadını çıkarıyorum. Haftada bir kaç kez uzun yürüyüşlere çıkıyorum.

“İmar barışı” adı altında, zaten emekleme dönemindeki Türk şehirciliğinin anasının bir kez daha nasıl bellendiğini ürpererek izliyorum.

Aslında çoğu dubleks olarak inşa edilen evler, zamanla triplekse dönüşmüş. Şimdi parayı bastıran, başvurusunu yapıyor, üçüncü katlara yasallık istiyor. En azından, ‘’kaçak yapı’’ rahatsızlığından kurtulmak istiyor…

Haklılar mı:

Her türlü yasadışılığı para için affeden, hem de defalarca affeden hükümet, bir kez de kaçak yapıları affetmiş çok mu, diyebiliriz.

Aslıda amacın, birbirine bakarak kararmış, karartılmış, çarpıtılmış yapıların affedilmesinde hedefin “para” olduğu konusunda şüphem yok.

Düşünebiliyor musunu?

Küçücük bir çıkıntının affı için bile 3-5 bin lira ödüyorsunuz.

Ya parasızlık, ya vakitsizlikten “îmar barışı”na başvurmamış, iki katlı evini üç katlı hale getirme hakkını yasallaştırma olayını kaybetmiş vatandaşlar için doğal bir hakkın doğduğuna inanıyorum.

Nasıl mı:

Emsal…

Başvurun bir idare mahkemesine, 3-5 yıl sonra emsal hakkı elde eder, siz de iki katlı villanızı, üç katlı hale getirebilirsiniz.

Şehircilik mi dediniz:

O, bizi çoktaaan ıskalamış bir kültür işi…

Vaktiyle bir kaç belediye başkanı ile görüşmüş, Türkiye şehirlerinin, kasabalarının, mahallelerinin havadan görünüş rezaletine dikket çekmiş, bir “çatı görünümü yönetmeliği” ile, bu rezaletin üstesinden gelme yolunda öncülük etmelerini öğütlemiştim.

Zamanın Kuşadası Belediye Başkanı Fuat Akdoğan bayağı bir ilgilendi.

Çanak antenleri, çırkin görünümlü güneş enerji sistemlerini, üzerine kat çıkılmak üzere çatıda bekletilen paslı demirleri düzene sokmakta bir hayli gayret sarfetti..

Ama tabii bu bir yılda, 5 yılda, hatta 10 yılda olacak bir iş değildi.

Öylece kaldı…

Dedim ya, şehircilik kültürü olmayan belediye başkanları ile şehir yapıyoruz…

Sonuç, önümüzde..

Avrupa’nın çatılarıyla bizimkileri bir karşılaştırın, en az 150 yıl geri kalmışlığı bir de oradan yersiniz..

Çaresi mi?

Var tabii…

Belediye başkanlarına da standart getirecek, nüfusu milyonun üzerinde olan yerleşim yerlerinde şehircilik uzmanı, mimar, inşaat mühendisi, peyzaj mimarı sıfatı taşımayanlar aday adayı olamayacak… 20-30 yıl sonra da, yerleşim yerlerimizin çatıları düzelecek..,

Her şehire bir Yılmaz Büyükerşen bulamayacağınıza göre, kentlerimize yüksek şehircilik standartların hazmetmiş başkanlar seçmeliyiz…

Belediye başkanı deyince aklımıza sadece iki kişinin gelebilmiş olması, yönetim garabetinden başka bir şey değil…

1950’lerden Osman Kavuncu, 2010’lardan Prof .Yılmaz Büyükerşen…

Sonraki binler, on binler hikaye…

Son Güncelleme : 17 Ocak 2019 11:06