Seferihisar Emlak

Seferihisar’ın 40 yıllık uluslararası emlakçısı Mustafa Karabulut’u “40 yıldır tanırım” desem hiç de abartı olmaz… Kendisini, Yeni Asır Bölge Haberleri’nde çalıştığım yıllarda, asli görevi emlakçılık yanında, basın sektörüne ilgisi ile de tanıdım.

Ben Hürriyet, Sabah, tekrar Yeni Asır derken o hep emlakçı kaldı, Yeni Haber ismi ile çıkardığı gazetenin patronu kaldı, Yeni Asır’ın muhabiri kaldı. Ama, benim tüm ihmal etmişliğime rağmen sürekli aradı, hal hatır sordu, zaman zaman da vefasıyla yüzümü kızarttı. Ama ben de hep bildim ki; Seferihisar’da bir dost, bir Mustafa Karabulut var… Her yolum düşüşünde mutlaka uğramaya yanına uğrayıp görmeye çalıştım…

Kendisi ile zaman zaman ailece de görüştük…

Eşi Fatma Hanım bacımız, oğulları İnanç ve Fatih evlatlarımız, gelini Yasemin gelinimiz, torunları Ekin ve Başak da torunlarımızdır…

Nitekim 6 aydır Seferihisarlıyım ve bunun tek nedeni de Mustafa Karabulut’un, bir gece hatır sormak için telefon etmesinden sonra sitem edip “Seni bir türlü Seferihisarlı yapamadık be ağabey…” demesine verdiği “Ev bul geleyim…” cevabımdan ibarettir…

Ama bu vefa sohbeti, çoğunuza “geyik muhabbeti” gibi gelse de, bir kaç gün sonra arayan Karabulut’un “Dubleks bir ev hazır ağabey… İstediğin zaman buyur” lafı ile, işin ciddiyeti, samimiyet boyutu, alışageldik dostluk ölçülerinin dışına fırlar…
…………………..
Aslında ben zor adamımdır.. Zor beğenen, zor dostluklar kuran, zor da düşman olan… Önüne çıkan her insana, bir çaydan sonra “iyi kişidir”, ya da “kötü kişidir” damgası yapıştırmayan…

Bilir misiniz; “Tüm insanları severim” lafı, nefret ettiğim, kullanıcısına da kötü puan verdiğim bir laftır… Neden… Çünkü bu sıradan lafın içinde, sevgiyi hak eden insanların hakkının yenmişliği, o sevgililerin birden sıradanlaştırılmışlığı apaçık ortadadır.

Ben insanları değil, kişileri severim…
Ben tüm hayvanları değil, kedileri, köpekleri, kuşları severim…
İnsanlardan da Mustafa Karabulut gibi dostları severim…
Sevgi şartlarım ağırdır… Analizlerim acımasız, sentezlerim derindir…
Karabulut da bu analizlerden, sentezlerden geçtikten sonra “iyi adam”dır…

Mustafa Karabulut, geçimini sağladığı emlak bürosunun sahibi, her sayısını cebinden para, ekmeğinden lokma keserek yayın hayatını sürdürdüğünü bildiğim Yeni Haber Gazetesi de meğer 40 yıldır çıkarmış… Ve bu gazete ve sahibi, bu uzun süre içinde bir o kadar kaymakam, bir o kadar belediye başkanı, bir o kadar bürokrat geçtiği halde hep saygın kalabilmiş. Sadece ölçülü saygı ile, sadece doğrularla…

Geldiğim günden bu yana yeni habere çok değil, sadece 3-4 yazı yazabildim…
Geçenlerde ev sahibimin kızı Buket, “ağabey seni bir gazetede gördüm” dedi…

Bir zabıta memuru, yüzümü dikkatlice inceledikten sonra, “Sen Durmuş Odabaşı değil misin?” diye sordu.. Bir başka genç, sen “bizim belediye yönetimine fena vuruyorsun” diye eleştirdiğimi taktir etti. Yani, Yeni Haber sayesinde Seferihisar’da meşhur oldum iyi mi?

Son yıllarda onlarca yazısı, “kanı ve kişiliği beş para etmez kişileri kızdırabilir, onların kurduğu ahlaksız düzeni eleştiriyor” diye veto yemiş, bunun acısını yüreğinde hissetmiş bir gazete yazarı olarak diyorum ki; Yeni Haber, asla satılmış, kiralanmış, finanse edilmiş bir gazete değildir.

Çünkü patronu özgür olan gazete, zaten özgürdür…

Yeni Haberi 40 yıla ulaştıran tüm çalışanlara, özellikle de Mustafa Karabulut’a sevgiler ve nice nice 40 yıllar…

Samimiyetle inanıyorum ki; Seferihisar’ın Yeni Haber’e şiddetle ihtiyacı var…
Seferihisarlılar’ın da Yeni Haber’e…

Biliyor musunuz?

Yeni Haber sadece Seferihisar’da değil, Ankara’da, İstanbul’da… Hatta Amerika’da, Avustralya’da, Japonya’da bile okunabilir, okunur… Kutuplarda bile…
Yani, yayınlanan haberden Sağır Sultan’ın bile haberi olur…