Seferihisar Emlak

Kim derse ki; ‘’Beni kandıramazlar’’ inanmayın. Bir anımı anlatayım. 1994 yılıydı. Suzuki marka mavi cip ile ofisime bir tanıdığım geldi. ‘Aracın güzelmiş’ deyince, “Gel seni gezdireyim” dedi.

Bindik, Doğanbey’e doğru gederken, “Beğendiysen satayım sana. İki ay oldu alalı ama bana küçük geldi, bunu satıp büyüğünü alacağım ama bunun bankaya 750 lira 3 taksiti var, taksitler bitince sana devredebilirim. Aracımın sıfırı 4 bin lira, sana üç bin liraya vereyim” dedi.

Kabul ettim. Hani güvenilir iş adamı ya!..

Helvacı kâğıdına yazar gibi beyaz bir kağıda sözleşmemizi yazdık, aracı aldım. Aradan 6 ay geçti, hükümet binasından çıkarken icra memuru ile bir sivil vatandaş (bankacıymış) bir de benim aracıma icra geldiğine çok sevinen İmdat isimli komiser, Suzuki’yi inceliyorlar.  “Hayırdır?” dediğimde konu anlaşıldı. Meğer aracın borcu 2 bin 500 liraymış. Mavi cipimi icra deposuna kapattılar. Bana aracı satan dolandırıcıyı arıyorum, cevap yok. O aylarda Karşıyaka’daki evinde ikamet ediyordu, konutuna gittim, kapı duvar…

Yapacak bir şey yoktu. Aramızdaki sözleşmeyi aldım, cumhuriyet başsavcısına gittim, durumu anlattım. Savcı bey ile de samimiydik. “Dolandırıldım ey savcım” dediğim savcı helvacı kağıdına yazılı sözleşmeyi inceledi yüzüme yan yan baktı ve ”Sen de mi Karabulut? Ben seni akıllı zannederdim, bu şekilde araç mı alınır?” dedi. Konuyu uzatmayayım, icrada ihaleye girerek aracımı ikinci defa almış oldum…

BU KEZ’DE MUARREM İNCE’YE ÇARPILDIM!

Cumhurbaşkanlığı seçimleriydi. Muharrem İnce cumhurbaşkanı adayı ama pek çok miting konuşmalarında iban numarası veriyor ve ‘Ben bu seçimi kazanacağım, ama param yok’ diyor. Pek çok Türk vatandaşı gibi biz de İnce cumhurbaşkanlığına seçilsin de ülkemiz parlamenter sisteme geçsin düşüncesiyle ben ve eşim Fatma, İnce’nin hesabına 500’er Türk Lirası yatırdık.

Seçimlere kısa bir süre kaldığında bir TV’deki açık oturumda program yöneticisi sordu, “Muharrem bey, seçildiğinizde ülkemizi parlamenter sisteme geri döndürecek misiniz? İnce, “Hayır, ne münasebet, bu kararı halk verdi ama yine de duruma bakarız…” İşte o anda eşimle birlikte “Eyvah paramız yabana gitti” dedik ama iş işten geçti.

50 BİN AVUKATLA ANKARA’DAYIM

Seçim meydanlarında ‘Seçim günü 50 bin avukat ile Ankara’da olacağım’ dedi, bırakın 50 bin avukatı, tek bir avukat göremediğim gibi kendisi de ortalıktan kayboldu. Bunların hepsini bir kenara bırakırsak insanlar, CHP’nin önderliğinde İnce’yi ve Yalova’nın ismini sıkça duydu ama sen gel, ülkemiz, tek adam mı, parlamenter sistem mi tartışmalarıyla toz duman  iken, ayrıl ve “Ben memlekettin tek lideri olacağım” de…

BAŞKANIM, VEKİLİM ATİLA SERTEL’E MEKTUP

Sevgili başkanım, pandemi koşullarında Angara’ya gelebilmem mümkün değil. Gelsem de Muharrem İnce, paramı isteyeceğimi fark eder, beni görmezlikten gelir. Senden ricam, Muharrem arkadaşa gönderdiğimiz paraların makbuzlarını sana göndersek de sen bu adamdan paramızı alsan ve İzmir gezilerin sırsında bizim köyümüze de gelsen, gelirken paramızı da getirsen olur mu? MuharremOlmaz’ filan derse, lütfen canını sıkma, gönderdiğimiz paralar belgeli, avukata verir alırız…