Seferihisar Emlak

Seferihisar, ömrümün bundan sonrası için uzunun süre kalmayı ya da temelli yerleşmeyi asla düşünmediğim bir ilçemizdi.

bir gece sevgili arkadaşım, dostum Mustafa Karabulut’un bir gece telefon edip, yaptığımız uzun sohbetin ardından “Ağabey seni bir türlü Seferihisarlı yapamadık yaa…” demesine kadar…

İzmir’de bunaldığım günlere mi denk geldi, anlık psikolojime mi uygun düştü neyse, Mustafa’nın bu samimi davetine ani bir refleksle “Tut bir ev geleyim…” dedim…

Bir kaç gün sonra bizim Karabulut tekrar telefon etmez mi “Ağabey evi tuttum, üç aylık da peşin verdim… Sen bana ay ay ödersin… Çarşıya, pazara sağlık ocağına yakın…”

………………………

Bir hafta içinde Hıdırlık Mahallesi İnönü Caddesi’nde bir eve taşındım. Çatı dubleks sıfır bir daire… İnternet bağlatacağım, “Caddenin sağında hat var, solunda yok” dediler…

Cadde dediğin, iki aracın karşılıklı zor geçtiği bir yer.

Sinyal alabildiğim bir kaç işyeri sahibine rica ettim, vermediler…

Sonra, “Wireless internet” denen yansıma bir sistemle kısmen çözdük…

Yapı oturma ruhsatlı ama, banyoda ve ayrı tuvalette havalandırma yok…

Yağmur yağdı, çatı elek, her tarafı su bastı…

“Bu nasıl belediyecilik, bu daireye oturma ruhsatı verilir mi?”

Bir akşam üzeri eve geliyorum, sokakta yoğun kömür kokulu duman… Yaklaştım, bizim apartman yanıyor. Çünkü o yoğun duman ardına kadar açık apartmandan çıkıyor. “Eyvah… Benim daire yanmış olmasın…” diye kısa bir korku yaşadım… Öğrendim ki, kömürlü kaloriferi yakmışlar, baca çekmiyor…

“Doğal gaz?” dedim, “İnönü Caddesi’ne henüz gelmedi” cevabını aldım…

İnönü Caddesi, kenar mahalle değil, kentin bir kaç ana caddesinden biri…

Bir süre sonra sokaktaki araçları anonsla çektirdiler, doğalgaz hat kazısı yapacaklarmış…

Ardından Gediz Elektrik müteahhidi girdi, hatları yeraltına alacaklarmış. Yollar çamur deryası…

İzmir’e 50 km. uzaklıkta turistik bir kasaba değil, Anadolu’da sıradan bir kasabadayız…

Her kademeden tüm okulların tabelalarında Hepkon soyadı var… Hastane Hepkon… Yüksekokul bile Hepkon…

Abartmıyorum… Devletten çok Hepkon yapmış…

Altyapı fakiri kentte acaba devlet ve belediye onu da da mı Hepkon Ailesi’ne bırakmış…

Sit olmuş köprü…

Diyelim İzmir’den Seferihisar’a gidiyorsunuz. Güzelbahçe çıkışından girdiniz, 22 km. yayla gibi duble yol… Sığacık sapağına kadar… Oradan ötesi, 1 km kadar bir tek şerit… Kaldırım, indirim diye bir şey yok… Toz toprak… Garaj çıkışı her an kaza tehlikesi… Duble yolun yıllar önce yapılmış köprüsü bile var ama, yol bir türlü yapılıp da köprü devreye alınmamış.

İlçe çıkışında tekrar yayla gibi duble yol başlıyor.

Boş köprü, kullanılmadan tarihi eser olmaya doğru hızla gidiyor.

Olay bir ihmal midir, Karayolları’nın kastı mıdır, anlayamadım.

Sonra aklıma geldi…

AKP’li Belediye Başkanı Hamit Nişancı döneminde başlatılan kent geçişi yol çalışmaları, CHP’li Başkan (Tunç Soyer) seçilince, kent geçişini olduğu gibi bırakıp gitmişler, bir daha da uğramamışlar.

Bu büyük sorunu, daha da ilerisi yol ayıbını kimsenin de dert ettiğini görmedim.

Belediyeyi yönetenlerin de, insanların da şehircilik standardı düşük…

Yazık…