Seferihisar Emlak

Belediye Meclislerini takip etmeyi severim. İzmir’de çalışırken Büyükşehir’inkileri bazen yerinden bazen çevrimiçi olarak takip ederdim. Yeni Haber’de işe başlayınca Seferihisar Belediye Meclisi’ni de takip etmeye başladım. Temmuz, Ağustos, Eylül. Üçüne de izledim. Üçünde de tabletimde yazarak yetişemezsem diye telefonumla ses kaydı aldım. Bir yandan fotoğraf çekip bir yandan yazınca her ayrıntıyı kaçırmamak için illaki ses kaydını alıyorum. Bugüne kadar da kimse bana, “ses kaydı alamazsın” demedi, hiçbir gerginlik yaşamadım.

Lakin 7 Eylül Salı saat 11’de başlayan Meclis toplantısı ile ilgili dün gazetemizin e-postasına AKP basın birimi tarafından bir bülten düştü. Bültende şu ifadeler yer alıyordu; “Belediye Meclisini takip eden basın mensuplarının konuşma kürsüsüne ses kayıt cihazı koyması gerginliğe neden oldu. Belediye Başkanı İsmail Yetişkin’in olmadığı meclis toplantısına başkanlık yapan CHP’li meclis üyesi Sinem Koç Karaman’ın basın biriminden ses kayıt cihazlarının toplanmasını istemesi, AK Parti tarafından itiraza neden oldu. İtiraz üzerine basın biriminden görüş isteyen Karaman gelen yanıt üzerine ses kaydı alınmasına engel oldu”

Yoo engel olunmadı.

Ses kaydımı aldım, gazetem için 3 ayrı haber çıkardım o ses kaydından. Ama benim başka bir taktiğim var. Telefonumu masanın üstüne koymayı vicdani olarak uygun görmüyorum. Tabiki koyulabilir ama ben uygun görmüyorum. Baktım önemli bir ayrıntı geliyor, konuşan kişiyi rahatsız etmeyecek şekilde yanına gidip telefonumu tutuyor ve ses kaydını alıyorum. O gün de öyle yaptım. Örneğin Ahmet Mirze ve Ümit Cingöz’ün önemli bulduğum konuşmalarını yanlarına giderek kaydettim. Sonrasında haberde bir yanlışlık olmasın diye de iki Meclis üyesini arayıp yazacaklarımı teyit ettim.

Yani maksat gerçek haber yapmaksa o haber için değişik taktikler uygulayarak ses kaydı alınır, haber yapılır. Zaten Meclisler kamuya açık alanlardır. İsteyen gelir izler, kimse de “izleyemezsin, ses kaydı alamazsın” demez. Öyle olmasa ben size Meclis’ten üçtür nasıl haber getirirdim.

6 yıllık meslek hayatımda haber takibi sırasında genellikle emniyetle sorun yaşadım. Yok basın kartın nerede, (sanki herkese veriyorlarmış gibi) yok telefonuna bakayım, yok ötede dur, yok etten, kalkanlardan duvar örmeler.

Ama gazetecilik pratiklerle de geliştirilen bir iş. Nerede, nasıl bir yol izleyeceğini zamanla öğreniyorsun. Bir itirazda hemen vazgeçmiyorsun. Kendine yollar ediniyorsun. Gerçek haberin peşindeysen de darp da edilsen, gözaltına da alınsan, ifadeye de çağırılsan halkın haber alma özgürlüğü önünde engel olsa da hallediyorsun.