Seferihisar Emlak

TMMOB Bileşenlerinin İzmir’in Kanal İstanbul’u olarak nitelendirdiği Çeşme Turizm Projesi’nde bilirkişi heyeti inceleme yapacak. Egeli Gazete’nin aktardığına göre, inceleme için ODTÜ Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nden Prof. Melih Ersoy, ODTÜ Fen Edebiyat Fakültesi Biyolojik Bilimler Bölümü’nden Prof. Cemal Can Bilgin, Gazi Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama Bölümü’nden Prof. Necibe Aydan Sat, Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bahçe Bitkileri Bölümü’nden Doç. Mücahit Taha Özkaya, ODTÜ Jeoloji Mühendisliği Bölümü’nden Doç. Koray Kamil Yılmaz bilirkişi olarak atandı.

Resmi Gazete’de 12 Şubat 2020’de yayınlanan Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi planlarının iptali için Av. Senih Özay Danıştay’a başvurmuştu. Çeşme’de 16 bin 624 hektar alana kapsayan Turizm Planlar için 27 Ekim Çarşamba günü saat 11.00’de bilirkişi incelemesi yapılacağı açıklandı. Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi planları uygulandığında 30 bin hektarlık Çeşme Yarımadası’nın yüzde 55’inin imarının değişmesi öngörülüyordu.

DENİZ YÜZEYİNİ BİLE KAPSIYOR

İzmir Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi 30 bin hektarlık Çeşme Yarımadası’nın yüzde 55’inin imarı değişecek. Çeşme Gelişim Bölgesi 5250 hektarı orman alanları üzerinde. Üstelik bu orman alanları, içinde nadir ve endemik türler barındıran, kendine has yaban hayatı ve habitatlar oluşmuş uluslararası öneme haiz doğal ve bakir, korunması gereken alanlar. 2 bin hektarı deniz yüzeyinde. 600 hektarı mera alanı. 783 bin metrekaresi tarım alanı ve zeytinlik. 3 bin 400 dekarı dikili tarım arazisi, yaklaşık 4 bin 400 dekarı mutlak tarım arazisi, 7 bin 900 dekarı da marjinal tarım arazisi. 2 bin 157 hektarı nitelikli doğa koruma alanı, bin 432 hektarı sürdürülebilir koruma alanı. Üstelik bu alanlar bir yıl önce birinci derece sit iken, yapılan değişiklikle dereceleri düşürüldü.

Planlara dahil edilen kıyı uzunluğu da tam 47 kilometre. Kamu kullanımına açık ve devlete ait olan kıyıların ve hatta tapuda kaydı olmayan deniz alanlarının turizm amaçlı bölge ilan edilmesi ve hatta özel kullanıma tahsis edilmesi söz konusu.

SİT, ORMAN ALANI, MERA VE TARIM ARAZİSİ

TMMOB’a bağlı Çevre Mühendisleri Odası, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası, Jeoloji Mühendisleri Odası, Mimarlar Odası, Orman Mühendisleri Odası, Peyzaj Mimarları Odası, Şehir Plancıları Odası ve Ziraat Mühendisleri Odası İzmir Şubelerinin meydana getirdiği çalışma grubu tarafından Çeşme Turizm Bölgesi planları iççin oluşturulan ön değerlendirme raporunda tüm kent için oluşacak ciddi zararlara dikkat çekildi.

Raporda, “Çeşme Turizm Projesi” alanında, Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca 16 Kasım 2015’te onaylanan İzmir-Manisa Planlama Bölgesi 1/100.000 ölçekli Çevre Düzeni Planı’nda ağırlıklı olarak “Orman Alanı, Tarım Arazisi, Çayır-Mera, Ağaçlandırılacak Alan” gibi yeşil kuşak alanlarının yanı sıra “Doğal Sit Alanı, 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı” gibi korunması gerekli kültür ve tabiat varlıkları bulunduğuna dikkat çekildi.

Yarımada’nın yaklaşık yüzde 55’ini kapsayan “Çeşme Kültür ve Turizm Koruma ve Gelişim Bölgesi”ndeki ormanlık alanlar, içinde nadir ve endemik türler barındıran, kendine has yaban hayatı ve habitatlar oluşmuş uluslararası öneme haiz doğal ve bakir, korunması gereken alanlar olduğunun ifade edildiği raporda, bu alanlarda turizm vb. amaçlı tesislerin yapılmasına izin verilmesinin bölgenin büyük çapta zarar görmesini kaçınılmaz hale getirecek olup taraf olduğumuz Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi’ne ve Anayasa’ya aykırı bir uygulama olacağı belirtildi.

ŞEHİRCİLİK İLKE VE PLANLAMA ESASLARINA AYKIRI

Raporun sonuç bölümünde, “Sadece mesleki açıdan değerlendirdiğimizde bilimsel dayanaktan yoksun olarak gördüğümüz söz konusu proje, şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına ve yürürlükteki yasal mevzuata aykırı olması nedeniyle uygulanabilir olmadığı gibi Kamu ve Doğa yararına da aykırıdır. TMMOB’ye bağlı meslek odaları olarak bilgi birikimimizi kentimizin kalıcı çıkarları için kullanmak, sermayenin saldırılarına karşı kentimizi ve doğamızı korumak toplumsal sorumluluğumuzdur. Sürece ilişkin yaşanacak gelişmelere bağlı olarak kamuoyuna gerekli bilgilendirmeler yapılacak olup başta üyelerimiz olmak üzere, tüm İzmir halkını ve ilgili bütün kurumları bu sorumluluğa ortak olmaya davet ediyoruz” denildi.